Kabrin Eşiğindeki Gaflet
İnsanoğlu, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sımsıkı sarılır, bitmek tükenmek bilmeyen emeller peşinde koşar. Oysa her an yaklaşan ölüm, bütün bu sahte hevesleri yerle yeksan edecek mutlak bir gerçektir. Abdülkadir Geylânî (k.s.), dünya hırsıyla sarhoş olanları şiddetle sarsar: "Yavrucuğum, sabaha erince, akşama kalacağını nefsine vadetme. Akşamı yapınca da sabaha çıkacağını ona söyleme". Yarına çıkacağına dair hiçbir senedi olmayan insanın, tövbeyi ertelemesi, günahlarda ısrar etmesi ve sadece mal mülk yığmaya odaklanması, akıl almaz bir gaflettir.
Malı Elinle Dağıtmak ve Yolculuğa Hazırlanmak
Kefenin cebi yoktur ve dünyada ne kadar mal biriktirilirse biriktirilsin, hepsi dünyada kalacaktır. Geylânî Hazretleri şu muazzam nasihati verir: "Malını elinle dağıt. Sen bir yolcusun. Ne olursa olsun, bu yola gideceksin". Ölüm geldiğinde zorla alınacak olan malı, yaşarken ve irade elindeyken Allah yolunda infak etmek (dağıtmak), o malı ebedi ahiret yurduna peşinen göndermektir. Dünyanın geçici bir han, kendisinin ise bir yolcu olduğunu idrak eden mümin, bagajını fani çöplerle değil, salih amellerle (iyi işlerle) doldurur.
Bugünün Adamı Olmak
Geçmiş geçip gitmiştir, gelecek ise meçhuldür; insana düşen yegâne zaman, içinde bulunduğu andır (İbnü'l Vakt olmak). "Dün geçip gitti… Yarına çıkıp çıkmayacağını da bilemezsin. O hâlde sen, bugünün adamısın. Bulunduğun günü iyi kapamaya bak". Akıllı insan, her gününü son günüymüş gibi yaşar. Ölümü tefekkür etmek, insanın kalbindeki dünya hırsını törpüler, kinleri ve düşmanlıkları anlamsızlaştırır. Ölmeden önce manen ölmeyi başarabilenler, asıl ebedi hayata dünyadayken gözlerini açmış olurlar.

