İslami Ahlak · Haziran 18, 2026

Molla Fenari ve Bayezid’e Şahit Olmama Reddi: Bir İhtilaf

Molla Fenari’nin Sultan Bayezid için şahitlik etme konusundaki ret talebi, Osmanlı toplumunun adalet anlayışına ve yönetici ile alim arasındaki hassas dengeye dair eşsiz bir pencere sunmaktadır. Molla Fenari‘nin …

Molla Fenari’nin Sultan Bayezid için şahitlik etme konusundaki ret talebi, Osmanlı toplumunun adalet anlayışına ve yönetici ile alim arasındaki hassas dengeye dair eşsiz bir pencere sunmaktadır. Molla Fenari‘nin mirasının önemli bir parçası olan bu kritik an, İslam prensiplerini güçlü otorite karşısında bile gözetmenin önemini vurgulamaktadır.

Alimin Duruşu

Molla Fenari, tanınmış bir hukukçu olarak, Sultan Bayezid’in dahil olduğu bir davada şahitlik yapamayacağını beyan etmiştir. Bu kararı, derin dini inançlara ve İslam hukukunun bütünlüğünü koruma taahhüdüne dayanmaktadır.

Padişah’ın Sorgusu

Kararının nedenlerini Sultan’a şu şekilde açıklamıştır:

“Ey Padişah! Sizi topluluk içinde görmüyorum. Bu milletin önderleri olarak, sizler salih amelleri göstererek ön saflarda yer almalısınız… Eğer topluluğunla birlikte hareket etmezseniz, halka kötü örnek olursunuz ki bu da şahitliğinizin kabul edilmesini engeller.”

Bir Padişah Cevabı

Başka bir rivayete göre, Niğbolu zaferine minnet ifadesi olarak Sultan Bayezid, Bursa’daki ünlü Ulu Camii’nin inşaatını yaptırmış ve beş vakit namaza başlama kararı almıştır. Daha sonra Fatih Sultan Mehmed (Fatih), gönderdiği hükümlerde illere manevi bakımdan camilerin korunması yönünde bir direktif eklemiştir:

“İslam’ın yüce emirlerine, buyruklarına ve yasaklarına riayet etmede ihmal ve tembellik olmamalıdır! Camiler ve medreseler cemaatsiz, harabeye dönüştürülmemelidir! Bu mübarek yerler, İslam dininin güçlü ve daim olması ve maddi ve manevi zaferlerin elde edilmesi için doldurulmalı ve gelişmelidir!”

İlahi Rehberlik

Fatih’in bu bağlılığı, şu ayeti zuhumla içselleştirme arzusunu yansıtmıştır:

“Onlara yer yüzünde bir güç verilirse şüphesiz ki namazı kılarlar, zekatı verirler, marufu emreder, münkerden nehyederler. Biten işleri Allah’a aittir.” (Bakara: 41)

İman Mirası

Osmanlı ordusu, Avrupa’ya yaptığı seferler sırasında geçtiği her bölgede camiler inşa etmiştir. Necip Fazıl bunu şu şekilde veciz bir şekilde ifade etmiştir:

“Kubbeleri yeryüzüne saçan ordu!”