Duanın Kulluktaki Zorunlu Yeri
Dua, aciz bir varlık olan insanın, sonsuz kudret sahibi olan Allah'a sığınışının ve kulluğunu itiraf edişinin en somut göstergesidir. Abdülkadir Geylânî (k.s.), dua etmemenin insana ağır bir yük getireceğini, dua etmenin ise Allah'ın kullarına bahşettiği muazzam bir ruhsat ve sığınak olduğunu vurgular. "Dua, batan kişi için bir nefestir; zindan ehli için bir pencere hükmünü taşır" diyerek, dünya hayatının sıkıntıları içinde boğulmakta olan ruhların ancak dua vasıtasıyla nefes alabileceğini ve kurtuluş ümidi taşıyabileceğini belirtir. Dünya bir zindansa, o zindandan dışarıya açılan tek aydınlık delik duadır.
Duada Acelecilik ve Edep
Duanın kabul olması için uyulması gereken en önemli kuralların başında edep ve sabır gelir. İnsanoğlu tabiatı gereği acelecidir; ettiği duanın hemen, kendi istediği şekilde gerçekleşmesini arzular. Ancak Geylânî Hazretleri, duanın İlahi hikmet sınırlarını aşan bir tahakküm aracı olarak kullanılamayacağını hatırlatır. Hak Teâlâ, "Rabbinize tazarru ve sessizlik içinde dua ediniz; o haddi aşanları sevmez" (Araf, 55) buyurmuştur. Haddi aşmak, sanki Allah'a ne yapması gerektiğini dikte ediyormuşçasına hırsla ve ısrarla dünyevi isteklerde bulunmaktır. Makbul olan dua, sonucu tamamen O'nun şefkatli iradesine bırakan teslimiyetkâr duadır.
Nefsi Terbiye Eden Bir Vasat Olarak Dua
Kâmil müminler dua ederken şahsi menfaatlerinden ziyade Allah'ın rızasını hedeflerler. Onların duası, içlerinden kopup gelen İlahi bir emrin yansımasıdır. Bazen kendileri için değil, sadece ümmetin affı veya Hakk'ın rızası için yalvarırlar. O makamdaki arifler, duanın icabetinin geç kalmasını veya hiç dünyevi bir karşılık bulmamasını dert edinmezler; çünkü onların asıl gayesi dua ederken Rableriyle baş başa kalmanın lezzetini tatmaktır. Onlar bilirler ki, icabet edilmeyen dualar ahirette en büyük mükafatlara dönüşecek hazinelerdir.
Tövbe ve Arınmayla Desteklenen Dua
Bir duanın Hak katında kabul görebilmesi için, dua edenin elinin ve kalbinin haramlardan uzak, tövbe ile yıkanmış olması şarttır. "Önce gözünü kapayan perdeyi arala, sonra yalvar" uyarısı, isyan içinde yüzerken edilen duaların perdeleri aşamayacağını gösterir. Kul, önce Allah'ın emirlerine harfiyen uymalı, Kuran'ın ve Sünnetin gösterdiği yoldan gitmeli (ekim yapmalı), ancak ondan sonra rahmet (hasat) beklemelidir. İhlasla, temiz bir kalple ve sadece Allah'a güvenerek yapılan dualar, en aşılmaz zindan kapılarını bile sonuna kadar açan Rabbani birer anahtardır.

