Dünya Denizi ve İman Gemisi
Dünya hayatı, insanın ebedi ahiret yurduna ulaşmak için geçmek zorunda olduğu derin, tehlikeli ve dalgalı bir okyanus gibidir. Abdülkadir Geylânî (k.s.), bu muazzam hakikati Lokman Hekim'in oğluna verdiği efsanevi bir nasihatle açıklar: "Oğulcuğum! Dünya denizdir, iman da onun içinde gemi… Gemiyi yürüten, Allah'a kulluktur. Sahil âhiret âleminin başlangıcıdır", 12. Bu denizde yüzmeye çalışan veya çürük sallarla (dünya hırsı ve nefsi arzularla) yolculuk yapanlar muhakkak boğulurlar. Ancak imanı sapasağlam olan, gemisini takva tahtalarıyla inşa eden ve dümenini Allah'a kulluk yönüne çeviren kişi, fırtınalara rağmen selamet sahiline sağ salim ulaşır 11, 12.
Kaptana Vekil Olmak
Bir geminin fırtınalı denizde batmaması için sadece sağlam olması yetmez; o geminin ehil bir kaptana ve doğru bir rotaya ihtiyacı vardır. Geylânî Hazretleri, "Dünya bir denizdir, din yolu onun gemisi, gemici ise Allah'ın lûtfudur" diyerek, yegâne kurtuluşun İlahi lütfa sarılmak olduğunu belirtir. Bir kimse din yolundan (İslam şeriatından) ayrılırsa, pusulasını kaybetmiş bir gemi gibi dünya denizinde batar. Nefsini ve fani heveslerini gemiye kaptan yapanlar, kayalara çarpmaya mahkûmdurlar. Ancak dinin kurallarına sımsıkı sarılan kul, bu gemide "kaptana vekil" olur ve Allah'ın inayetini üzerine çekerek o denizde bulunan bütün manevi hazineleri teslim alır.
Sahile ve Ebedi Yurda Ulaşmak
Dünya denizindeki dalgalar, kulun imanını sınamak için bazen sağa, bazen sola şiddetle çarpar. Bu zahmetli çırpınışların ortasında, kul sabırla kürek çekmeye (ibadet ve kulluğa) devam etmelidir. Geylânî (k.s.), "Bu denizde gayret et. Dalgalar sağa çarpa, sola vura, bir gün selâmet sahiline atar" buyurarak, çabanın asla boşa gitmeyeceğini müjdeler. O gemi ahiret sahiline vardığında, yolculuk biter ve gerçek istirahat başlar. Dünyadayken gemisini batırmayan, haram deliklerinden su almasına izin vermeyen mümin, o sahile ulaştığında Rabbini bulur ve bütün korkularından ebediyen azat olur.

