Dualar ve Zikirler · Haziran 20, 2026

Bâyezid-i Bistâmî Duası: Derin Anlamlı Bir Çözülüş ve Teslimiyet

Bâyezid-i Bistâmî (k.s.) nasıl dua ederdi? Büyük mutasavvıf Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri’nin duası, tevazu ve ilahi aşkın en güzel örneklerinden biridir. Bu dua, nefsi faniyi aşarak Hakk’a yakınlaşma arzusunu ifade …

Bâyezid-i Bistâmî (k.s.) nasıl dua ederdi? Büyük mutasavvıf Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri’nin duası, tevazu ve ilahi aşkın en güzel örneklerinden biridir. Bu dua, nefsi faniyi aşarak Hakk’a yakınlaşma arzusunu ifade etmektedir.

BÂYEZÎD-İ BİSTÂMÎ HAZRETLERİ’NİN DUASI

Bâyezîd-i Bistâmî -rahmetullâhi aleyh- şöyle duâ ederdi:

“İlâhî! Benim benliğimi aradan götür ki benliğim Sana âit olsun, ben arada hiç olayım. Seninle olduğum sürece tamamım, kendimle olmadığım sürece eksiğim.” Bu cümle, nefs-i emmareden sıyrılıp Hakk’a teslim olmanın önemini vurgular. İnsan, kendi benliğiyle sınırlı kaldıkça eksiklik hissederken, Allah ile bütünleştiğinde kâmil hale gelir.

“İlâhî! Beni Sana dervişlikle eriştir. İlâhî bana zâhidlik, âlimlik gerekmez, eğer bana bir şey nasip edeceksen sırlarının kokusunun ehli eyle ve dostlarının derecesine eriştir.” Burada Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri, ilim ve zahidden ziyade, Allah’ın sırlarına vakıf olmak ve O’nun velilerinin zümresine katılmak istediğini belirtir. Bu, dünyevi makamlara değil, manevi olgunluğa önem verdiğinin bir göstergesidir.

“İlâhî! Senin fiillerin ve gönüllerdeki ilhamın ne muhteşemdir. Bilinmez içindeki anlayışın ne parlaktır. Ne büyüktür hâlin ki ne insanlar keşfedebilir ve ne de dil onu vasfedebilir.” Bu kısım, Allah’ın kudretine ve güzelliğine olan hayranlığı ifade eder. İnsan aklının ve dilinin Allah’ı tam olarak kavrayamayacağını kabul eder.

“İlâhî! Ömrüm içinde yaptığım riyâzeti ve kıldığım namazı arz etmiyor, yakınlığımın sözünü etmiyorum. Sen âlim ve âgâh padişahsın ki, söylediğim övünme babından değildir. Ben ki kendi aczimi anarım ve Senin fazlını ve keremini şerh ederim.” Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri, yaptığı ibadetlerle övünmek yerine, Allah’ın ilmiyle ve keremiyle kendini yetersiz hissettiğini belirtir. Bu tevazu, manevi olgunluğun bir nişanesidir.

“Bu hilati bana Sen giydirdin ki kendimde bu fazlı keremi görüyor ve hiç olduğumu anlıyorum. Ben bir miskin, bedbaht, câhil ve yetmiş yıllık münkirim, saçı ve sakalı dalalette ağarmışım ve ömrümü yabanda telef edip geçirmişim. Şimdi cümle ayıplarımla Sana dönüyor, belimdeki inkâr bağını kesiyor, İslâm dinine giriyor ve şehâdet kelimesini tekrar söylüyorum. Bundan önce ne işledimse boşa geçmiş saydım. Şimdi ilâhî af beratımı Sen ver ve günah kirimi Sen temizle.” Bu son kısımda Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri, geçmişte yaptığı hataların farkına vararak tövbe eder ve Allah’tan mağfiret diler. Kendisini aciz bir kul olarak görür ve O’nun affediciliğine sığınır.