Beklentilerin Getirdiği Hüsran
İnsanın dünyadaki en büyük hayal kırıklıklarının temelinde, diğer insanlara ölümsüzmüş, mutlak güç sahibiymiş veya hiç hata yapmayacakmış gibi aşırı değer (beka gözüyle) vermesi yatar. Abdülkadir Geylânî (k.s.), bu psikolojik ve manevi tuzağı şu altın kuralla yok eder: "Ey evlât! Halka beka gözü ile bakma. Onların yok olacağını düşün; öyle bak. Onlardan fayda ve zarar bekleme. Onları âciz ve zelil olarak bil". İnsanların fani, kusurlu ve aciz olduklarını peşinen kabul eden bir mümin, onlardan vefa göremediğinde, terk edildiğinde veya haksızlığa uğradığında yıkılmaz. Çünkü o, baştan beri onların eksik tabiatlarının farkındadır.
Yalnızca Baki Olana Tevekkül
Fani varlıklara bel bağlamak, aslında kalpteki Allah inancının (Tevhidin) eksikliğinden kaynaklanır. Geylânî Hazretleri, insanlardan bir şey beklemek yerine, "Hakk'ı tevhid et. Ve O'na tevekkül eyle" tavsiyesinde bulunur. Herkesin öleceğini ve her makamın yok olacağını bilen akıl sahibi kişi, sırtını yıkılacak duvarlara değil, daima Baki ve Hayy olan Yüce Allah'a dayar. İnsanların iyiliği de, kötülüğü de ancak Hakk'ın izniyle gerçekleşir; asıl Fail Allah'tır.
Beklentisizliğin Getirdiği Emniyet
İnsanları fani ve aciz görerek onlardan menfaat ummayı bırakan kişi, muazzam bir sükûnete ve zihinsel ferahlığa kavuşur. Kendi menfaati için kimseye dalkavukluk yapmaz, hakkı savunurken kimsenin kınamasından korkmaz. Bu yüksek istiğna (ihtiyaçsızlık) makamı, mümini diğer insanların gözünde de saygın ve vakur kılar. Kalbini kulların fani mahkemesinden çekip, sadece Rabb'inin ebedi rızasına kilitleyenler, kâinatın en sarsılmaz hürriyetini tatmış olurlar.

