Dualar ve Zikirler · Haziran 20, 2026

Rabbini Zikredenle Etmeyenin Farkı: Kalbin Dirilişi ve Hayatın Anlamı

Allah’ı Zikredenle Etmeyenin Farkı Nedir? Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbîh eder. O’nu hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbîhini …

Allah’ı Zikredenle Etmeyenin Farkı Nedir?

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O’nu tesbîh eder. O’nu hamd ile tesbîh etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbîhini anlayamazsınız…” (İsrâ, 44)

Resûlullah (sav.) buyurdular:

“Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Buhârî, Daavât 66)

Zikrin Değeri ve Kalbin Önemi

Ebû’l Hasan Harakânî Hazretleri buyurur:

“Dünyada en üstün ve değerli şey; her zaman ve mekânda Allâh’ın zikriyle dolu bir gönüldür.”

Göklerde ve yerde bulunan bütün varlıklar, Allah’ı kendi dillerince zikrederler. Bu durum, bülbüllerin nağmelerinde, kumruların “hû, hû”larında, leyleklerin “lek, lek”lerinde kendini gösterir; ârif kulların nazarında hepsi duygu dolu birer “zikir” tezahürüdür.

Nitekim bu hakîkatin birer misâli olarak, nebevî terbiye altında yetişen güzîde sahâbîlerden Abdullah ibn-i Mes’ud (r.a.);

“Biz boğazımızdan geçen lokmaların tesbihlerini duyar hâle gelmiştik!” buyurmuştur.

Hak dostlarından Hüdâyî Hazretleri, koparmak için uzandığı çiçeklerin dillerinden Hakk’ı tesbîh ettiklerini işitmiş ve hiçbirini koparmaya kıyamamış, sonunda sadece sapı kırılmış bir çiçeği ustazına takdim edebilmiştir.

Kâinattaki ilahi nizam gereği, insanlar ve cinlerin dışındaki canlılardan zikri bitenin ömrü de biter. Bu, Allah Teâlâ’nın yarattığı bütün canlılar için hakîkî hayatın, zikrin feyiz ve bereketiyle geçmesidir. Dolayısıyla Allâh’ı unutan bir kalp, zâhiren yaşıyor olsa da, hakikatte ölü demektir.

Zikrin kalpler üzerindeki hayati önemi hakkında Sâmi Efendi Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:

“Hakîkî hayat sahibi, ancak kalbi diri olan kimsedir. Çünkü kalp Beytullah’tır (nazargâh-ı ilâhîdir). Orada Allah muhabbeti ve zikri yoksa, o kalp ölüdür…” (M. Sâmi Efendi, Menâkıb, 25.)