Tasavvuf Klasikleri · Haziran 21, 2026

Gerçek İmanın Alameti: Allah İçin Sevmek ve Buğz Etmek

Duyguları Şeriat Terazisinde Tartmak İslam ahlakında insanın sevgisi (muhabbeti) ve öfkesi (buğzu) şahsi çıkarlarına veya nefsani heveslerine göre değil, bütünüyle Allah'ın rızasına göre şekillenmelidir. Abdülkadir …

Duyguları Şeriat Terazisinde Tartmak

İslam ahlakında insanın sevgisi (muhabbeti) ve öfkesi (buğzu) şahsi çıkarlarına veya nefsani heveslerine göre değil, bütünüyle Allah'ın rızasına göre şekillenmelidir. Abdülkadir Geylânî (k.s.), bir müminin kalbindeki hisleri nasıl kontrol etmesi gerektiğini şöyle açıklar: "Şâyet bir kişiye dâir kalbinde bir nefret duyarsan; onun amellerini Kitâb ve Sünnet'e göre değerlendir". Eğer o kişinin amelleri Kur'an ve Sünnet'e uygunsa ve sen buna rağmen ondan nefret ediyorsan, bu senin hevânın (nefsinin) oyunudur. Böyle bir durumda kişi, kendi nefsine buğz etmeli ve o salih kula karşı içinde sevgi uyandırması için Allah'a yalvarmalıdır. Aksi takdirde, haksız yere nefret beslemek, kişiyi Allah'ın dostlarına düşman eder ve manevi helake sürükler.

İlahi Kıskançlık: Allah'a Ortak Koşmamak

Allah Teâlâ, kulunun kalbini kendi nazargâhı olarak yaratmıştır ve orada Kendisinden başka hiçbir şeyin sevgisinin asıl (mutlak) olmasını istemez. O, "Gayûr ve Kâhir'dir" (çok kıskanç ve kahredicidir) 19, 20. Bir kimse kalbini fani bir varlığa, mala, makama veya bir insana (şirk derecesinde) aşırı muhabbetle bağladığında, ilahi gayret devreye girer. "Ben insanları ve cinleri yalnız bana ibâdet etsinler diye yarattım" sırrınca, kulun kalbinde Allah sevgisine ortak koşulan her fani sevgi, zamanla kişiye bir azap ve hüsran vesilesi olur 19, 20. Hak Teâlâ, kulunun kalbinde kendisinden başkasına meylettiğini gördüğünde, o kişiyi kıskanır ve o sahte sevgiyi onun elinden çekip alır 19, 20.

Muhabbetin Saflaşması ve Vuslat

Kamil bir mümin, insanları, eşyayı veya nimetleri ancak Allah'ın yarattığı ve izin verdiği bir emanet olarak sever. Geylânî Hazretleri, "Şirklerden, nazîrlerden, âileden, maldan, evlâttan, haz ve arzulardan, velâyet, kerâmet, makam ve rütbe istemekten kalbi temizlensin" diyerek, en ince (hafi) şirke karşı uyarır. Kalp bu sahte sevgilerden, kendi nefsinin putlarından temizlendiğinde, oraya mutlak manada Allah sevgisi yerleşir. Yalnızca Allah'ı seven ve kızdığı zaman sadece Allah'ın dini için (şeriat sınırları ihlal edildiğinde) öfkelenen bir kul 21, 22, nefsinin esaretinden kurtulmuş ve ilahi Rızanın zirvesine ulaşmış hakiki bir İslam muhafızı (muvahhid) olur.