Aklı Olmayan Kör Çocuğa Rehberlik Etmek
İnsanı Allah yolundan alıkoyan en sinsi düşman olan "nefis", çoğu zaman mantıklı mazeretlerin ardına sığınarak kişiyi günaha sürükler. Abdülkadir Geylânî Hazretleri, nefsin bu tehlikeli tabiatını son derece çarpıcı bir misalle açıklar: "Onun aklı yoktur. Küçücük çocuğa benzer. Gözleri de kördür. Gideceği yolu sen göster". Nefse şefkat göstermek, isteklerine boyun eğmek, aslında gözleri görmeyen bir çocuğun uçurumun kenarında oynamasına izin vermek gibidir. Ondan bir hakikat veya ilim öğrenmek mümkün değildir; bilakis insan, aklın ve imanın ışığıyla o kör çocuğun elinden zorla tutmalı ve onu doğru yola sürüklemelidir.
Sopa ve Disiplin Olmadan Asilik Bitmez
Nefis daima rahatı, lüksü, uykuyu ve şımarıklığı ister. O, "kötü bir köledir, yalnız sopa zoruyla iş tutar. Onu doyurma, ancak doyurmakla onu azdırmayacağına inanırsan doyur istediği kadar yesin". Tasavvuf yolundaki mücahede (nefsle mücadele) işte bu disiplinin adıdır. Nefsin istekleri verildiğinde hemen şımarır, sırtındaki ibadet yükünü yere vurur ve tembelliğe dalar. Eğer kişi, ona "dişlerinin beyazlığını gösterirse" (güler yüzlü davranırsa), o nefis derhal kibre ve isyana yönelir. Hakiki derviş, ona daima ciddiyet, ibadet ve riyazet heybetiyle bakar.
İsteklerin Alt Edilmesi ve Huzur
Nefisle yapılan bu amansız cihadın neticesinde, o şımarık çocuk nihayet boyun eğmeyi öğrenir. "Nefsine muhalif ol. Ona uyma. Onu kuvvetle bağla, çözme. Onu hapset. Yalnız hakkı kadar ver" emrini uygulayan kâmil mümin, gün gelir o nefsin sırtına biner. Tevhid kılıcıyla nefsin kibrini kıran kul, onu ehlileştirilmiş uysal bir bineğe çevirerek, onun sırtında maneviyat deryalarını aşar ve Rabbinin huzuruna hür bir insan olarak çıkar.

