Gafillerin Meclisinden Kaçınmak
İnsanın iç dünyası ve manevi kalitesi, büyük ölçüde kiminle arkadaşlık ettiğine ve zamanını kimlerle geçirdiğine bağlı olarak şekillenir. Eğer bir insan, Allah'ı unutan, sürekli dünyevi menfaatlerden ve boş işlerden konuşan kişilerle bir aradaysa, kalbi kısa sürede kararır ve katılaşır. Geylânî Hazretleri bu hakikati çok keskin bir kriterle ölçer: "Seni hangi şey gaflete itti? Tam bir gafil olmanın delili, bir sürü gafille oturup kalkmandır". Sadece dünyayı ve nefsani arzuları putlaştıran meclislerde bulunan bir kimse, ne kadar ibadet ederse etsin içindeki uyanıklığı kaybeder. Zira "Ahmakla sohbet eden de bir nevi ahmaktır".
Kötü Arkadaşın Hakikati
Gerçek bir dost, seni dünyaya değil Allah'a çağırandır. Şayet yanındaki kişi seni sürekli hırsa, mal biriktirmeye ve günaha teşvik ediyorsa o bir düşmandır. "Dostun, kötülüğü senden alandır. Düşmanın ise, aldatıp yolunu şaşırtandır". Mümin, ahiret inancını sarsan, fani hevesleri süslü gösteren insanlardan uzak durmakla mükelleftir. Geylânî (k.s.)'nin tabiriyle, "Sana dünyalığın kötü yönlerini sevdirmek isteyenlerle oturma. Onun kötülüklerinden kim sakındırıyorsa onu bul". Gaflet ehli ile beraberlik, insanı ebedi hüsrana sürükleyen sinsi bir zehirdir.
Hak Erleriyle Birliktelik
Kalbin şifa bulması ve dirilmesi, ancak Allah'ı anan, O'nun rızasını her şeyin üstünde tutan salih (iyi) kulların sohbetine katılmakla mümkündür. "Hak erlerine yapış… Onlar boğulanları kurtarır. Azap çekenlere onlar acır". Bu kâmil insanlar, manevi denizlerde boğulmak üzere olan çaresizleri merhametle çekip çıkarırlar. Bir mümin, "Allah yolcularına yakın durunuz. Sözde ve işte onlara uyunuz" sırrınca, salihlerin peşine takılırsa onların nurlu halinden nasibini alır ve kalbindeki gaflet perdeleri bir bir yırtılarak yerini mutlak bir yakîne (inanca) bırakır.

