Dualar ve Zikirler · Haziran 19, 2026

Peygamber Efendimizin Abdurrahman İbn-i Avf’a (R.A.) Yaptığı Dualar ve Bereket Hikayesi

Peygamber Efendimizin Abdurrahman İbn-i Avf’a (R.A.) Yaptığı Dualar ve Bereket Hikayesi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, cennetle müjdelenen sahâbîlerden Abdurrahmân ibni Avf’a (v. 32/652) da rızkının …

Peygamber Efendimizin Abdurrahman İbn-i Avf’a (R.A.) Yaptığı Dualar ve Bereket Hikayesi

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, cennetle müjdelenen sahâbîlerden Abdurrahmân ibni Avf’a (v. 32/652) da rızkının bereketlenmesi için dualarda bulunmuştur. Bu duanın kabul edildiğini anlatan Abdurrahman İbn-i Avf, ilginç bir anekdotla bu bereketi ifade etmiştir:

Abdurrahman İbn-i Avf’ın Anekdodu

“Söz gelimi bir taşı kaldıracak kadar gayret sarfetsem, Allah’ın lütfu sâyesinde, oradan altın çıkacağını umardım.” Bu ifade, Abdurrahman İbn-i Avf’in bereketli rızka olan inancını ve teveccühünü gösterir.

Abdurrahman İbn-i Avf’ın Mirası

Vefat ettiğinde, geride bıraktığı külçe altınları gömüldüğü yerden kazılarak çıkarılmış ve mirasçılar arasında paylaştırılmıştır. Bu durum, onun ne kadar büyük bir servete sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. Dört hanımından her biri, 80 ila 100 bin dirhem/dinar arasında bir miras almıştır. Hatta hastalığı sırasında bir hanımını boşamış ve bu ayrılık karşılığında 80 bin dirhem/dinardan fazla bir meblağ üzerinde anlaşmışlardır.

Abdurrahman İbn-i Avf’in Bağışları

Hayattayken yaptığı bilinen yardımlar ve bağışlar dışında, 50 bin altın dağıtması vasiyet edilmiştir. Bu bağışlar arasında:

  • Bir günde 50 kölenin azat edilmesi
  • 700 deve ile birlikte bir ticaret kervanının tamamının Allah rızası için bağışlanması (develerin sırtındaki yükler dahi dahil)

Peygamberimizin Muaviye bin Abî Süfyân’a Duası

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Muâviye bin Ebî Süfyân’a (v. 60/680) şehirleri yönetmesi için dua etmiş ve o da bu görevi üstlenmiştir.

Peygamberimizin Sa’d bin Abî Vakkâs’a Duası

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teâlâ’nın Sa‘d ibni Ebî Vakkãs (v. 55/675) radıyallahu anh’ın duasını kabul etmesi için de niyazda bulunmuştur. Zira Sa’d’in ettiği dualar mutlaka kabul edilirdi.

Peygamberimizin Ömer İbn-i Hattâb’a Duası

Resûlullah aleyhisselâm, Cenâb-ı Hakk’tan İslam’ı Hz. Ömer veya Ebû Cehil ile güçlendirmesi için dua etmiş ve bu duası Hz. Ömer için kabul olmuştur:

“Allahım! Şu iki kişiden: Ebû Cehil veya Ömer ibni Hattâb’dan en sevdiğin hangisiyse, onunla İslam’ı güçlendir!” diye dua etmiştir. Daha sonra şöyle buyurmuştur: “Onlardan Allah’ın en sevdiği Ömer’di.”

Abdullah İbn-i Mes’ûd radıyallahu anh, “Ömer’in Müslüman olduğu günden itibâren biz güç kuvvet kazandık.” diyerek bu durumu teyit etmiştir.

Dipnotlar

  1. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Muâviye bin Ebî Süfyân hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım ona yazıyı, hesabı öğret ve kendisine şehirleri yönetme gücü ver!” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr [Selefî], XIX, 439, nr. 1066; Heysemî, Mecma‘u’z-zevâid, IX, 356-357).
  2. Muâviye bin Ebî Süfyân, Mekke Fethi sırasında babası Ebû Süfyân ile birlikte Müslüman oldu. Resûlullah’ın kâtipliğini yaptı. Hz. Ömer devrinde Ürdün ve Dımaşk vâlisi, Hz. Osmân devrinde Suriye genel vâlisi oldu. Hz. Osmân’ın şehid edilmesinden sonra halife olan Hz. Ali’den, onun katillerinin bulunup cezâlandırılmasını istedi ve Hz. Ali’ye biat etmedi. Aralarındaki anlaşmazlık yüzünden Sıffîn Savaşı meydana geldi. Hz. Ali’nin şehid edilmesinden sonra halife olan oğlu Hz. Hasan ile anlaşarak onu hilafetten vazgeçirdi. Ancak Resûlullah Efendimiz: “Peygamberin sünnetine uygun halifelik otuz yıldır. Sonra Allah Teâlâ saltanatı getirecektir” buyurduğu için Muaviye bin Ebî Süfyân halife değil, emîr kabul edilmiştir. Onun devrinde, 49 (662) yılında İstanbul karadan ve denizden kuşatıldı. Doğu’da Buhârâ ve Semerkant’a kadar çeşitli yerler fethedildi. Muaviye bin Ebî Süfyân, Peygamber Efendimiz’den 163 hadis rivayet etmiştir.
  3. Peygamber aleyhisselâmın annesi Hz. Âmine, Benî Zühre kabilesinden olduğu için, Fahr-i Cihân Efendimiz aynı kabileden olan Sa’d ibni Ebî Vakkãs’a: “Kimin böyle dayısı var?” diye iltifat buyururdu. Bir defasında onun için: “Allahım! Sa’d Sana duâ ettiğinde kabul buyur.” demişti (Tirmizî, Menâkıb 26, nr. 3751, 3752).
  4. Tirmizî, Menâkıb 18, nr. 3681; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, II, 95.
  5. Buhârî, Fezâilü ashâbi’n-nebî 6, nr. 3684; Menâkıbü’l-ensâr 35, nr. 3863.