İhya-i Ulûm'id-Din Allah Teâlâ Hz. İbrahim'e şöyle vahyetti: Ey İbrahim! Ben alimim ve alîm olan her kulumu severim. .^i J İ1U1L 411 ^J fJUÜ Âlim kimse, Allah Teâlâ'nın yeryüzündeki emin kuludur. .İLjJUJlj iıp^i ^Ûl JlJ 1 jLİ blj ı^ÛI ^5 I>ÜL» ISI ^î 3? ÛÛL/ Ümmetimden iki sınıf ıslah olursa herkes ıslah olur, onlar fesada düşerlerse onlarla birlikte herkes fesada düşer. Bunlar yöneticiler ile âlimlerdir. >r*^ ^^ ^ ^ ^J* ^ J^J 7 ^* J1 k££ ^ *sî ^jW ^ ^ Jİ 131 . fJJl 2Ab Beni Allah'ın rahmetine yaklaştıracak bir ilim (ve amel) sahibi olmamı temin etmeyen bir günün üzerime doğmasında benim için bir hayır yoktur.
Âlimin âbide üstünlüğü, benim, ashabımın en düşük derecelisine olan üstünlüğüm gibidir. Bakınız ki, Hz. Peygamber ilim, mertebesini, nasıl da nübüvvet mertebesine eşit tutmakta ve ilimsiz amelin derecesi ne kadar düşük olmaktadır.) İbn Abdilberr (Ta'lik yoluyla); Irakî bu hadîsin senedine rastlamadığını söylemiştir.) İbn Abdilben1, (Muaz b. Cebel’den zayıf bir senedle) 18) İbn Abdilberr ile Ebu Nuayın, (İbn Abbas’dan zayıf bir senedle) 19) Taberânî, Eusat', Ebu Nuaym, Hilye, (Said b. Müseyyeb'den ve Hz. Aişe'den zayıf bir senedle) 20) Tirmizî, (Ebu Umame'den) Hadisin hasen ve sahih olduğunu söylemiştir.
Kitab'ul-İlim/I. Bölüm
Şayet âbid, eda ettiği ibadetin ilminden mahrumsa, onun ibade
tinin hiçbir anlamı olmadığı gibi, böyle bir amelin kişiye hiçbir ya
rarı da dokunmaz.
.pı^'ı p J* p ib' piı pk xüJı Ja pjı p
Âlim'in âbide üstünlüğü, ondördünde bulunan ayın diğer
yıldızlara üstünlüğü gibidir.21
.fljpJl ^ ;LLJl (*J tÇ^Î liî^C i>Ç_iJl f^ ^~-i
Kıyâmet gününde üç sınıf insan şefaat edebilecektir:
Peygamberler, âlimler, şehidler.22
Nübüvvet makamının hemen ardından gelen ve şehidlik mer
tebesinden bile üstün olan ilmin mertebesi ne büyük bir nimettir!
oJl ^ jUa-JtJl Jp JLİI â>lj S^J lji^' ^ ^î ^ 3*^^ ^^^ l^^ *H^ ^
,1ââB jJbı iâa ^^5 ^
J^5 ^^
Allah Teâlâ'ya din hususunda ilim sahibi olmaktan daha
üstün bir şeyle ibadet olunmuş değildir. Şeytan için bir tek
fakih(i aldatmak) bin âbid(i aldatmak)tan daha zordur.
Herşeyin bir temeli vardır. Bu dinin temeli ise ilimdir.23
.4İi)l pLJl j^) c«j—ul
j^-
Dininizin en hayırlı tarafı en kolay olanıdır. İbadetlerin en
hayırlısı ise ilimdir.24
21) Ebu Dâvud, Tirınizî, Nesâi ve İbn Hibban
22) İbn Mâce, (Hz. Osman'dan zayıf bir senedle)
23) Taberânî, Evsat; Ebu Bekir el- Acurî, Riyaz'ul Müteallimîn; Ebu Nuaym,
(Ebu Hüreyre'den zayıf bir senedle)
24) İbn Abdilberr, (Enes'ten zayıf bir senedle)
İhya-i Ulûm'id-Din Âlim olan mü’min, âbid olan mü’minden yetmiş derece daha faziletlidir. Ey ashabım! Sizler fakihleri çok, kurrâsı (Kur’an hafızları) ve hatipleri az, (ilim) isteyenleri seyrek, fakat (ilim) verenleri çok olan bir zamanda bulunuyorsunuz. Bu zamanda salih amel işlemek, ilim yapmaktan daha hayırlıdır. Fakat insanların üzerine öyle bir zaman gelecektir ki, fakihleri az, hatipleri çok, (ilim) verenleri seyrek, (ilim) isteyenleri ise çok olacaktır. İşte böyle bir zamanda ilim (sahibi olmaya çalışmak) her ibadetten daha hayırlıdır. Âlim ile âbid arasında yüz derece fark vardır. Bu derecelerden her biri arasında iyi beslenmiş bir koşu atının hızıyla yetmiş yıllık bir mesafe vardır.
?; (JJl Ji :J-âî J^j / <Lu fiJi :jli !jJi J^i Jî :dJl j^ JJ $ JUÎ ? (âJl ^ ^ ^pjl ^ P :İ JJ (^ a (jjî : § JÜ Hz. Peygamber’e amellerin hangisinin daha üstün ve efdal olduğu sorulduğunda, şöyle cevap verdi: ‘Allah'ı bilmek’. Ne tür bir bilgiyi kastettiği sorulduğunda, yine ‘Allah’ı bilmek’) İbn Adîy, (Ebu Hüreyre'den zayıf bir senedle) 26) Taberânî, (Huzam b. Hâkim'den zayıf bir isnadla)
Kitab'ul-İlim/I. Bölüm
diye cevap verdi. Ashab ‘Biz amelden soruyoruz, siz ise ilimden haber veriyorsunuz’ diye itiraz edince, Hz. Peygamber şöyle cevap verdi: ‘Allah'ı bilerek yapılan amel – ne kadar az olursa olsuninsana fayda verir. Allah'ı bilmeksizin yapılan ameller ise. insana bir fayda sağlamaz’. P ^1 !tl»i_*Jl j~^* V Jyi (3 ^LJLjJI ğjw (3 JiLiJl fji ^' ^'^ *- <^ dJui ■f^ ^j-*^ •*-** '^*^( p^â^M |^j ^jJt ^>i |Jj (^ ^jJjJ 'ılı |^j ^^jp. ^>i Kıyamet gününde Allah Teâlâ bütün kullarını diriltip mahşere getirdikten sonra, âlimleri de diriltip getirir ve onlara hitaben şöyle buyurur: ‘Ey âlimler zümresi!
Sizi iyi bildiğim için size ilim sıfatımı emanet ettim. Size ilmimi sizleri azaba uğratmak için vermedim. O halde nimetlere koşun; zira hepinizi affettim’. Ashab'ın ve Alimlerin Sözleri Hz. Ali, talebesi Kumeyl’e30 şöyle demiştir: ‘Ey Kümeyi! İlim maldan daha hayırlıdır. Çünkü ilim seni, sen ise malı korursun. İlim hâkim, mal ise mahkûmdur. İnfak malı azaltır, ilim ise artırır’. Yine Hz. Ali şöyle buyurmuştur: ‘Alim bir kimse, gündüzleri sürekli oruç tutan, geceleri ise ibadet edip, tüm zamanını cihada sarfeden bir kimseden daha üstündür. Alim bir kimsenin ölümüyle açılmış gediği, yine aynı büyüklükte bir başka âlim doldurabilir’.
Hz. Ali bir manzumesinde şöyle demektedir: ‘İnsanlar bedenleri itibarıyla birbirlerine eşittir. Babaları Adem, anaları ise Havva'dır. Eğer soylarında soplarında bir iftihar vesilesi arıyorlarsa, bilsinler ki asılları çamur ve sudan ibarettir. İlim erbabı, hidayet arayanlara hidayet vesilesi olur. Her insanın kıymeti bilgisiyle ölçülür. Cahiller ise, ilim erbabının en amansız 27) Îsfehanî, Tergib ve Terhib, (Abdullah b. Amr'dan); Deylemî, Müsned'ulFirdevs, (Ebu Hüreyre'dcn) 28) İbn Abdilberr (Enes’den) 29) Taberânî, (Ebu Musa’dan) 30) Kümeyi, Hz. Ali'nin maşhur talebelerinden biridir. Babasının adı Ziyâd’dır.
İhya-i Ulûm’id-Din düşmanlarıdır. İlmi elde etmeye çalış ve ilmin nerelerde kullanılacağını mutlaka bil! Bütün insanlar ölürler, ancak ilim ehli olanlar yaşarlar’. Ebu Esved ed-Düelî31 şöyle demiştir: ‘Dünyada ilimden daha üstün ve daha aziz hiçbir şey yoktur. Çünkü sultanlar halka hükmederlerken, âlimler de sultanlara hükmederler’. îbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: ‘Hz. Süleyman'a ilim, mal ve saltanat arasında istediğini seçmek hakkı verildiğinde, o bu üç nimet arasından ilmi seçti. Onun için Allah Teâlâ kendisine malı da, saltanatı da verdi’. İbn Mübârek’e kâmil insanların kim oldukları sorulduğu zaman, âlimler diye cevap vermiş, gerçek sultanların kimler oldukları sorulduğunda, zâhidler demiş ve en aşağılık insanların kimler oldukları sorulduğunda ise dünyaları için dinlerini satan kimseler cevabını vermiştir.
Dikkat edilecek olursa İbn Mübârek, âlimler dışındakileri kâmil insan mertebesine koymamaktadır. Çünkü, insanı hayvandan ayıran özellik sadece ilmidir. İnsan, kendisine şeref kazandıran vasfıyla ancak insan sayılabilir. İnsanın şerefi, kuvvetinden gelmez. Öyle olsaydı develerin daha üstün olması lâzım gelirdi; zira develer insandan daha güçlüdürler. Cüssesinin büyüklüğünden de değildir; zira filler insanlardan daha cüsselidir. Şerefi cesur oluşundan da kaynaklanmaz; zira ormanlardaki yırtıcı hayvanlar insandan çok daha cesaretlidirler. Fazla yemek yemesinden de ileri gelmez. Öyle olsaydı öküzlerin daha şerefli olmaları gerekirdi; zira midesi çok büyük olan canlılardan biri de öküzdür. Fazla cinsî münasebette bulunmasından da değildir; zira küçücük kuş bile cinsî kudret hususunda insanoğlundan daha güçlüdür.
Kısaca bunların hiçbiri insana şeref vermez. İnsana şeref veren şey sadece ilimdir! Bazıları şöyle demişlerdir: ‘İlmi elinden kaçıranın ne kazandığını bir bilseydim ve ilmi elde edenin de ne kaçıracağını bir bilseydim’. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: 31) Bu zat Hz. Ali'nin talebesidir, Arap gramerinin kurucusu olmakla bilinir. H. yılında vefat etmiştir.
Kitab'ul-Ilim/I. Bölüm
. ^LÂJ <LB «», lap U» jÂ^- Jâ> o Ij,*- yj' İJL>-I jl jl^j jly*^ ^jl Lr* Kur’an bilgisine sahip olan bir kimse, başkasının maddî servetini daha hayırlı görürse, Allah'ın büyük gördüğünü küçük görmüş olur. Ebu Muhammed Feth b. Said el-Mevsılî32 şöyle demiştir: ‘Hasta yemek, içmek ve tedavi edilmekten menedilirse ölmez mi? Elbette ölür. İşte kalp de aynen bir hasta gibi, üç gün üst üste ilim ve hikmetten mahrum olursa (mânen) ölür’. Feth el-Mevsılî (Allah rahmet eylesin) ne de doğru söylemiştir! Gerçekten de kalbin gıdası ilim ve hikmettir, tıpkı bedenin yaşamasının gıda almasına bağlı olduğu gibi, kalbin yaşaması da ilim ve hikmete bağlıdır.
İlimden mahrum bir insanın kalbi hem hastadır, hem de mânen ölüdür. Üstelik dünya sevgisi ile mal düşkünlüğü ilimsiz kişiyi öyle bir hale getirir ki, bütün hislerini dumura uğratır! Korku, yaranın acısını geçici bir zaman için nasıl engellerse, o kişi de artık bu büyük felâketi idrâk etmekten yoksun kalmış demektir! Böyle insanlar işte bu hâle gelir. Fakat ölüm gelip çattığında ve onun dünya yükünü sırtından aldığında, kişi o zaman felakette olduğunu bütün dehşetiyle görür ve fevkalâde müteessir olur. Tıpkı sarhoşken veya korku içindeyken aldığı yaralardan sızı duymayan bir insanın, ayıldıktan veya korkudan kurtulduktan sonra yaralardan duyduğu sızı gibi, onun o anki pişmanlığı da kendisine fayda vermez.
Perdeyi kaldıran günün dehşetinden Allah'a sığınırız! İnsanoğlu uykudadır, öldükten sonra uyanır, daha önce yaptıklarının karşılığını görür ve fakat iş işten geçmiştir artık! Haşan Basrî33 şöyle demiştir: ‘Alimlerin kaleminden damlayan mürekkep, şehidlerin kanıyla tartılır; ve o kanla tartılan mürekkep, temiz kandan daha ağır gelir’.) Bu zat ünlü zahidlerdendir. Bişr el-Hafî, Sırrî es-Sakatî gibi mutasavvıfların döneminde yaşamış ve H. yılında vefat etmiştir.) Bu zat Zeyd b. Sabitin âzadlısı Haşan b. Yesar'dır. Hz. Ömer'in hilâfeti devrinde doğmuş, H. yılında vefat etmiştir.
İhya-i Ulûm'id-Din İbn Mes‘ud şöyle demiştir: ‘İlim büsbütün çekilmeden ilme sarılın! İlim ancak ilmi yayanların eksilmesiyle ortadan kalkar. Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda şehid olarak öldürülen kimseler; âlimlerin âhiretteki mertebelerini gördükleri zaman, hemen Allah'tan kendilerini tekrar diriltip âlim yapmasını isterler. Hiç kimse anasından âlim olarak doğmaz. İlim ancak çalışıp öğrenmekle elde edilen bir nimettir’. İbn Abbas şöyle demiştir: ‘Bence gecenin bir ânında ilim üzerine sohbet etmek, o gecenin tamamını namaz kılmakla geçirmekten daha faziletlidir’. Haşan Basrî ‘Ey rabbimiz! Bize dünyada da basene ver, ahirette de hasene ver!
Bizi cehennem azabından koru!’ ayetinin tefsirinde şöyle demektedir: ‘Bu ayette geçen dünyadaki hasene, ilim ve ibadet'! içine alır. Âhiretteki hasene ise cennet demektir’. Hikmet ehlinden bir zâta ‘Bu dünyada neyi sermaye edinmek daha kârlıdır?’ diye sorulduğunda, ‘Gemi battığı zaman gemiyle birlikte batmayan ve seninle kalan şeyi sermaye edin!’ buyurmuştur. O bu sözleriyle ilmi kasdediyordu. Çünkü ilim insanın zihninde olduğu için oradan kaybolup gitmez, her daim insanla beraberdir. ‘Geminin batması’ insanın ölümüyle te’vil edildiğine göre, kendisiyle kalacak sermayenin de, ilim olduğu anlaşılır. Bazı âlimler de şöyle demişlerdir: ‘Hikmeti kendisine gem edinen bir kimseyi, halk kendisine rehber edinir.
Hikmete vukufiyetiyle tanınan kimseye ise bütün insanlar tâzim ve hürmet ederler’. İmam Şâfiî ‘İlmin özelliğinden birisi de, az da olsa ondan payı olanlar sevinirler, olmayanlar ise mahzun kalırlar’ demiştir. Hz. Ömer şöyle demiştir: ‘Ey insanlar! İlmi talep edip, öğrenin. Çünkü Allah'ın çok sevdiği bir elbise vardır ve o elbiseyi ilmi arayan ve aradığını bulan kimselere giydirir. Allah’ın giydirmiş olduğu o elbiseyi giyen kimse, o elbise sırtında iken ne günah işlerse işlesin Allah Teâlâ, sevdiği elbiseyi sırtından almamak için o kimseye üç kere tevbe etmesi için teklifte bulunur. Günah yolunda ölüme kadar devam etse bile, o elbise sırlındayken hiçbir zaman günahlardan dönme yolu kapanmış değildir o kimse için…’
Kitab'ul-Ilim/1. Bölüm Ebu Bekir el-Ahnef b. Kays b. Muaviye ‘Âlimlerin hepsi neredeyse padişah olacaklardı. İlimle takviye edilmemiş bütün izzetlerin sonu zilletten başka birşey değildir’ demiştir. Sâlim b. Ebî Elca‘d şöyle anlatır: ‘Efendim beni üç yüz dirheme satın aldı ve sonra da azad etti. Azad olduktan sonra ne iş yapacağım diye kendi kendime düşünmeye başladım. Neticede ilimle uğraşmaya karar verdim. Aradan bir sene geçmeden içinde yaşadığım şehrin valisi beni ziyarete geldi ve fakat ben müsait olmadığım için içeri girmesine izin vermedim, o da çekip gitti’. Zübeyr b. Ebî Bekir şöyle demiştir: ‘Pederim bana Irak'tan mektup yazıyor ve mektuplarında şöyle diyordu: ‘Oğlum ilim öğren!
Zira fakir düşersen ilim senin için en kıymetli maldır. Eğer zengin olursan ilim senin için güzellik ve cemâldir’. Hz. Lokmanın oğluna yaptığı tavsiyelerde de bu gibi nasihatlar vardır. Nitekim oğluna şöyle nasihatta bulunmuştur: ‘Ey oğul! Âlimlerle beraber otur. Dizini onların dizlerine bitiştir; zira Allah Teâlâ yeryüzünü rahmetiyle diriltip yeşerttiği gibi, ilim de insanoğlunun kalbini öylece diriltip yeşertir’. Filozoflardan biri şöyle demiştir: ‘Âlim bir kişi öldüğü zaman sudaki balıklardan tutun da, havadaki kuşlara kadar bütün hayvanlar matem tutup ağlarlar’. Bu sözü destekleyen bir hadisi İbn Neccar Hz. Enes’den rivayet eder: ‘Âlimler için, öldükleri günden kıyâmet gününe kadar denizdeki balıklar bile af talebinde bulunurlar’.
Gerçekten de ölen âlimin sadece yüzü unutulur, fakat kendisi hiçbir zaman unutulmaz, adı daima anılmaya devam eder. Zührî şöyle demiştir: ‘İlim erkektir (büyüktür). Onu ancak erkekler (büyükler) sever’. İlim Öğrenme'nin Fazileti Ayetler
İhya-i Ulûm'id-Din
Her kabileden bir cemâatin dini iyice öğrenmeleri gerekmez
miydi?
(Tevbe/122)
^^Sl ^ jl /İl j*î l/t^
Eğer bilmiyorsanız, ehl-i zikre sorunuz!
(Nahl / 43)
Hadîsler
•S*^^ j! !*./*< *llı ili- l*J* *j /ıy»r u/ jıK /
İlim tahsil etmek maksadıyla yollara düşen kimseye Allah
Teâlâ cennete giden yolu gösterir.34
jİMiy LU filij (JLaİI h-İÇ Ç»ÇÎ ^1 ^^*JI ûl
Melekler ilim yolcusunun hâlinden râzı oldukları için ka
natlarını onun ayakları altına sererler.35
İlimden bir bölüm öğrenmen, yüz rek‘at namaz kılmandan
daha hayırlıdır.3®
.Us» üj çiı ^ i' > j;^ı İ±Ş (JJl ^ ûı;
34) Ebu Dâvud, Tirmizî, İbn Mâce ve İbn Hibban, (Ebu Derdâ ve Ebu
Hüreyre'den)
35) Ahmed b. Hanbel, İbn Hibban ve Hâkim, (Saffan b. Assal’dan)
36) İbn Abdilberr, (Ebu Zer’den)
Kitab'ul-İlim/I. Bölüm
Kişinin ilimden öğrendiği bir bölüm, onun için dünya ve
dünyadakilerin tümünden daha hayırlıdır.37
İlim Çin'de de olsa bulup öğrenin!38
İlim öğrenmek her müslümana farzdır.39
(jJL*llj lJî^’ :k-<vjl *îî j^Ji *^ IjJLolî Si îJlj—Jl l^**;^ ji'j’" (*^'
İlim hazinedir. Bu hâzinenin anahtarı soru sormaktır.
Sormaktan çekinmeyin; zira ilmin sorulmasından dört kişi
birden mükâfat kazanır: Soran, cevap veren, onları dinleyen,
onları seven!40
Câhil, cehaletine razı olup durmasın. Âlim de ilmini sus
mak suretiyle saklamasın!41
.. ^l Si ûi>il J4 jij : § JUÎ îJ>îl ki; 2rÖ ^ fe :j^
37) îbn Abdilberr, İlim; İbn Hibban, Ravzat'ul-Ukalâ, (Haşan dan)
38) İbn Adiy ve Beyhakî, (Enes'den); Taberânî, (İbn Mes‘ud ve İbn
Abbas'dan)
39) İbn Adiy, Beyhakî ve İbn Abdilberr, (Enes'den)
40) Ebu Nuaym, Hilye, (Hz. Ali'den)
41) Taberânî, (İbn Merduveyh'den)
İhya-i Ulûnı'id-Din Bir âlimin (ilim okuttuğu) meclisinde, (ilim tahsil etmek veya dinlemek için) hazır bulunmak, bin rek‘at namaz kılmaktan, bin hastayı ziyaret etmekten ve bin cenaze namazında hazır bulunmaktan daha faziletlidir! Hz. Peygamber bu sözleri söylediğinde, ashab kendisine şöyle sordu: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Alimin meclisinde bulunmak, tek başına Kur’an okumaktan da mı üstündür?’ Hz. Peygamber ‘Hiç ilimsiz Kur’an okumak insana fayda sağlar mı?’ diye karşılık verdi. G-jS €a>Jl ^ fC)ll ^j cLi f^-*^ << (-^, f^' s-^i 5*J ^j^' ^^ dr* İslâm dinini ihyâ etmek maksadıyla ilimle uğraşırken ölen kimseyle peygamberler arasında, cennette sadece bir derecelik fark vardır.
Ashab’ın ve Âlimlerin Sözleri İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: ‘İlim talep ederken büyük zorluklara göğüs gerdim, fakat ilmi elde ettikten sonra aziz oldum’. Gerçekten de İbn Ebî Müleyke şöyle der: ‘İbn Abbasi gördüğümde, ondan daha güzel yüzlü ve muntazam endamlı bir kimseyi gördüğümü ve görebileceğimi tasavvur edemedim. Muhterem pederleri Hz. Abbas (r.a) gibi güzel bir insandı. Konuştuğu zaman herkesten daha açık ve daha beliğ konuşur, fetva verdiği zaman insanların en âlimi olduğunu gösterirdi’. İbn Mübârek şöyle der: ‘İlme talip olmadan bir kimsenin kendisinde az da olsa şeref aramasına ve kendisini şereflilerden saymasına şaşarım!’ Filozoflardan biri şöyle demiştir: ‘İlim öğrenmek istediği halde öğrenemeyen veya öğrenebileceği halde öğrenmeyen kimselere acıdığım kadar kimseye acımam’.) Irâki bu hadîsin Ebu Zer'den değil, İbn Ömer'den rivayet edildiğini söylemiştir.
İbn Cevzî ise bu hadîsi Mevzııât adlı eserinde zikretmiştir.) Ebu Nuaym, Herevî, (Hasan'dan) 44) Ebu Nuaym, (İbn Mes‘ud'dan)

