Hallac-ı Mansur’un (ks.) Vefat Duası: Hakk’a Dönüşün Son Anları
Hallac-ı Mansur, İslam tasavvufunun önemli şahsiyetlerinden biridir. İdâm edilmeden önceki son anlarında yaptığı dua, O’nun Allah’a olan derin muhabbetini ve ihlâsını gözler önüne sermektedir. Bu dualar, aynı zamanda manevi olgunluğun ve Hakk’a teslimiyetin güzel örneklerindendir.
HALLÂC-I MANSÛR’UN (KS.) DUASI
“Allâh’ım! Sen’in kulların, Sana olan yakınlıklarından ve dinlerine bağlılıklarından dolayı beni öldürmek için toplandılar. Onları bağışla. Çünkü Sen, bana lûtfettiğin sırları, onlara da nasîb etseydin, hakkımda böyle düşünmeyeceklerdi. Şâyet onlardan gizlediğin şeyleri, benden de gizlemiş olsaydın, böyle ifşaatta bulunmayacaktım. Yâ Rabbi onları affet! Çünkü onlar, beni Sana kavuşturuyorlar.” Bu dua, Hallac-ı Mansur’un tevazu ve teslimiyetini yansıtmaktadır.
Hallac-ı Mansur’un İblis ile Diyaloğu
Rivayetlere göre Hallac’ın mâni âleminde halini seyredenlerden biri, O’nun darağacında astıkları vakitte iblisi yanına gelmiş ve:
“–Bir «ene»[1] sen dedin, bir «ene» de ben dedim. Nasıl oluyor da bu yüzden senin üzerine rahmet, benim üzerime ise lânet yağıyor!” diye sormuş.
Hallac-ı Mansur, iblise şu cevabı vermiştir:
“–Sen, «ene» demekle kendini Âdem’den üstün görmüş, kibrini ortaya koymuştun. Ben ise «Ene’l-Hak» diyerek kendimi Hak’ta ifnâ ettim. Benliği ortaya koymak olan kibir, cehennem alâmetidir. Benliği ortadan kaldırmak, yâni Hak’ta fânî olmak ise «hîç»liğin ifâdesidir. Bu sebepten bana rahmet, sana ise lânet ve zillet indi.” Bu diyalog, benliğin ne kadar önemli bir yanılgı olduğunu ve Hakk’a teslimiyetin gerekliliğini göstermektedir.
Hallac-ı Mansur’un İbrahim bin Fâtik’e Söyledikleri
Hallac-ı Mansur, kendisini ziyaret eden İbrâhim bin Fâtik’e şöyle nasihat etmiştir:
“–Ey oğlum! Bâzı insanlar benim küfre düştüğüme inanıyorlar, bâzıları da velî olduğum kanaatindeler. Allâh katında ve benim nazarımda, küfrüme îlân edenler, velî olduğumu söyleyenlerden daha sevimlidir.”
“–Efendim, niçin böyle söylüyorsunuz?” sorusuna cevaben:
“–Velî olduğuma inananlar, bana olan hüsn-i zanlarından dolayı; küfrüme kâil olanlar ise, dinlerine olan bağlılıkları sebebiyle böyle yapıyorlar. Dînine sadâkat gösteren kimse, sâdece hüsn-i zan besleyenden Allâh katında daha sevimlidir.” Bu sözler, tevazu ve Allah’a bağlılığın önemini vurgulamaktadır.
Dipnot:
[1]. Ene: Arapçada “ben” mânâsındaki şahıs zamiri.

