İçteki Kötülüğü Söküp Atmak İçin Delik Açmak
Tasavvuf terbiyesinde, kulun dünyevi tehlikelerden ve şeytanın (zalim kralın) gasbından kurtulabilmesi için nefsinde bazı "kusurlar" veya "hasarlar" oluşturması gerekir. Abdülkadir Geylânî (k.s.), bu derin metodu Kur'an-ı Kerim'deki Hızır (a.s.) kıssasıyla örneklendirir: "İçinde Hızır nebinin bulunduğu zavallılara ait gemi, sana bir misal olabilir. O önce bir hata deliği açmıştı, sonra eski hâline çevirdi". Hızır (a.s.), gemiyi zalim kralın el koymasından kurtarmak için onu kasten delip kusurlu hâle getirmişti. Aynı şekilde mümin de, nefsini açlık, uykusuzluk, riyazet ve nefse ağır gelen ibadetlerle (delikler açarak) kırmalıdır.
Manevi Muhafaza ve Restorasyon
Nefis, şımarık, sağlıklı ve heveslerle dolu olduğunda şeytanın ve dünya sevgisinin gasbına en açık hâlindedir. İradesiyle bu bencil gücü zayıflatan kul, aslında kendi manevi gemisini kurtarmaktadır. Sıkıntılara, açlığa ve mücahedeye katlanarak nefsin belini kıran kul, tehlikeli bölgeyi geçtikten sonra ilahi şefkatle karşılaşır. Gemi tehlikeden uzaklaştıktan sonra Hızır'ın onu tamir ettiği gibi, Hak Teâlâ da nefsini O'nun uğruna kıran kulunun o açlığını ve yorgunluğunu dindirir, içinden "kaynaklar fışkıran" mamur bir kalp sarayı inşa eder.

