Murakabenin Anlamı ve Allah’ı Hissediş
Murakabe, kulun her anında, her hareketinde ve hatta her düşüncesinde Allah'ın kendisini gördüğünü, duyduğunu ve bildiğini derinden hissetmesidir. İmam Gazâlî'nin kurtuluş yolları arasında zikrettiği "Murakabe ve Muhasebe", imanın ihsan boyutuna ulaştığının en açık delilidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ihsanı, "Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmektir; sen O'nu görmesen de O seni görür" şeklinde tarif etmiştir. "Mürakabe, kalbin, kendini Yüce Allah'ın yakınında bilmesidir". Bu şuur, müminin niyetlerini saflaştırır ve onu gizli-açık her türlü riyadan, şirke düşmekten korur.
Nefsi Hesaba Çekmenin (Muhasebe) Önemi
Manevi terbiye, kişinin kendi kusurlarıyla yüzleşmesi ve kendini hesaba çekmesiyle başlar. "Kişi ile Allah arasındaki en tesirli şey nefs muhasebesidir". Büyük veliler, akşam olduğunda o gün işledikleri amelleri tek tek gözden geçirir, hataları için istiğfar eder, iyilikleri için Allah'a şükrederlerdi. Akıllı insan, ahiret gününde büyük mahkemede hesaba çekilmeden önce, bu dünyada kendi kendini yargılayan ve nefsini terbiye eden kişidir. Nefse muhalefet etmek, kibrin ve arzuların ateşini söndürmek ancak sıkı bir nefis muhasebesi ile mümkündür.
Vaktin Muhafazası ve İlahi Huzur
Murakabe ehl-i için en değerli sermaye "an"dır. Kul, "bir nefesten öbür nefese Ulu ve Yüce Allah'ı anmadan geçen" vaktin ziyan olduğunu bilir. Nefeslerini gaflet içinde tüketen bir kimse, ebedi hayattaki en büyük fırsatları kaçırmış demektir. Dışta şeriatın edebiyle, içte ise murakabenin dikkatiyle yaşayan mümin, varlıkların her bir zerresinde İlahi Kudret'in tecellisini okumaya başlar. Gizli ve aşikâr bütün fiillerini Hakk'ın rızasına uygun hale getiren kul, nefsinin hilelerinden emin olur ve hakiki sükunete kavuşur.

