Tasavvuf Klasikleri · Haziran 20, 2026

Ateşte Yanmayan Semender Böceği Misali: Tevekkül Ehlinin Sırrı

Ateşin ve Sebeplerin Mutlak Acziyeti Dünya, müminler için her an yakıcı bir imtihan ve zorluklar ateşidir. Ancak tasavvuf inancında, kâinattaki hiçbir madde veya sebep kendi başına bir etki yaratma (yakma, dondurma, can …

Ateşin ve Sebeplerin Mutlak Acziyeti

Dünya, müminler için her an yakıcı bir imtihan ve zorluklar ateşidir. Ancak tasavvuf inancında, kâinattaki hiçbir madde veya sebep kendi başına bir etki yaratma (yakma, dondurma, can verme veya öldürme) gücüne sahip değildir. Geylânî (k.s.), bu tevhid hakikatini sarsıcı bir misalle anlatır: "Ateş kendi başına bir şeyi yakamaz; su insanı kandıramaz, ancak Allah'ın onlara verdiği kuvvet sayesinde vazifelerini yapabilirler". Kâmil bir mümin bilir ki, Nemrut'un devasa ateşi, ancak Allah'ın "Serin ve selametli ol" emriyle İbrahim (a.s.) için bir gül bahçesine dönüşmüştür.

Semender Böceği Gibi Ateşle Ünsiyet

Kalbi tamamen Allah'a bağlanmış (tevekkül etmiş) bir kul, dünyanın tam ortasında, belaların ve fitnelerin ateşinde yaşasa bile o ateş ona manen zarar veremez. Geylânî Hazretleri, bu korunma hâlini efsanevi bir varlık olan semendere benzetir: "Ateşin içinde yaşayan semender böceği ateşte yanmaz". İhlasla yoğrulan ve varlığını Hakk'ın iradesinde eriten (fena bulan) arifler, yoksulluk, iftira, eziyet veya haksızlık ateşlerinin içine atıldıklarında yanıp kül olmazlar; aksine o ateşte pişer, olgunlaşır ve saflaşırlar. İşi gücü Allah olanı, mahlukatın yaktığı hiçbir ateş yakamaz.