S E D AT K A R D A Ş
Çü Nemrûd aña emr-i nâr …ıldı
Kilµm ol âteşi gül-zâr …ıldı
Nemrut ona ateşe atılma emri ver-
diğinde, kilim o ateşi gül bahçesi
kıldı.
Kilµmiñ ¡izzetine ◊a… Te¡âlâ
Buyurdu âteşe berden selâmâ341
Allahü Teâlâ kilimin yüceliğine,
ateşe serin ve esenlik ol buyurdu.
400 Bedel İsm⡵l’e kebş-i ¡a@µmi
¢ılınca ar≥ u eflâk na@µmi
İsmail yerine yerin ve göklerin
yaratıcısı, büyük koçu bedel kılın-
caca…
Eder cildini anıñ §ofra ol dem
¢alır bu §ofra andan yâdigâr hem
o zaman onun derisini sofra etti.
Bu sofra da ondan yadigâr kalır.
Kilµm oluşdu lµkin köhne yâ mµr
Koçuñ şa¡rından anı …ıldı ta¡mµr
Ey mir! Kilim eskimesine rağmen
onu koçun kılından tamir etti.
Edip bir «ır…a anı …ıldı pûşiş
Ya…ıp ol şem¡i ≠ikre etdi kûşiş
Onu bir hırka edip örtü yaptı. O
mumu yakıp zikre gayret etti.
¢açan gelir idi aña müsâfir
Ederdi bas†-ı §ofra bµ-münâfir
Ne zaman ona misafir gelse, üşen-
meden sofra kurardı.
405 Ederdi ≥iyafe ol Ekremullâh
Bu idi ¡âdeti üş Şâhidullâh
O Allah’ın cömerdi ziyafet verir-
di. Çünkü Allah’ın şahidinin âdeti
buydu.
»alµl bu dünyayı çün terk …ıldı
Bular İsm⡵l’e mµrâ& oldu
Halil bu dünyayı terk ettiği zaman,
bunlar İsmail’e miras oldu.
Erişir ba¡de Eyyüb’e da«ı
Gelir nevbet ile Ya¡…ûb’a da«ı
Sonra Eyüb’e de erişir. Yakub’a da
sıra ile gelir.
¢ılınca beytü’l-a√zân içre yâsı
Alırdı üzerine ol palâsı
Gam ve keder yuvası içinde yası
kılınca, o eski kilimi üzerine alırdı.
Eder ol §ofrayı mihmâne mebsû†
Ya…ıp şem¡i eder ol ◊a… ’a merbû†
O sofrayı misafire açardı. Mumu
yakıp O Allah’a ulaşırdı.
410 ªuhûr edince Mûsâ-i Kelµm’i
Alır ol §ofra vü şem¡i kilµmi
Musa-i Kelim ortaya çıkınca, o
sofra ve mumla birlikte kilimi alır.
13b
‰aleb …ılınca dµdâr-ı müheymen
Ya…ardı olmasa bu nâr-ı Eymen
Allah ile görüşmeyi talep edince,
bu Eymen ateşi olmasa yakardı.
341 Bkz. İktibaslar, Nu: 11.
A L İ N İ H A N Î ’ N İ N M A N Z U M H A C I B E K T A Ş – I V E L İ V E L A Y E T N A M E S İ
Be…â Mûsâ’nıñ olunca †uraπı
Alır anlar ile Yûşa¡ çerâπı
Musa’nın durağı Beka olunca,
Yuşa onlar ile meşaleyi alır.
Giyerdi «ır…ayı bâ-i¡ti…âdµ
Ederdi anıñ ile hem cihâdµ
Hırkayı inanç ile giyerdi. Onunla
din uğruna savaş da ederdi.
Bulurdu «ır…a ¡izzine @aferler
Edemezdi ziyân hµç bir neferler
Hırkanın yüceliğine zaferler kaza-
nırdı. Hiçbir asker zarar veremezdi.
415 Nebµ oldu…da andan §oñra Dâvûd
Delµl ü §ofra «ır…a oldu mevcûd
Ardından Davud peygamber oldu-
ğunda, delil, hırka ve sofra hazır
oldu.
Velµ vâri& olur §oñra Süleymân
Anıñçün tâbi¡ oldu ins ile cânn
Ancak sonra Süleyman mirasçı
olur. Onun için insan ve cin taifesi
tabi oldular.
Anıñ mülküne bular oldu bâ¡i&
Bulara §onra Ya√yâ oldu vâri&
Onun mülküne bunlar devamlılık
sebebi oldu. Bunlara sonra Yahya
varis oldu.
Nihâl-i ¡ömrüne çün sâye erdi
¢amusu anlarıñ ¡µsâ’ya erdi
Ömrünün fidanına gölge erdiği
için, onların tamamı İsa’ya erdi.
Ecel pençesi …ıldı aña √amle
»udâ emr etdi »ı≥r’a aldı cümle
Ecel pençesi ona hamle kıldı. Al-
lah emretti, Hızır hepsini aldı.
420 İşit mı…râ≥ da«ı almış idi
Ki Dâvûd-ı Nebµ’den …almış idi
İşit, Davud peygamberden kalan
makası da almıştı.
Buları »ı≥r ederdi cümle ma√fû@
Olurdu bular ile …albi ma√@û@
Bunların hepsini Hızır muhafaza
ederdi. Kalbi bunlar ile hazlanırdı.
¢adem ba§dı…da ≠âtıñ bu cihâne
Saña getirdim andan bµ-bahâne
Senin zatın bu dünyaya ayak bas-
tığında, ondan sana bahanesiz ge-
tirdim.
Mu√a… a… çün Nebµ’ler serverisin
Da«ı «ir zamân peyπamberisin
Muhakkak peygamberlerin başı
olduğun gibi, Ahir zamanın da
peygamberisin.
Vücûd-ı cûduñ ile oldu mevcûd
Seniñ nûruñla Âdem oldu mescûd
Cömertliğinin vücudu ile var oldu,
Senin nurunla Âdem kendisine
secde edilen oldu.
425 Çü sensin ifti«âr-ı enbiyânıñ
¡Alµ’dir mih-teri her evliyânıñ
Nasıl ki enbiyanın iftiharı sensin.
Her evliyanın da büyüğü Ali’dir.
S E D AT K A R D A Ş
Said to the one who is the master of the master 342 for the king you
For the sake of Allah you made your body
For the king you made it, you said.
For the sake of Allah you made your body (with him)
to be pure.
O mother of the beloved, O Ahmed is needed
O mother of the beloved, who is better than the one who is gathered
O Ahmed! It is necessary to show respect to him.
Submit to him, for it is better.
When the branch of guidance blooms, the crown is taken into the hand
When the branch of guidance blooms, the crown is taken into the hand.
The eye of the one who knows the truth opened, he looked at the crown that leads to the right path.
14a 430 This verse is written around it
What should I cover with the sign
This verse is written around it. What
should I show covered with.
That there is no god but Allah and His promise
He said there is no partner for Him after Him
That there is no one to worship except Allah and He is the only god, after Him there is no partner, he read.
To Him belongs the kingdom and to Him belongs the praise, it is said
What did He write then listen to the voice of the Tur
All the kingdom and all the praises
belong to Him, it is written. Then what
has the creator of Tur written, listen.
In him is given life and death
And He is the one who does not die
In him is given life and death, He is the one who does not die, it is written.
He holds the good and He is the one who is able over all things
Also He holds all good, and He is the one who is able over all things and is powerful, he says.
435 Because Ahmed read the writing of the crown
With the honor of the Surah, Ahmed came
Ahmed read the writing of the crown, and he presented it with honor.
Aluban again that king of the message
He took the robe and visited
That king of the message took the robe and visited.
Ba…uban the one who is the master of the robe
Who is the one who wrote the power of the robe
That great person looked at the robe’s shoulder with the power of the robe’s writing.
That is the one who is the Mighty and the Veiler, also
Because that is the one who is the Merciful and the Generous, the one who is the Merciful and the Generous, it is written.
342 See. Iktibaslar, No: 12.
A L İ N İ H A N Î ’ N İ N M A N Z U M H A C I B E K T A Ş – I V E L İ V E L A Y E T N A M E S İ
Miyân-ı «ır…aya …ıldı na@ar tâ
Written when he looked at the middle of the robe
These names are written when he looked at the middle of the robe.
440 Written yâ Kerµmu yâ ~abûr uş
Da«ı yâ Mürşµdü hem yâ Şekûr uş
Because it is written yâ Kerîmu yâ Sabûr
yâ Mürşîdu and yâ Şekûr are also written.
Da«ı yeñlerine ba…dı…da gördü
These names reached the meaning and the symbol
When he looked at the end of his arm, he saw. These names reached the meaning and the symbol.
One is yâ Vâ√id and yâ A√ad
One is also yâ Ferd and yâ ~amed
One is yâ Vâhid and yâ Ahad, and
one is also yâ Ferd and yâ Samed.
When it was completed, the robe of the La†µfe
He took the candle and the honor
When the beautiful robe was completed, he also took the candle of honor.
He sees a mirror-like thing
There are three difficult stars in it
He sees a transparent glass-like thing. There are three white balls in it.
445 Alır pes §oñra mı…râ≥ı Mu√ammed
It becomes like that because of Muhammed
Muhammed became like that, so he took the scissors after him.
Dedi Cebr♵l’e ol şâh-ı Mürsel
¢amunuñ a§lını …ıldıñ mufa§§al
That messenger (Hz. Muhammed) said to Cebrail, explain the origin of all of them in detail.
Velµ mı…râ≥ı da«i söyle …ardaş
Beyânın da«ı anıñ eyle …ardaş
But the brother also said, explain the meaning of it.
Edince A√med aña bu «i†âbı
This way he gives the answer
Ahmed gave him this message in this way, he gave the sufficient answer.
14b
Dedi ol dem ki İbrâhµm eyâ nûr
When he was commanded to sacrifice his son
O light! When he was commanded to sacrifice his son, he said.
450 ¢odu √ul…ûm-ı İsm⡵l’e kârid
Velµ kesmedi bu √âl oldu bârid
He put the knife to the throat of Ismail; however, he did not cut, this situation became pleasant.
∏a≥ab …ıldı bıçâπa çaldı sengµ
He hit the stone with the knife, and split the stone into two
He became angry and hit the stone with the knife. Immediately, he split the stone into two.
»alµl-i ◊a… eder bu √âle √ayret
Baña ol demde oldu emr-i ¡izzet
Abraham (a.s.), the friend of Allah, was amazed at this situation. At that time, a great command came to me.
S E D AT K A R D A Ş
Getirdim ben cinândan ya¡ni …urbân
Dedim İbrâhµm’e ◊a… ıldı i√sân
Sözün kısası ben cennetten kurban
getirdim. İbrahim’e Allah ihsan
etti, dedim.
Bu kebş-i Cennet oπluña bedeldir
Al İsm⡵l’i lu†f-ı lem-yezeldir
Bu cennet koçu oğlunun yerine-
dir. Zeval bulmayan Allah’ın lütfu
olan İsmail’i al.
455 Olunca çün bu emr-i Kird-gâr uş
»alµl’den …aldı kârd-ı yâd-gâr uş
Allah’ın bu emri olduğundan, işte
bu bıçak Halil’den yadigâr kaldı.
Bu kârd da«ı anlarla berâber
Erince ◊a≥ret-i Dâvûd’a server
Hükümdarlık Hazreti Davud’a
erince, bu bıçak da onlarla bera-
ber…
Bıçaπı …ıldı bir mı…râ≥-ı merπûb
Mü&ebbe… hem miyânı şöyle ki «ûb
Ortası güzel ve delinmiş olan bı-
çağı rağbet edilen bir makas yaptı.
O demden …aldı bu mı…râ≥ıñ a§lı
Ki bir bir şer√ …ıldım işbu fa§lı
Bu makasın aslı o zamandan kaldı.
Ki işte bu bölümü bir bir açıkladım.
Ver icrâ yâ Resûlullâh …a≥âya
Edip teslµm ¡Alµ-i Murta≥â’ya
Ey
Allah’ın
Resulü!
Aliyyül-
Murtaza’ya teslim ederek kazayı
yerine getir.
460 Edince …ı§§a-i Cibrµl nihâye
Gider i≠niyle Sidret-ül-müntehâ
Cebrail’in hikâyesi son bulunca
izniyle sidretü’l-münteha’ya gider.
Bu √âle şâd olup ma√bûb-ı Ra√mân
Eder da¡vet gelir pes Şâh-ı Merdân
Allah’ın sevgilisi (Hz. Muham-
ed) bu duruma sevinip, davet
eder, sonra Hz. Ali gelir.
Çü ta¡lµm eleyip bir bir peyπamber
Emânâtı eder teslµm-i ◊aydar
Peygamber bir bir ders verip,
emanetleri Hz. Ali’ye teslim eder.
¢abûl eyledi çün şâh-ı Necef pes
Müyesser πayra olmaz bu şeref pes
Ondan sonra Necef’in şahı (Hz.
Ali) kabul etti, bu şeref başkasına
nasip olmaz.
Alır §oñra ◊asan ol pâk-i sµne
Verir yevm-i şehâdet ol ◊üseyn’e
Ardından o temiz yürekli Hasan
alır, şahitlik etme günü onları
Hüseyin’e verir.
465 Velµ bir πayri var da«ı rivâyet
Alınca anları şâh-ı velâyet
Ancak başka bir rivayet daha var.
Hz. Ali onları alınca…
Resûlullâh’ıñ a§√âbı işitdi
¢ulaπ ur anlara kim ne iş etdi
Resulullah’ın ashabı işitti. Onlara
kulak ver ki ne iş ettiler.
A L İ N İ H A N Î ’ N İ N M A N Z U M H A C I B E K T A Ş – I V E L İ V E L A Y E T N A M E S İ
Dediler yo… mudur hµç bize …ısmet
¡Aceb degil miyiz şâyân-ı himmet
Bize hiç kısmet yok mudur? Acaba
gayret etmeye layık değil miyiz?
Dediler.
15a
Olur peyπambere ma¡lûm bu a√vâl
Çı…ar bir cum¡a gün minbere fi’l-√âl
Peygamber bir gün bu durumu öğ-
renir. Bir Cuma günü hemen min-
bere çıkar.
¢ılıp da¡vet ¡Alµ hem oldu §â¡id
Alır gönleğine Ma√mûd u ◊âmid
Davet edip Ali de yukarı çıktı. Şük-
reden ve övülmeye değer Hz. Mu-
hamed onu bağrına basar.
470 Dedi ço… görmeñ ey a§√âb u âlim
¡Alµ ile bir olmuşdur me™âlim
Ey ashap ve ailem! Çok görmeyin,
Ali ile bir olmuştur neticem, dedi.
Dedim la√muke la√mµ343 oldu &ânµ
Ki birdir cismimiz görüñ nişânı
İkinci kez etin etimdir dedim. Ki
cismimiz birdir alametini görün.
~a√âbe der-¡a…ab heb nâ@ır oldu
Görürler başı iki ten bir oldu
Arkasından sahabenin hepsi baktı,
başı iki bir beden olduğunu görür-
ler.
Ta¡accüb etdiler bu √âle a§√âb
Ederler ¡izzetini cümle a√bâb
Ashaptan olanlar bu duruma şa-
şırdılar. Bütün dostları hürmetini
ederler.
Dedi A√med benim ¡ilme Medµne
¡Alµ oldu …apı ol şehr-i dµne
Ahmed, ilme Medine benim dedi.
Ali o din şehrine kapı oldu.
475 Buyurdu da«ı A√med fa≥l-ı bisyâr
Bir oldu birbiriyle anda dört yâr
Ahmed de daha çok fazilet buyur-
du. Orada dört dost (dört halife)
birbirleriyle bir oldu.
Resûlullâh çü geldi «alvetine
Erişdi yâr u a√bâb «idmetine
Allah’ın resulü tenhaya çekildiğin-
dede, yar ve dostları hizmetine erişti.
Dedi Selmân’a ol «ayrü’l-berâya
Var ol «ır…ayı getir bu araya
O halkın en hayırlısı Selman’a var
o hırkayı buraya getir, dedi.
Hidâyet «ır…asın Selmân getirdi
Resûlullâh √u≥ûruna yatırdı
Selman hak yolunun kılavuzu olan
hırkayı getirdi, Resulullah’ın hu-
zuruna serdi.
Buyurdu A√med ol yâr-ı kibâre
Ederler «ır…ayı tâ çâr pâre
Ahmed o nazik dosta hırkayı dört
parçaya bölmesi için emretti.
343 Bkz. İktibaslar, Nu: 12.
S E D AT K A R D A Ş
480 O çârı …ısmet etdi çâr-yâre
Olur merhem-pezµr uş dilde yâre
O dört parçayı dört dosta paylaş-
tırdı. Gönüldeki yara işte böyle ilaç
bulur.
¢odu §andûπuna herkes na§µbin
Ne etdi gör »udâ’nıñ ol √abµbin
Herkes payına düşeni sandığa
koydu. Allah’ın o sevgili kulunun
ne ettiğini gör.
Dedi getirsin herkes √i§§esini
¢ulaπ ur nice oldu …ı§§asını
Herkes payını getirsin dedi. Hikâ-
yesinin nasıl olduğuna kulak ver.
Varıp durdu da«ı §andûπu aldı
◊u≥ûr-ı Mu§†afâ’ya cümle geldi
Varıp durdu sonra sandığı aldı.
Mustafa’nın huzuruna hepsi geldi.
Mu√ammed açdı bir bir anları hem
Görünmez pâre mevcûd iken a…dem
Muhammed, onları da bir bir açtı.
Daha önce mevcut iken parçalar
görünmez.
485 ¡Alµ’niñ açdı §andûπunu …ıl gûş
‰urur mevcûd bir olmuş pâreler uş
Ali’nin sandığını açtı kulak ver.
Parçalar birleşmiş hazır durur.
Tamâm ol «ır…a §andû… içre mevcûd
Bulundu kim budur ta…dµr-i ma¡bûd
O hırkanın tamamı sandık içinde
bulundu ki Allah’ın takdiri budur.
15b
¢apaπın §andıπıñ ol dem ki açdı
Hemân cevlân edip ol «ır…a uçdu
Sandığın kapağını açtığı zaman, o
hırka, o anda uçup dolaştı.
¢arârın buldu hem edip i¡âde
¡Aliyyü’l-¡âlâ vü …adr-i ¡alâda
Tekrar geri gelip yerinde kadri
yüce Ali’de karar buldu.
Ki kendi kendiye pûşµde oldu
Bu pûşişte degil gûşµde oldu
Ki kendi kendine örtünüp katlandı.
Bu örtünme değil açılma oldu.
490 Bu âyet ol zamâni oldu nâzil
Velâyetde olup ref¡ü’l-menâzil
Bu ayet o zamanda indi. Velilikte
yükseğe çıkıp, yüceldi.
¢al’Allâhü Te¡âlâ ve …ulil √amdu
lillâhille≠µ lem yette«ız veleden ve
lem yekun lehu şerµkun fµl mulki ve
lem yekun lehu veliyyun mine’≠-≠ulli
ve kebbirhu tekbµren.344
Allah buyurur ki; Çocuk edinme-
yen, hâkimiyette ortağı bulunma-
yan, acizlikten ötürü bir dosta da
ihtiyacı olmayan Allah’a hamdol-
sun de ve tekbir getirerek O’nun
şanını yücelt.
Diger var yine bir …ul-i mu§a√√a√
Rivâyet eylemişler anı ber-§a√√
Yine, doğru sözlü bir kul o hususu
gerçekten şöyle rivayet etmiş.
344 Bkz. İktibaslar, Nu: 13.

