Tasavvuf Klasikleri · Haziran 20, 2026

Dinde Bid’attan Sakınmak: Kur’an ve Sünnete Tabi Olmanın Hayati Önemi

Şeriatın Dışında Bir Kurtuluş Yoktur İslam dininin en sarsılmaz temeli, Allah'ın kelâmı olan Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetidir. İnsanoğlu çoğu zaman nefsinin veya şeytanın …

Şeriatın Dışında Bir Kurtuluş Yoktur

İslam dininin en sarsılmaz temeli, Allah'ın kelâmı olan Kur'an-ı Kerim ve Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetidir. İnsanoğlu çoğu zaman nefsinin veya şeytanın hilelerine kanarak, bu iki ana kaynağın dışında kendisine sözde manevi yollar aramaya kalkışır. Oysa Abdülkadir Geylânî (k.s.) Hazretleri, dinde sonradan icat edilen uygulamalara (bid'atlara) sapanları şiddetle uyararak, kurtuluşun ancak Peygamber'e uymakta olduğunu belirtir. "Kurtulmak isterseniz derhal Peygambere uyun. Sakınınız, dinde icad çıkarmaya kalkmayasınız" diyerek, bu sapkınlığın insanı cehennemin en alt tabakalarına sürükleyeceğini haykırır. Hak yolunun gerçek yolcuları, yabancı ve uydurma âdetlere meyletmezler; onlar yalnızca Resulullah'ın (s.a.v.) ayak izini takip ederler.

İki Adil Şahit: Kitap ve Sünnet

Maneviyat yolcusunun, iç dünyasına gelen bir ilhamın veya karşısına çıkan bir işin Rahmani mi yoksa şeytani mi olduğunu anlaması için sarsılmaz terazilere ihtiyacı vardır. Geylânî Hazretleri, insanın yediği ve içtiği her şeye, yaptığı her eyleme iki adil şahit bulması gerektiğini söyler: Biri Kitap, diğeri de Sünnet. Her halimizde Allah'ın emri ve Peygamberin (s.a.v.) âdeti önderimiz olmalıdır. Eğer Kitap ve Sünnet bir işe izin verirse, ancak o zaman kalbimize danışıp Hak fiilinin tecellisini arayabiliriz. "Herhangi bir hakikat olursa olsun, İslâm dini onun gerçek oluşuna şahadet etmezse, o bir şaşkınlıktır" kuralı, tasavvufun şeriattan asla koparılamayacağının en net ilanıdır.

Zındıklık Tehlikesi ve Manevi Uçurum

Kendi dar aklını ve felsefi görüşünü dinin kesin emirlerinin önüne koyanlar, büyük bir manevi felakete sürüklenirler. Geylânî (k.s.), Kur'an'ı ve Sünneti bırakan kişinin "zındık" olacağını ve İslam bağından kendini salıvereceğini çok keskin bir dille ifade eder. Bu tür insanlar, dinde yeri olmayan gösterişli ayinlerle veya uydurma ibadetlerle maneviyat aradıklarını sanırlar; oysa ateşli bir darlık ve azap onları beklemektedir. İrfan sahibi kâmil veliler dahi, ulaştıkları makam ne kadar yüksek olursa olsun, daima İlahi hükümlere sıkı sıkıya bağlı kalmışlar ve zerre taviz vermemişlerdir.

Kurtuluş Reçetesi: Tevbe ve Sünnete Dönüş

Bid'at bataklığına düşmüş, dinin özünden uzaklaşarak şekilciliğe ve felsefeye dalmış kimseler için tek kurtuluş yolu, samimi bir tövbe ile öze dönmektir. Geylânî Hazretleri, "Geçmişteki büyüklerin yolunu tutun. Doğru yolda yürümeye alışın" diyerek, sahabelerin ve tabiinin saf, temiz ve katıksız inancına dönmeyi emreder. Kendi görüşü ile yetinen, dini kuralları aklına göre esnetmeye çalışan (tevil eden) kişi, Hakk'ı inkar etme tehlikesiyle baş başadır. Hakiki kurtuluş, azimet sahibi olarak Kur'an'ın nurlu yoluna ve Peygamber Efendimiz'in pak Sünnetine kayıtsız şartsız teslim olmakla elde edilir.