Kaza ve Kadere İtiraz Etmemek
İnsanoğlunun kısıtlı aklı, kâinattaki hadiselerin, başa gelen belaların veya ani değişimlerin ardındaki gizli hikmetleri (sırrı) kavramaktan acizdir. Aklın bu acziyeti, çoğu zaman insana isyan kapısını aralar ve kul "Neden ben? Niçin böyle oldu?" diye sormaya başlar. Geylânî Hazretleri, ilahi huzurda takınılması gereken o en büyük edebi şu şekilde özetler: "Niçin ve neden gibi sözler olmaz. Muhalefet ve niza yapılmaz. Uymak ve tasdik etmek vardır… Emir âlemi, tamamdır, deyiniz. Kaderde hatâ yoktur, deyiniz". Yüce Yaratıcı'nın fiillerini cüzi akılla yargılamak, O'nun sonsuz hikmetine karşı en büyük hadsizliktir.
Yaratıcının Sorgulanamazlığı
Mümin, her şartta kendi sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlü olduğunu, ancak Allah'ın dilediğini yapma mutlak hürriyetine sahip olduğunu bilmelidir. "O, yaptığı işten sorumlu değildir; öbürleri yaptıklarından sorumludur" (el-Enbiyâ, 23) ayeti, Allah yolcularının kalbine kazınmış en net kuraldır. Kader denizinde çırpınıp "Nasıl olacak?" diye zamanını harcamak, kalbi karartır ve kulu hüsrana sürükler. Hikmet ve kudret tecellisine tam bir sükûnetle teslim olup susmasını bilenler, itirazcıların göremediği ilahi güzellikleri ayan beyan seyretme şerefine ererler.

