Zikir, Âlim ve Mezkûr Nedir? Nasıl Zikir Çekilir? Peygamber Efendimiz’in Sünnetine Göre Tavsiye Edilen Günlük Zikirler
Günlük zikirler, Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetine uygun olarak ruhumuzu dinlendiren ve kalbimizi Alllah’a yakınlaştıran önemli ibadetlerdir. Bu yazımızda zikrin anlamını, önemini ve okunması tavsiye edilen günlük zikirleri inceleyeceğiz.
Okunması Tavsiye Edilen Günlük Zikirler
Aşağıda Peygamber Efendimiz (sav)’in tavsiye ettiği günlük zikirlerden bazıları bulunmaktadır:
- Estağfirullah: Allah’tan af dilemek, günahlarımızın affedilmesini istemektir. (Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği gibi, Allah çok tevbe edenleri ve içi dışı temiz olanları sever.)
- Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâ şerîke lehû, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun benzeri yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. O her şeye gücü yetendir demektir. (Bu zikri günde yüz kere söyleyen kişiye, elli köle azat etmiş gibi sevap verilir.)
- Sübhanallâhi ve bihamdihî sübhânallâhil azîm: Allah’ı bütün noksanlıklardan tenzih ederiz ve O’na hamdederiz. Allah, yüce ve azamettir demektir. (Bu zikri söylemek, dile hafiflik getirir ve mizanımızda ağır basar.)
- Allâhümme eınnî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike: Ey Allah’ım! Seni anmam için, sana şükretmem için ve sana güzelce ibadet etmem için bana yardım et demektir. (Bu dua, namazdan sonra okunması tavsiye edilen önemli bir zikirdir.)
- Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illâllâhu vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm: Allah’ı tenzih ederiz, O’na hamdederiz. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Yüce Allah’ın vardır demektir.
- Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî: Yarattıkların adedince, râzı olduğun nefisler adedince, Arşının güzellikleri sayısınca ve kelimelerin adedince Sana hamd ederiz demektir.
- Sübhânallâhi ve bihamdihî: Allah’ı noksanlıklardan tenzih ederiz ve O’na hamdederiz demektir.
- Allâhümme Salli alâ Seyyidinâ ve Nebiyyinâ Muhammed: Ey Allah’ım! Peygamberimiz Hz. Muhammed’e salât ve selam gönder demektir. (Allah ve melekleri, Peygambere çok salavat getirirler.)
Zikir Nedir?
“Ze-ke-ra” kökünden gelen zikir kelimesi, lügatte; zihinde tutmak, ezberlemek, unutmaksızın hatırda kalmasını sağlamak, kadrini bilmek, övgü, senâ, öğüt gibi anlamlara gelmektedir.
Kur’ân-ı Kerîm’de ise; “hatırlamak, anmak, gereğini yapmakla birlikte hatıra getirmek, mükâfatlandırmak, övmek, şükrünü eda etmek, tekbir getirmek, duâ ve yakarışta bulunmak, söz, kıssa, haber, kitap, şan, şeref, vaaz, ibadet etmek, ibret almak, delil görmek, îman etmek, itaat etmek, kulluk yapmak, okumak, namaz kılmak, vahiy ve yol göstermek” gibi anlamlarla 290 yerde kullanılmıştır.
Zikir, Âlemlerin Rabbinin varlığını, emir ve nehiylerini, tesbihâtını günlük hayatın her anında canlı tutmaktır. En büyük zikir olan Kur’ân-ı Kerîm, Âlemlerin Rabbinin “Kelâmullâh”ıdır. Onunla kurulan kalbî beraberlik, yapılan çalışma, tâlim, tekrar, itaat ve ittibâ; en büyük zikirdir.
Zikirden Mahrum Olmak
Tâhâ sûresinde; “Benim zikrimden yüz çeviren kimseye dar bir geçim vardır…” şeklinde geçen “zikir” kelimesi, genel olarak Allâh’ı inkâr etme, O’nun öğrettiği yola ittibâ etmeme, emir ve nehiylerine itaat etmeme gibi anlamlarla açıklanmaktadır. Âyetin devamında geçen “dar bir geçim vardır” ifadesi de Allâh’ın hoşnutluğundan uzak düşme olarak yorumlanmaktadır.
Dolayısıyla zikirden uzak kalmak, hem dünyevî hem uhrevî sıkıntı ve sıklet demektir. Âyet-i kerîmelerde:
“Sana bu Zikr’i (Kur’ân’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın, tâ ki düşünüp öğüt alsınlar.” (en-Nahl, 44)
“Sen ancak zikre (Kur’ân’a) uyan ve görmeden Rahmân’dan korkan kimseyi uyarabilirsin…” (Yâsîn, 11) buyrulmuştur.
Kur’an’da Zikir İle İlgili Ayetler
- “Kitaptan sana vahyedileni oku, namazı îtinayla kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve her türlü kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür.” (el-Ankebût, 45)
- “Artık siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (el-Bakara, 152)
- “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde yatarken Allâh’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler…” (Âl-i İmrân, 191)
- “Allâh’ı nefsinde, içinde huşû ve korku ile gece-gündüz, açık ve gizli zikret. Sakın gafillerden olma!” (el-A’râf, 205)
- “Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin.” (el-Ahzâb, 41)
Peygamber Efendimiz (sav):
-“Size amellerinizin en hayırlısını ve Rabbiniz katında derecelerinizi en çok yükselteni haber vereyim mi?” diye sordu. Sahâbîler: “Evet, yâ Rasûlâllah! Haber ver.” dediler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav): “Allâh’ı anmaktır!” buyurdu.
Nasıl Zikir?
Zikrin farklı şekillerde yapılabileceğini unutmamak önemlidir. Dil ile yapılan zikrin sevabı bire on, kalp ile yapılan zikrin sevabı bire yedi yüz misliyle verilmektedir. En ileri mertebesi ise, Hakk’a yakınlık dolayısıyla muhabbet ve hayâ ile dolmaktır.
Nihayetinde itaat ve zikir, doğumdan ölüme kadar süren hayatın mi’yârıdır.
Namaz ve Zikir
En büyük zikirlerden biri de hiç şüphesiz namazdır. Âlemlerin Rabbi, “Ben namazı kulumla ikiye böldüm” buyurmuştur.

