Fusûs'un Menşei ve Önemi
İbnü'l-Arabî'nin Şam'da rüyasında bizzat Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından kendisine verildiğini ve "Bunu insanlara çıkar, ondan faydalansınlar" denildiğini belirttiği Fusûsü'l-Hikem (Hikmetlerin Yüzük Taşları), tasavvuf düşüncesinin en kilit, en çok tartışılan ve şerh edilen metinlerinden biridir. Eser, 27 peygamberin şahsında tecelli eden 27 farklı ilahi hikmeti konu edinir.
Varlık, Tecelli ve İnsan-ı Kâmil
Kitabın ana ekseni 'Vahdet-i Vücûd' (Varlığın Birliği) felsefesidir. İbnü'l-Arabî'ye göre Mutlak Varlık sadece Allah'tır. Diğer tüm yaratılmışlar, Allah'ın isim ve sıfatlarının birer aynası (tecellisi) hükmündedir. Allah, bilinmeyi murad etmiş (Gizli Hazine hadisi) ve bu isimlerini göreceği en mükemmel ayna olarak 'İnsan-ı Kâmil'i (Olgun İnsan) yaratmıştır. İlk bölüm olan Hz. Âdem faslı, insanın evrenin gözbebeği ve Allah'ın yeryüzündeki halifesi olma sırrını açıklar.
Zıtlıkların Birliği (Cem'u'l-Ezdâd)
Eserde hayır-şer, celâl-cemâl gibi zıtlıklar, ilahi isimlerin farklı tecellileri olarak yorumlanır. Firavun ve Hz. Musa kıssasında olduğu gibi, her şey sonuçta ilahi plana hizmet eder. Bu derin ve bazen zahiri şeriatla çelişiyormuş gibi görünen ifadeler, asırlar boyu şiddetli tartışmalara neden olmuş, kimi âlimler tarafından tekfir edilirken, Sadreddin Konevî gibi büyük mutasavvıflar tarafından sistemleştirilip savunulmuştur.

