Hırsın İnsanı Zelil Etmesi
Dünya hayatının süslerine, malına ve makamına karşı bitmek bilmeyen bir açlık (hırs) duymak, insanın manevi sağlığını felç eden en yaygın hastalıktır. Hırsına yenik düşen kişi, daha fazlasını elde etmek uğruna helal-haram demez, kul hakkına girer ve zalimlere boyun eğer. Geylânî (k.s.), bu bitmez tükenmez iştahı sert bir dille eleştirir: "Dünyayı toplamak için hırsa kapılan, gösteriş yapar". Dünyalık peşinde hırsla koşmak insanı manen köleleştirir, onu mahlukata kul eder. İnsanın gözü doymazsa, elindeki bütün servet bile ona dar gelir ve ebedi bir fakirlik psikolojisi içinde yaşar.
Kanaatin Tükenmez Zenginliği
Hakiki zenginlik, cepte taşınan altınlarla değil, kalpteki yetinme duygusuyla (kanaat) ölçülür. İslam ahlakında züht ve kanaat, ihtiyacı kadarını temin edip fazlasında gözü olmamaktır. "Kanaat tükenmez bir hazinedir… Kendine ve çocuklarına kanaati öğret. Kanaat sahibi olmayı, onlara yeter gör" diyen Geylânî Hazretleri, gerçek özgürlüğün bu manevi doyumda saklı olduğunu ifade eder 20, 21. Elindeki helal rızka şükreden, başkasının elindekine haset etmeyen bir mümin, kâinatın en zengin ve en huzurlu insanıdır.
Hırstan Kurtulmanın Yolu: Ölüm Tefekkürü
Hırsı dizginlemenin en etkili ilacı, dünyanın fani olduğunu ve ölümün her an kapıda beklediğini hatırlamaktır (tefekkür-ü mevt). Kabre girerken dünyada toplanan hiçbir servetin insanın peşinden gelmeyeceği gerçeği, kalpteki bu nefsani ateşi söndürür. İhtiyacı olanı meşru yollardan kazanan, kalbini mala değil Rezzak olan Allah'a bağlayan kul, geçici dünyanın kederlerinden sıyrılır. Kanaat ehli bir derviş, rızkını ararken şerefini zedelemez, imanını satmaz ve böylece her iki cihanda da mutlak saadete kavuşur.

