Dilin Muhafazası ve Gıybetin Mahiyeti
İnsanın manevi yolculuğunda önüne çıkan en tehlikeli tuzaklardan biri, diline sahip olamaması ve başkalarının arkasından konuşmasıdır. Gıybet, sadece sosyal bir nezaketsizlik değil, aynı zamanda kulun ruhunu karartan ve ibadetlerini yok eden korkunç bir hastalıktır. Ferîdüddîn Attar (k.s.) kardeşlerimize dilini ağzında hapsetmeyi, çok konuşmanın gönlü öldüreceğini, Hak adını çalıp çırpmak için anmamayı öğütler. Gıybetin yıkıcılığı o denli büyüktür ki, Yunus Emre bu durumu "kişinin ağzındaki hayzı (menstruasyon hali)" olarak nitelendirmiş ve gıybet edenin ilahi rahmetten mahrum kalacağını belirtmiştir. Bu yüzden gerçek dervişlerin ve Hakk'ı arayanların, gönüllerindeki gıybet ve kin ateşini söndürmeleri elzemdir.
Doğru Bile Olsa Gıybetin Kötülüğü
İnsanların düştüğü en büyük yanılgılardan biri, söyledikleri şeyin "doğru" olması durumunda gıybet sayılmayacağını düşünmeleridir. Oysa Şeyh Sadi'nin hikmetli sözlerinde belirttiği gibi: Birisini gıybet ettiğin zaman, söylediğin şey doğru dahi olsa, sen kötü bir duruma düşmüş olursun. Gıybet, kendi manevi kazancını (sevaplarını) başkasına devretmektir. Mergazlı bir velinin "Eğer ben insanları gıybet edecek olsam, anamdan başkasını gıybet etmezdim; zira akıllı insanlar bilirler ki, insanın ibadet ve taatinin anasına verilmesi en münasip olandır" şeklindeki düşündürücü ifadesi, gıybetin kişinin kendi sermayesini nasıl başkasına hediye ettiğini açıkça gösterir. Bir kimse başkasını kötülediğinde, aslında kendi içindeki karanlığı ifşa etmiş olur. Sana gelip başkasını kötüleyen, yarın başkasına gidip seni kötüleyecektir,.
Fitne, Söz Taşıma ve Sessizliğin Altın Kuralı
Gıybetin bir adım ötesi söz taşıyıcılık, yani nemimeliktir (gammazlık). Söz taşıyanlar, insanlar arasındaki eski husumetleri tazeler, sönmüş ateşleri yeniden alevlendirirler. Kavga, iki kişi arasında yanan bir ateştir; söz taşıyan kimse ise o ateşi söndürmemek için habire odun taşıyan bir oduncu gibidir. Bu sebeple maneviyat erleri, konuşulacak yerde susmanın ve susulacak yerde gereksizce konuşmanın büyük bir akıl hafifliği olduğunu belirtmişlerdir. Kişi, boş heveslerle başkalarının ayıplarını aramak yerine kendi kusurlarına odaklandığında, hakiki manevi kuvvete erişir. Dilini koruyan, imanını korumuş, kalbini haset ve gıybetten temizleyen ise gerçek huzura kavuşmuş olur.

