Tasavvuf Klasikleri · Haziran 21, 2026

Tevhidin Önündeki En Büyük Engel: Halka Güvenmek ve Gizli Şirk

Fani Varlıklardan Medet Ummak İnsanoğlunun en derin hastalıklarından biri, Allah'ı bırakıp O'nun yarattığı aciz ve fani kullardan medet umması, onlara sığınmasıdır. İslamiyet zahiri putları yıkmış olsa da, …

Fani Varlıklardan Medet Ummak

İnsanoğlunun en derin hastalıklarından biri, Allah'ı bırakıp O'nun yarattığı aciz ve fani kullardan medet umması, onlara sığınmasıdır. İslamiyet zahiri putları yıkmış olsa da, kalpteki bu "halka güvenme" putu (gizli şirk) çoğu insanın imanını sinsice kemirir. Geylânî (k.s.), Peygamber Efendimiz'in "Melundur, melundur o kimse ki, kendi gibi bir mahlûka dayanır" hadisini zikrederek, kullara sığınmanın Allah'ın rahmetinden kovulmaya sebep olacağını çok net bir şekilde ifade eder. Patronundan rızık, doktordan şifa, makam sahibinden mevki bekleyerek onlara boyun eğen kimse, mutlak kudret sahibi olan Allah'ın büyüklüğünü zımnen inkar etmiş olur.

Halka Minnet Kapısını Örtmek

Gerçek tevhid, kulun bütün ihtiyaçlarını vasıtasız olarak yalnızca Allah'a arz etmesidir. "Halka minnet kapısını ört, göreceksin ki, o dem Hakk’ın iyilik kapısı sana açılacak" buyuran Geylânî Hazretleri, beklentilerin tamamen Hakk'a yöneltilmesini şart koşar. Sen insanlara umut bağladıkça, Allah o umut bağladığın kişilerin kalbini sana karşı katılaştırır ve seni onların elinde zelil eder. Fakat sen, "Veren de alan da yalnızca O'dur" diyerek yüzünü Allah'a dönersen, Allah dilediği insanların elleriyle nimetlerini sana umulmadık şekilde gönderir.

Gerçek Zenginlik: İnsanlardan İstiğna

Kâmil mümin, kralların veya zenginlerin sofrasına göz dikmez; onların vereceği fani ihsanlara iltifat etmez. O bilir ki, "Sebepler, Hakk'ın zâtına karşı birer perdedir". Kalbinden mahlukata duyulan ihtiyacı söküp atan (istiğna sahibi olan) kişi, yeryüzünün en hür insanı olur. İnsanlardan bir şey dilenmek yerine, tüm varlığını sadece Rabbinin rızasına bağlayan muvahhid kul, Allah'ın has koruması altına girer ve her iki cihanda da mutlak bir emniyet ve şerefe nail olur.