Kibrin Mahiyeti ve Şeytani Özü
Kalp hastalıklarının en sinsi ve yok edici olanı kibirdir. Kibir, kişinin kendini başkalarından üstün görmesi, nefsini yüceltmesi ve hakikate karşı büyüklük taslamasıdır. Ferîdüddîn Attar, "Nefsinin bir kıymeti olduğuna inanan bir kimsenin tevazudan aldığı hiçbir nasip yoktur" diyerek kibrin tevazu ile asla bir arada bulunamayacağını kesin bir dille ifade eder. Kendi ibadetine, ameline veya ilmine güvenerek böbürlenmek, şeytanın en bilindik tuzağıdır; zira İblis de kendi yaratılışına güvenip emre itaat etmemiştir. Yunus Emre hazretleri, "Kibr ü menidir subaşı, delim kişidir yoldaşı / Sen olmağıl anın eşi, ona uyan yoldan azar" mısralarıyla kibrin insanı hak yoldan saptıran bir başkomutan olduğunu vurgular.
Amellere Güvenmekten Gelen Gizli Gurur
Bazı insanlar zahiri günahlardan uzak dursalar bile, yaptıkları ibadetler yüzünden kalplerine gizli bir gurur yerleşir. Bu, zahiri günahtan çok daha tehlikelidir. Sadi Şirazi'nin naklettiğine göre, günahından sakınmayan (ama hatasını bilen) bir cahil, kendini kusursuz sanan ve ibadetiyle gururlanan bir alimden daha hayırlı olabilir; zira biri bilgisizlikten günah işlerken diğeri gözü açıkken kuyuya düşmektedir. Hakiki arifler, yaptıkları en büyük iyilikleri ve ibadetleri bile kendi nefislerinden değil, Allah'ın bir lütfu olarak görürler. "Ben kıldım, ben başardım" demek yerine, "Rabbim nasip etti" diyerek tevazu hırkasına bürünürler. Kendinde varlık ve kudret vehmeden kişi, ihlası zedelemiş olur.
Tevazuun İnsanı Yüceltmesi
Tevazu, kişinin kendi hiçliğini ve Rabbine karşı mutlak acziyetini idrak etmesidir. En büyük tevazu, kişinin kalbindeki kibri söküp atması ve öfkesini yenmesidir. Tevazu sahibi (mütevazı) bir insan, hiç kimseyi kendisinden aşağı görmez, karşılaştığı herkesi kendisinden daha üstün ve günahsız kabul eder. Geylani Hazretleri, büyüklere evlat, küçüklere ve halka karşı ise şefkatli bir baba gibi muamele edilmesini tavsiye eder. Kibir insanı dünyada ve ahirette alçaltırken, Hak rızası için tevazu gösteren kul, bizzat Allah tarafından yüceltilir. Unutulmamalıdır ki, içi boş bir başak dik dururken, içi dolu olan başak başını yere eğer; aynen maneviyatı kâmil insanların tevazu ile boyun bükmeleri gibi.

