Tasavvuf Klasikleri · Haziran 22, 2026

İhya-yı Ulum’dan Günümüze: Eleştiriler ve Miras

İhya-i Ulûm'id-Din İmam Buhârî'nin sahih olarak Tufeylî'den ve Hz. Ali den rivayet ettiği şu hadîse ne diyebilir? ‘Halkın anlayabileceği şeyleri söyleyiniz. Halkın anlayış seviyesinden yüksek söz söylemek …

İhya-i Ulûm'id-Din İmam Buhârî'nin sahih olarak Tufeylî'den ve Hz. Ali den rivayet ettiği şu hadîse ne diyebilir? ‘Halkın anlayabileceği şeyleri söyleyiniz. Halkın anlayış seviyesinden yüksek söz söylemek suretiyle halkı Allah'ı ve Râsûlü’nü yalanlamaya zorlamayı ister misiniz?’ Nice meseleler vardır ki, halk onları anlamayacakları için âlimler onları yasak etmişlerdir. Çoğu zaman dinleyenler şüpheye düşmesinler diye bazı İlmî meseleler sükûtla geçiştirilmiştir. Buna sayılamayacak kadar misâl getirmek mümkündür. Tartuşî'nin .(1059-1126) tenkidlerine gelince, delilsiz iddialardan başka hiçbir değeri yoktur. Yalnız anlamadığım şey, Tartuşî gibi müslüman bir âlimin, Gazâlî gibi büyük bir âlim için nasıl ‘Şeytanın vesveselerine kapıldı’ diyebildiğidir!

Yine aklımın ermediği bir husus da Tartuşî'nin ‘Gazâlî'nin fikirleri felsefecilerin fikirleriyle ve Hallac'ın hâlleriyle karışmıştır’ sözleridir. Bu hükmü nasıl çıkarmaktadır bir türlü anlayamadım! Ben İhyaya başından sonuna kadar inceledim. Orada ârif kişilerin tasvip ettiği sûfî işaretlerinden başka, ne Hallac-ı Mansur'a ve ne de felsefecilere ait hiçbir işarete rastlamadım. Tartuşî’nin ‘Gazâlî sûfilerin ilmiyle yakınlık kuramamıştı’ sözüne gelince, bu konuşma hiçbir mânâsı olmayan soğuk bir iddiadır. Zira her düşünen kişi bilmektedir ki, Gazâlî tasavvufta rüsuh sahibi bir insandır. Keşke Gazâlî'nin bilmediği tasavvufu kimin bildiğini bir bilsem!.. Tartuşî'nin ‘Gazâlî tepetaklak düştü’ sözüne gelince, bu söz delilsiz ve mesnedsiz bir tarzda âlimlere saldırmaktan başka bir değer taşımamaktadır.

Çünkü Gazâlî'nin neden tepetaklak düştüğünü ispatlayan bir delil yoktur. Allah bizi ve Tartuşî'yi taassubun felâketlerinden korusun. Tartuşî'nin ‘Gazâlî'nin kitapları uydurma hadîslerle doludur’ sözü de bana garip görünmektedir. Keşke bu hadîslerin sahibinin Tartuşî mi, yoksa Hz. Peygamber mi olduğunu bir bilseydim. Çünkü bu hadîslerin Hz. Peygamber'e ait olmadığını iddia edebilmek herkesin haddi değildir. Dolayısıyla Gazâlî’ye bu konuda saldırmak ne kadar yersiz-

Önsöz

dir. Taassup ve kuru iddialardan öte bir kıymet ifade etmemektedir. Onun için ilim sahibi hiçbir kimse böyle iddiaları dikkate almaz. Gazâlî'nin aleyhinde bulunanların isimlerini şöylece sıralıyabiliriz: İbn Salâh, Yusuf ed-Dimeşkî, Mâzurî, Tartuşî, İbn Teymiye, İbn Kayyım İbn'ul-Cevzî, torunu Ebu Muzaffer ve Kadı İyaz… Kadı İyaz meşhur rüyasından sonra Gazâlî hakkında konuşmaktan vazgeçmiştir. İbn Teymiye ve İbn'ul-Cevzî ise, eserlerinde Gazâlî'nin hadîs ilminde zayıf olduğunu ileri sürmüşler ve onu bu hususta tenkide tâbi tutmuşlardır. Gazâlî'ye hücum eden İbn Salâh fıkıh, hadîs ve sair din ilimlerinde emsâli az bulunan otoritelerden biri idi ve niyeti de hâlistir.

Fakat her işin erbabı ayrıdır. Gazâlî'nin sahasında söz söyleyemezdi. Mâzurî'nin yüksek derecesi ve ilmi inkâr edilemez. Fakat o hâller, ancak o zevke varanlar tarafından bilinir. Eğer İhya da tenkid edilecek bazı şeyler var ise de, başka eserlerde bulunmayan değerli meselelerini ve güzelliğini hiç kimse inkâr edemez. (İbn Sübkî, Tabakât'uş-Şafiîye) Gazâlî'ye iki noktadan saldırılır: 1. Kendi sözlerinden dolayı 2. Başkasından nakledip, sükût etmek suretiyle tasdik ettiği nakillerinden dolayı Gazâlî'ye çeşitli mezhep ve gruplara bağlı birçok insan methiyeler düzdüğü kadar, ona itiraz edenler de bir hayli yekûn tutmaktadır. Kendisini tenkid eden Mağribîlerin başında îbn Arabî, Mâzurî, Tartuşî, Kadı İyaz ve İbn Münir gelmektedir.

Şarklılardan ise, İbn Salâh, Yusuf ed-Dimeşkî, Zerkeşî ve Burhan el-Bukaî onu tenkid etmişlerdir. Bunların itirazlarına tatmin edici cevaplar verilmiştir. Tafsilâtı uzun süreceği için, burada kısa kestik. Allah hepsinin kusurunu affetsin, Gazâlî'nin de makamını cennet eylesin… Amin!

îhya-i Ulûm'id-Din İhyâ'ya Hizmet Edenler İhyayı şerhedeni görmediğim gibi, onun o güzel siy âkını izah etmeye kalkışanı da görmedim. Sadece Gazâlî'nin hayatında İhyaya yapılan itirazlara cevap olarak kendi kaleminden çıkan elİmlâ an'il-İhyâ adlı küçük bir risalesini gördüm. H. senelerinde hadîs hâfızı İmam Zeyneddin Ebü’l-Fadl Abdurrahim b. Hüseyin el-Irâkî, İhya hadîslerini iki kitap halinde derleyip tedkik etti. Onlardan biri birkaç cilt tutan büyük bir kitaptır. Fakat İhyanın bir kısım hadîslerinin durumunu bu kitapta açığa kavuşturamadığı için, H. senesinde daha önce durumuna vâkıf olmadığı hadîslerin birçoğunu bulup tedkik etmiştir. Bunun üzerine sözü edilen kitabını kısaltıp bir cilt halinde yazdı.

Kitabına el-Muğnî an Haml’il-Esfar ismini verdi. Bu kitabında Irâkî şu hususlara dikkat çekmiştir: 1. Hadîsin geliş yolu 2. Hadîsi rivayet eden sahabî ve râvîsi 3. Rivâyetin sıhhati 4. Rivâyetin zayıflığı 5. Birkaç kere tekrar edilen hadîsi bir defa zikretmekle yetinmiştir. Eğer tekrar ederse, mutlak bir sebebe binaen tekrar etmiştir. Irâkî'den sonra talebesi meşhur muhaddis Şihabeddin İbn Hacer el-Askalânî hocasının gözünden kaçan hadîsleri tedkik ederek bir cilt içinde toplamıştır. Hanefî ulemasından Kasım b. Kutlubağa da Tuhfet-ul-Ehyâ fima Fâte min Tahrîci Ehâdîsi İhyâ adlı bir eser yazıp /fadaki hadîslerin kaynaklarını göstermiştir. İbn Subkî'nin Tabahâtinın sonunda İhyanın itiraz edilen hadîslerinin tedkikine dair bir bahis vardır.

İhyâ'nın Özetleri İhyâ'yı ilk defa kısaltan, Gazâlî’nin kardeşi Ebu Feth Ahmed b. Muhammed el-Gazâlî'dir. Kısalttığı kitaba Lübab’ul-İhyâ adını

Önsöz

vermiştir. Daha sonra H. senesinde vefat eden Ahmed b. Musa el-Musulî de aynı işi yapmıştır. Üçüncü olarak Muhammed b. Said el-Yemenî; ondan sonra Yahya b. Ebu'l-Hayr el-Yemenî; ondan sonra Muhammed b. Ömer b. Osman el-Belhî İhyayı kısaltmış ve kitabına Ayn’ul İlim ismini vermiştir. Abdülvahhab b. Ali el-Meraği de İhyâ'yı kısaltarak Lubab'ulİhyâ ismiyle yayınlamıştır. İhyâ'yı ihtisar edenlerden biri de eşŞems Muhammed b. Ali b. Cafer el-Aclunî'dir. Bu zat el-Bilâlî mahlasıyla şöhret bulmuştu. Mısır'da Said'us-Suâdâ tekkesinin şeyhi idi. H. senesinde vefat etmiştir. Hâfız Sehavî, eş-Şems Muhammed b. Ali'nin ihtisar ettiği kitabın bütün İhyâ muhtasarlarından daha iyi olduğunu söylemiştir.

Celâleddin es-Suyutî de İhyayı ihtisar edenlerdendir. Gazâlî'nin Eserleri İmam Münavî, Nevevî’den; o da şeyhi Tığlisî'den şöyle nakleder: ‘Gazâlî'nin telif ettiği eserleri saydım ve ömrüne taksim ettim. Gördüm ki her gününe dört cüz isabet etmektedir’. Benim kanaatime göre, bu durum olsa olsa Allah Teâlâ'nın, zaman içinde zaman yaratarak kuluna verdiği ihsandan başka birşey değildir. Ulemânın en büyük kerametlerinden biri de budur. Bu söz yalnız Gazâlî için değil, aynı zamanda İbn Cerir Taberî, İbn Şahin, îbn Nakib, İmam Nevevî, Subkî ve Suyûtî için de söylenmiştir. Gazâlî hemen hemen her ilim dalında eser telif etmiştir.

Hatta harf ilimlerinde, ruhânî sırlarda, âdetlerin hususiyetlerinde, İlâhî isimlerin lâtifelerinde ve simya ilminde bile çeşitli eserler telif etmiştir. Gazâlî'nin en büyük eseri ise şu anda elinizde bulunan İhyâ-i Ulûm'id-Din adlı eseridir. Gazâlî'nin eserlerini harf sırasına göre zikrederek bu işe girişelim. İhyanın baş harfi elif olduğundan ve ahiret ilimlerinden bahsettiği için diğer kitaplarından da ‘Bütün kitaplar yakılsa da yalnız İhyâ kalsa hepsinin yerini tutar’ denilecek derecede üstün olduğundan İhyâ adlı eserini başa alıyoruz:

M İhya-i Ulûm'id Din İhya dört bölümden ibarettir: 1. İbadât 2. Âdât 3. Mühlikât 4. Münciyât Her bölümde on kitap bulunmaktadır ve İhya nın tamamı kırk kitaptan teşekkül etmiştir. Şârânî el-Münen adlı eserinde Ebu I İaşen Şâzelî'den şöyle rivayet eder: ‘ihya insana ilim, ruh gıdası ve nûr verir’. Subkî de şöyle der: ‘Müslümanların itina ile okuyacağı ve halk tabakasının hidâyeti için yayabileceği bir eşer varsa o da İhyadır. Devamla şöyle demiştir: "ihyayı inceleyen mutlaka intibaha gelir. Şayet ehl i ilini tarafından telif edilen eserlerin hiçbiri olmasaydı ve yalnız ihya kalsaydı, bu kitap tek başına halkın ihtiyacına yeterdi.

Kitaplarında nakil, düşünce ve eserleri bir araya getiren fakîhlerin kitaplarımla ihya ya benzeyen bir kitap tanımıyorum’. Gazâlî’nin İh ya sı Mağrib memleketine gittiği zaman birçok Mağribli âlim İhyayı zayıf hadîslerle dolu olduğundan ötürü okumamayı öğütlediler. Şiddetle aleyhinde bulundular. İbn Teymiyye ve talebesi İbn Kayyım da Gazâlî'nin hadîs ilminde çok zayıf bir kişi olduğunu ileri sürdüler. Hatta İbn'ul-Cevzî İ’lâm ulEhyâ bi Eglat i ihya adlı bir eser yazarak, kendi anlayışına göre İhyâ'dnki bütün yanlışları bu kitapta bir araya getirdi. İddialarının bir kısmını da Tclbis'ullblis adlı eserinde zikretti. İbn'ul-Cevzî'nin torunu olan Muzaffer de İhya hakkında şunları söylemiştir: ‘Gazâlî İhya adlı eserini sûfilerin meşrebine göre yazmış ve bu kitabı yazarken fıkıh kaidelerini büsbütün terketmiştir’.

Mevlâ b. Hayr şöyle der: ‘ihya da sahih olmayan hadîs var diye Gazâlî'ye hücum edilmemelidir. Çünkü Gazâlî o hadîsleri teşvik ve tergib için zikretmiştir’ Nitekim Keşf-i Zunûnun müellifi şöyle demiştir: ‘Uy da rina olmamak şartı ile sahih olmayan hadîsler teşvik ve tergib maksadı ile zikredilebilir’.

Önsöz

Zebidî ise şöyle der: "Keşf-i Zunûn'da zikredilen hüküm
doğrudur. Çünkü Gazâlî'nin zikrettiği hadîslerin bazıları Buhârî
ve Müslim'in ittifak ettiği hadîslerdir. Bazıları hasen ve bazıları da
sahih'tir. Aralarında zayıf, şaz, miiııker ve mevzû hadîsler de
vardır. Nitekim İhyâ'yı tedkik eden kimseler bu hadîslerin duru­
munu açıkça müşâhede edeceklerdir’.
Gazâlî'nin diğer eserlerinin listesi ise şöyledir:
1. el-İmlâ alâ Müşkil'il-İhyâ
2. ei-Erbaîn
3. Kitab’ul-Esma'il-Hüsnâ
4. el-İktisad fi'l-îtikad
5. İlcamkıl-Avam an İlm'il-Kelâm
6. Esraru Muamelât'id-Din
7. Esraru Envar'il-İlâhiyye
8. Ahlâk'ul-Ebrar
9. Esraru İttiba'is-Sünne
10. Esraru Hurûfil Kelimât
11. Eyyühe'l-Veled (Farsça)
12. Bidâyet'ül-Hidâye
13. el-Basît
14. Beyan'ul-Kavleyn li'ş-Şâfiî
15. Fezayih' u 1 -İbahiye
16. Bedâyi'ul-Usûl
17. Tenbih'ul-Gâfilîn
18. Telbîs'ul-İblis
19. Tehâfüt'ül-Felâsife
20. Tahsîl’ul-Meâhız
21. et-Talîke
22. Tahsîl’ul-Edille

İhya-i Ulûm'id-Din
23. Tefsîr'ul-Kur’an'il-Azîm
24. Faysal'ut-Tefrika Beyne’l-İslânı ve'z-Zandaka
25. Cevahir'ul-Kur’an
26. Huccet'ul-Hak
27. Hakîkat'ur-Ruh
28. Hakîkat'ul Kavleyn
29. Hulâsat'ul-Resâil ilâ İlm'il-Mesâil
30. Risâlet'ul-Aktab
31. Risalet'ut-Tayr
32. er-Reddu alâ Men Taan
33. er-Risalet'ul-Kudsiyye
34. es-Sırr'ul-Mesun
35. Şerh'ul Daireti Ali b. Ebî Tâlib (Nuhbet'ul-Esmâ)
36. Şifâ'ul-Galil
37. Akîdet'ul-Misbah
38. Acâib'ul-Sun‘ullah
39. Unkud'ul-Muhtasar
40. Gayet'ul-Gavr fî Mesâil'id-Devr
41. Gavr'ud-Devr
42. el-Fetâvâ
43. el-Kanun'ul-Küllî
44. Kanun'ur-Rasûl
45. el-Kurbet ilâllah
46. el-Kıstas'ul-Müstakîm
47. Kimyâ-yı Saâdet (Farsça)
48. Küçük Kimyâ-yı Saâdet (Arapça)
49. Keşfu Ulûm'il-Âhire
50. Kenz'ul-Udde

Önsöz

51. el Münteha fî'l-Cedel
52. el-Mustasfa fî Usûl'il-Fıkh
53. el-Menhül fî'l-Usûl
54. el-Meâhız'ul-Hilâfîyât
55. el-Mebâdi ve'l-Gayât
56. el-Mecâlis'ul-Gazalîye
57. Mekasıd'ul-İlim
58. el-Munkiz min'ed-Dalâl
59. Mi‘yar'un-Nazar
60. Mi‘yar'ul-İlim
61. Mahallu'n-Nazar
62. Mişkât'ul-Envar
63. el-Müstezherâ
64. Mîzân'ul-Amel
65. Mevâhim'ul-Bâtıniyye
66. el-Menhec'ul-A‘lâ
67. Mi‘rac'üs-Sâlikîn
68. el-Meknûn
69. Müslîm'us-Selâtîn
70. Müfesser'ul-Hilâf
71. Minhâc'ul-Abidîn
72. Nasihat'ul-Âbidîn
72. Nasihat'ul-Mülûk (Farsça)
73. el-Vecîz
74. Yâkutu Te’vil fî Tefsîr'it-Tenzil (Kırk cüzdür)
Gazâlî'ye nisbet edilen, fakat hakikatte Gazâlî'nin eseri olma­
yan kitaplar ise şunlardır:

îhya-i Ulûm'id-Din 1. es-Sırr-ul-Mektûm fi Esrâr'in-Nücûm (Bu kitap aynı zamanda Fahreddin Râzî'ye de nisbet edilmiştir) 2. Tahsin'uz-Zünûn 3. Kitab'un-Nefh ve't-Tasviye 4. Mednûn bih alâ Gayri Ehlihi Bu kitaplar Gazâlî'nin olmadığı halde kendisine nisbet edilmiştir. İncelendikleri zaman küfürle ve şeriata muhalif fikirlerle dolu oldukları görülür. Gazâlî ise bu tür fikirleri öne sürmekten uzak bir kimsedir. Nitekim bu kitapların Gazâlî’ye ait olmadığını İbn Subkî mufassal delillerle ispat etmiştir. İsteyen İbn Subkî'nin eserlerine müracaat edebilir. İbn Subkî gibi Muhyiddin Arabî ve Tuhtef ul-İrşâd müellifi de bu kitapların Gazâlî'nin kaleminden çıkmadığına dair mufassal bilgi vermişlerdir.

(Önsöz ün başından buraya kadar olan bu malûmat, Zebidî'nin İhyanın şerhi olan İlhafus-Saade. adlı eserinden alınmıştır). Gazâlî hakkındaki bu mukaddimeyi bitirirken bilmeyerek yaptığımız bir hata varsa Allah Teâlâ’dan atfımızı diler, Gazâlî’nin ruhundan da özür dileriz. Gazâlî'nin en büyük eseri olan İhyâ-i Ulûm'ld-Dinin -imkânımız nisbetindesadık bir tercümesini ilme hizmet amacıyla sayın okuyucularımıza arzetmeyi bir vazife telâkki ettik. İmanı Gazâlî, Şafiî mezhebinden olduğu için fıkhî meseleleri tahlil ederken daima Şafiî mezhebine göre tahlil etmiş, bazen de şahsî içtihadıyla tahliller yapmıştır. Mümkün olduğunca ihtilaflı yerleri parantezler yoluyla veya dipnotlar vermek suretiyle göstermeye çalıştık.

Şimdiden kusurlu olduğumuzu itiraf ederek muhterem okuyuculardan özür diler ve insaflı bir şekilde hatalarımızı düzeltmeye kendilerini yetkili kılarız. Sizi şimdi Gazâlî ile başbaşa bırakıyor ve cümlemize Allah'tan hidâyet, idrâk ve iz’an talep ederek hayır dualarınızı istiyoruz!. Ali Arslan Ramazan 1390/1 Kasım 1970

MUKADDİME Önce azamet-i rabbanîyesi önünde bütün kâinatın hamdi küçük kalan Allah Teâlâ'ya sonsuz hamd ve senâlar ederim! flaşta beşerin efendisi olmak üzere bütün peygamberlere salât ve selâm eder ve dinî ilimleri ihya etmek gayesiyle bir kitap yazmak için coşmuş bulunan azmimin bana müsbet neticeler kazandırmasını Allah Teâlâ'dan niyaz ve tazarrû ederim. Ey inkarcılar zümresi arasında aşırı bir şekilde ayıplayan! Ey inkarcı gafillerin arasında en şiddetli saldıran müfrit! Senin gururunu ve büyüklüğünü yerle bir etmek için muâraza ve mücadeleye hazırlanmış bulunuyorum. Apaçık olan hakkı görmeyip, bâtıla yardım etmen, cehaleti güzel görmen, halkın merasiminden yüzçeviren, kalbin ıslahı ve nefsinin tezkiyesi için Allah'ın kendisine yüklediği kulluk şerefine nail olmak gayesinde bulunan; ilmin gerektirdiği tarzda, şekilcilikten vazgeçip hakikî amele yönelen, boşuna sarfedilen hayatının zararlarından bir kısmını telâfi etmek isteyen kimselere haksız yere saldırman, konuşmayı boynuma borç yaptı.

Senin nifaktaki şirretliğin benim dilimi çözdü! Buna rağmen, geçmişteki kusurlarımı affettirecek kadar sâlim bir eser yazıp yazamayacağımdan endişe duymaktayım. Uz. Peygamberin haklarında şöyle buyurduğu kimselerin sapkın-hğından uzaklaşmak için yazıyorum; .t*!*.' dil 4*ii |J pk okill ^ Ll.jp p»Ul Ajl Kıyamette insanların azap yönünden en şiddetlisi o âlimdir ki, bildiği ilminden Allah onu faydalandırmamıştır. Yemin ederim ki, inkâr ve gururda gösterdiğin inatçılık ancak bu işin zirvesini düşünmekten aciz, sonucun feci ve korkunç 1) Taberânî, Mıı'cem'us-Sağir; Beyhakî, Şuab'ul-İman, (Ebu Hüreyre’den)

İhya-i Ulûm'id-Din oluşundan habersiz, tehlikenin büyüklüğünü idrâk etmemek, dünyanın her an akıp giderek yerine ahiretin geldiğini görmemek; ecelin her an yakında oluşunu, seferin çok uzun ve korkunç olduğunu, elindeki azığın ise çok az olduğunu, buna karşılık tehlike çeşitlerinin bir hayli kabarık olduğunu, yolun tıkalı olduğunu görmemekten ileri geliyor. Allah rızası için istenmeyen ilmin ve o ilimle yapılan amelin hakikî âlimler tarafından hoş karşılanmadığını; delil ve arkadaş olmadan; uzun ahiret yolunun çok yorucu olacağını bilmeyen cemaatları yakalayan bu hastalık, her kötülüğün geliş kaynağıdır. Kılavuzu olmayan insan, çok büyük zorluklarla karşılaşır! Bu yolun kılavuzları ise, peygamberlerin varisleri olan ve ilmi ile amel eden âlimlerdir.

Bu âlimler ise, yeryüzünde hemen hemen hiç kalmamıştır! Ancak ortalığı âlim kisvesine bürünmüş birçok insan kaplamıştır. Bunların çoğu da, şeytana mağlûp olup tuğyana, gaflete ve bâtıla dalmıştır. Onların herbiri geçici dünya malını toplamakla meşguldür. Onun içindir ki Allah'ın iyi dediğini kötü, kötü dediğini iyi görürler. Neredeyse din ilimleri ortadan kalkacak duruma gelmiştir. Yeryüzünden âdeta hidâyet alâmetleri silinmiştir. İçinde yaşadığımız şu dönemde halka sadece kadılarca bilinmesi gereken cidal ilmi verilmeye çalışılmaktadır. Mücadele edenlerin basımlarını susturmak ,için kullandıkları cedel ilmi veya halkın tesir altına alınması için va‘z kürsülerinde vaizlerin kullandıkları kafiye ilimleri sadece ilim sayılmaktadır.

Çünkü bu ilimlerden başkasıyla halkın malını haram yoldan almanın imkânı yoktur! Dünyalık kazandıran başka bir ilim mecut değildir. Kur’an-ı Kerîm'de rüşd, hidâyet, nûr, ziya, ilim, hikmet ve fıkıh diye adlandırılan ve selef-i salibinin ahiret yolunda kılavuz olarak kullandıkları ilme gelince, o ilim günümüzde halkın arasından çekilip gitmiş, âdeta bir daha hatırlanmamak üzere zihinlerden silinmiştir. Ahiret yolunda yürümeyi kolaylaştıran bu ilimlerin unutulması, dinde açılan en büyük yara ve uçurumdur. Onun için bu kitabı yazmayı bir zaruret olarak görmekteyim. Elinizdeki bu kitabı, dinî ilimlerin ihyası, geçmiş imamların yolunun gösterilmesi, peygamberlerin ve onlara tâbi olanların faydalı buldukları ve fayda gördükleri ilimlerin mahiyetini izah etmek için kaleme alıyorum.

Mukaddime

Elinizdeki bu kitabı dört temel (rub‘/çeyrek) üzerine bina ettim:
I. İbadât
II. Âdât
III. Mühlikât
IV. Münciyât
Kitabın başına İlim bölümünü koydum; zira ilim insan için en
önemli meseledir. Allah Teâlâ'nın, Hz. Peygamber'in (s.a) li­
sanıyla herkesten istediği ilini izah etmek için İlim bölümünü ki­
tabın başına aldım!
Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurur:
İlim öğrenmek (kadın-erkek) her müslümana farzdır.2
İlim bölümünü kitabın başına almamın sebeplerinden biri de,
insana fayda temin eden ilimle, zarar veren ilmi ayırdetmek iste-
memdir; zira Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmaktadır:
Fayda vermeyen ilimden Allah'a sığınırız.3
Devrimde yaşayanların doğruluktan ayrıldıklarını, hayalî
şeylerin arkasından koştuklarını, hakikatin özüyle meşgul ol­
mayıp, herşeyin kabuğu ile uğraştıklarını ispat etmek de, bu bö­
lümü başa almamın nedenlerinden biridir.
İbadât (İbâdetler) kısmı (1. cilt) on bölümden ibarettir
1. Kitab'ul-İlim
2. İnanç Esasları
3. Temizliğin Sırları
2) İbn Mâce, (Câbir’den)
3) İbn Mâce, (Enes’den). İmam Ahmed, Beyhakî ve bazı muhaddisler bu
hadisin zayıf olduğunu söylemişlerdir.