Gösterişin Bittiği Yerde Şeytanın İflası
İnsanın en sinsi düşmanı olan şeytan, daima kalbe girecek, amelleri bozacak bir delik arar. Bu deliklerin en büyüğü, yapılan ibadetlerde veya iyiliklerde halkın takdirini beklemek (riya ve gösteriş) huyudur. Abdülkadir Geylânî Hazretleri, ihlas sahiplerinin bu tehlikeden nasıl kurtulduğunu şöyle müjdeler: "Halka gösteriş yapmayanlara şeytan gelebilir mi?.. İşi tevhid, gücü Allah olana kim yakın olabilir?.. Şeytan onlardan uzaktır". Bir kul, amellerini sadece ve sadece Allah'ın rızasına kilitlediğinde, şeytanın fısıldayacağı hiçbir dünyevi vadi veya hevesi kalmaz. İhlas, oklara geçit vermeyen çelikten bir zırhtır.
İlahi Muhafızların Koruması
Kalbindeki şirki ve nifakı silip bütünüyle Hakk'a yönelen kulu, Allah tek başına bırakmaz. Melekût âleminden gelen görünmez muhafızlar o kulun etrafında saflar tutar. "Üzerinde Hak tarafından bir muhafızı olmayan şahıs yoktur. O muhafız, şeytanın kapmasını önler". Şeytan, ihlas sahibi kulu kandırmak için çevresinde gezinmek istese bile, o ilahi muhafızların kılıçları karşısında hezimete uğrar ve yanına yaklaşamaz. Gücünü kendi zekâsından değil, Allah'ın korumasından alan bir mümin, yeryüzünün manen en yenilmez insanı olur.
İçteki Şahın Hükümranlığı
Şeytana karşı zafer kazanmanın bir diğer adımı da iç dünyadaki sultanı bulmaktır. "İhlâs sahibinin şahı ruhunda yaşar. Sultan sinesinde saklıdır. Dışa itibar edilmez". Sadece dış görünüşünü dindar yapmaya çalışanlar şeytanın oyuncakları olurlar. Ancak kalbindeki tahta yalnızca Allah sevgisini (Tevhid inancını) oturtan, her işini O'nun gözetiminde olduğu şuuruyla (ihsan makamında) yapanlar, şeytanın bütün planlarını yerle yeksan ederler ve ebedi emniyete kavuşurlar.

