Uykuyu Bölen İlahî Çağrı
Ey yatakların yumuşaklığına aldanıp da ebedi saadetini tehlikeye atan gafil! Gündüzün gürültüsü ve telaşı içinde Allah'ı ne kadar anabiliyorsun? Kalbin, fani dünyanın dertleriyle yorulmuşken ona şifa verecek ilacı nerede arıyorsun? Bil ki, Allah'ın has kulları için en büyük şifa ve en lezzetli vuslat, gece karanlığında gizlidir. Muhyiddin İbnü'l-Arabî (k.s.) Fütûhât-ı Mekkiyye eserinde bu sırrı şöyle ifşa eder: Gece namazı kılanlar, bütün geceyi ibadetle geçiren kimselerinki gibi, teheccüdü veren ve onları teheccüde kaldıran özel ilahi bir isme sahip değildirler. Bütün geceyi ibadetle geçiren değil de, uykusunu bölüp teheccüde kalkan kişinin durumu çok daha farklıdır. Zira teheccüd; gecede kalkmak, ardından uyumak, tekrar kalkmak, yine uyumak ve sonra kalkmaktan ibarettir. Uykunun o en tatlı anında, nefsin bütün ağırlığına rağmen yatağı terk etmek, içteki ilahi bir çağrının (ismin) eseridir.
"Hak" İsminin Tecellisi ve Denge
Allah Teâlâ Kur'an'da "Gecenin bir kısmında, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl" (İsra, 79) buyurur. Teheccüd namazına kalkan kişinin, Hak cihetinden özel bir bilgisi vardır. Teheccüd hâli, ilahi isimler denizinde dayanacağı en güçlü ismi ararken "Hak" ismiyle karşılaşır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bütün yılını oruçla ve geceyi namazla geçiren bir sahabiye şöyle demiştir: "Nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, gözünün üzerinde hakkı vardır. Bazen oruç tut, bazen tutma, bazen namaz kıl, bazen kılma." İşte teheccüd ehli, bu "Hak" ismini gözeterek uykunun hakkını da verir, ibadetin hakkını da verir. Yalnızca hevesiyle değil, her şeyin hakkını vermek (adalet) ilkesiyle hareket eder. Geceyi tamamen ibadetle tüketip bedenine zulmetmek yerine, dengeyi bularak en zor olanı başarır.
Gecenin Meyveleri ve Sırları
Ey hakikat arayan kul! Seher vakti, kâinatın en gizemli ve en feyizli anıdır. İbnü'l-Arabî (k.s.) şiirinde şöyle der: "Çiçeğin polenleri sana koku vermez / Seher yumuşak esintiyi meydana getirmedikçe". Hükümdarların ve kralların, halkın gözünden uzak gizli sohbetleri ve sırları olduğu gibi, Yüce Yaratıcı'nın da seher vaktinde kullarına açtığı muazzam sırlar vardır. Gece uykusunu bölerek Rabbine münacat eden kimse, herkesin bilmediği bir idrake ulaşır. O karanlık odada, seccadenin üzerinde dökülen her gözyaşı, aslında ruhun Rabbine duyduğu hasretin bir meyvesidir.
Seherin Yumuşak Esintisi
Gece namazı (teheccüd), sadece bedeni bir eylem değil, kalbi dünyaya kapatıp tamamen Ahiret yurduna ve Allah'ın cemaline açma sanatıdır. Bütün insanlar ve canlılar derin bir gaflet uykusundayken, senin uyanık olman ve "Rabbim, işte ben geldim" diyebilmen, Allah'ın seni sevdiğinin ve seni Kendi huzuruna hususi olarak davet ettiğinin en büyük delilidir. O seher esintisini kaçırma. Ruhun gıdası, o sessizlikte gizlidir. Yatağını bir kenara itenler, kabir yataklarında en huzurlu uykuyu uyuyacak olanlardır. Kalbini "Hak" ismiyle doldur ve gecenin karanlığını secdelerinle aydınlat!

