Tasavvuf Klasikleri · Haziran 22, 2026

İlmin Değeri: Gazali’den Ahlaki ve Manevi Bir Bakış

İhya-i Ulûm'id-Din 4. Namazın Sırları 5. Zekâtın Sırları 6. Orucun Sırları 7. Haccın Sırları 8. Kur’an Okumanın Âdâbı 9. Zikirler ve Dualar 10. Virdlerin Tertibi Adât (Adetler) kısmı (2. cilt) on bölümden ibarettir …

İhya-i Ulûm'id-Din
4. Namazın Sırları
5. Zekâtın Sırları
6. Orucun Sırları
7. Haccın Sırları
8. Kur’an Okumanın Âdâbı
9. Zikirler ve Dualar
10. Virdlerin Tertibi
Adât (Adetler) kısmı (2. cilt) on bölümden ibarettir
1. Yemek Âdâbı
2. Nikâh Âdâbı
3. Çalışma Hükümleri
4. Helâller ve Haramlar
5. Sohbet ve Muaşeret Âdâbı
6. Uzlet
7. Yolculuk Âdâbı
8. Semâ Âdâbı
9. İyiliği Emretmek, Kötülükten Sakındırmak
10. Geçim Âdâbı ve Nübüvvet Ahlâkı
Mühlikât (Helâk Edici Hususlar) kısmı da (3. cilt) on bölümden
ibarettir.
1. Kalbin Acâib Hâlleri
2. Nefsi Terbiye Etmenin Yolları
3. Mideye ve Cinsî Münasebete Düşkünlüğün Mahzurları
4. Dilin Âfetleri
5. Hased, Kin ve Gazabın Âfetleri
6. Dünyanın Kötülüğü
7. Mala Düşkünlüğün ve Cimriliğin Kötülüğü
8. Dünyevî Mertebelere Düşkünlüğün ve Riyakârlığın
Kötülüğü

Mukaddime

9. Kibir ve Ucb'un (Kendini Beğenmişliğin) Kötülüğü 10. Gururun Kötülüğü Münciyât (Helâkten Kurtarıcı Hususlar) kısmı da (4.cilt) on bölümden ibarettir.. Tevbe 2. Sabır ve Şükür 3. Korku ve Ümid 4. Fakr ve Zühd 5. Tevhid ve Tevekkül 6. Muhabbet, Şevk, Ünsiyet ve Rıza 7. Niyet, Sıdk ve îhlâs 8. Murakabe ve Muhasebe 9. Tefekkür 10. Ölümü Hatırlamak İbâdetler bölümünde ilmi ile amel eden âlimlerin; muhtaç olduğu mânâ ve sırların hikmetlerini, sünnetin inceliklerini ve ibâdetin gizli mânâlarını anlatacağım; zira, bu anlatacağım incelikleri bilmeyen âlim, ahiret âlimi olamaz! Zikredeceğim hususların çoğu fıkıh ilminde ihmal edilen noktalardır.

Adetler bölümünde halk arasında yürürlükte olan muamelelerin sırlarını, derinliklerini, sünnetlerin inceliklerini, dindar bir insanın o muameleleri yaptığı zaman muhtaç olduğu gizli yolları açıklayacağız! Mühlikât bölümünde Kur’an'ı Kerîm'de; silinmesi, nefsin ve kalbin kendisinden temizlenmesi emredilen kötü hâlleri teker teker beyan edeceğiz! Bu bölümde, her kötü ahlâkı açıklayacak, bunların herbirinin ayrı ayrı tarifini yapıp, hakikî mahiyetlerini belirteceğiz. Kötü ahlâkları doğuran sebepleri, o sebeplerin de sebeplerini, âfetlerini ve onların çirkinliğini gösteren alâmetleri, bu kötü ahlâklardan kurtulmanın yollarını, ayet-i celîle, hadîs-i şerif ve selef-i salibinden gelen rivayetlerle açık bir şekilde ortaya koyacağız.

İhya-i Ulûm'id-Din Münciyât bölümünde ise; güzel ahlâkı, kulu Allah'a yaklaşt: sıddîkların, mukarriblerin rağbet edilen haslet ve sıfatlarınd herbirini açık bir şekilde oi’taya koyacağız! Her hasletin târifini ve hakikatini, elde etmek için gereken 1 şileleri, neticesini, bilinmesine yardımcı olan alâmetleri, geçe olmasına vesile olan faziletini şerl ve aklî delillerle açık bir şekil ortaya koyacağız. Daha önce bazı müellifler bu hususları beyan eden bazı kita lar yazmışlar ise de, elinizdeki bu kitap, kendinden önceki kita lardan beş hususta ayrılmaktadır: 1. Onların muğlak bıraktığı her meseleye açıklık kazandın kısa olarak aldığı her meseleyi ise çok geniş bir şekilde izah kavuşturur..

Onların dağınık olarak ele aldığı meseleleri bir tasnife tâl tutarak tedkîk eder.. Onların uzattığı bazı kısımları ise kısaltır, zabt u rabt altın; alır.. Tekrar tekrar ele aldıklarını atar, delili olmayan iddiaları de lile bağlar.. Hiçbir kitapta halline imkân bulunmayan, zihinlere anlaşılması zor gelen meseleleri tedkik edip açığa kavuşturur, anlaşılır hâle sokar. Gerçi her âlim aynı şeyleri yapmaya çalışmıştır, fakat her sâlikin kendisine hoş gelen meseleyi ele alması ve arkadaşlarının o meseleden habersiz olması; veya o meselelerden habersiz değil de kitaplarına o meseleyi yazmayı unutması veya unutmamış olsa bile, o meseleden perdeyi kaldırmak için başka engeller bulunması, ihtimâl dahilinde olan keyfiyetler arasındadır.

Zâhir ve bâtın ilimlerinin tümünü birden ihâta eden elinizdeki kitabın özellikleri işte bunlardır. Beni, bu kitabı dört ana bölüme ayırmaya zorlayan başlıca iki sebep vardır: 1. Böyle bir tertip âdeta zarurîdir; zira âhiret âlemine yarayan ilim, muamele ve mükâşefe diye iki kısma ayrılır.

Mukaddime

Mükâşefe ilmi derken demek istediğim şey, sadece bilinmesi gereken şeylerin bilinmesini temin eden ilimdir. Muamele ilmi derken anlatmak istediğim şey, bilinmesiyle birlikte, amel edilmesi için de aranan ilimdir. Bu kitapta kasdolunan mânâ sadece muamele ilmi'dir. Kitaplara yazılması yasak olan mükâşefe ilmi ise, her ne kadar taliplerin aradığı gaye, sıddîkların hedefi ise de; bu kitapta anlatılacak olan, o olmadığı için zikredilmemiştir. Muamele ilmi, Mükâşefe ilmine giden ilimdir; mükâşefe ilmine muamele ilminden geçilir. Peygamberler (a.s) halka ancak yol gösterdiler, irşad ettiler; mükâşefe ilminden ise sadece remiz yoluyla bahsettiler. Teşbihlerle anlatmaya çalıştılar, daima kısa icmaller yaptılar.

Onun için, onların yolundan giden âlimler de aynen onları taklid ederek bu ilim hakkında fazla teferruata dalmazlar, hatta mümkünse hiç bahsetmezler. Arasıra temsil ve teşbih getirerek bahsetmeye ise ruhsat vardır., Muamele ilmi, zâhir ve bâtın olarak ikiye ayrılır: a. Zâhir ilminden maksat, âzalarımızın hareketlerini bildiren ilimdir. Azalann hareketleri de ya ibadettir veya âdettir. b. Bâtın ilimden maksat ise, kalplerin nasıl olması gerektiğini bildiren ilimdir. Hislerin perdesi mesabesinde olan kalplere, melekût âleminden gelenler de ya güzel ya da çirkindir. Bu nedenle ilmin bâtın ve zâhir olarak ikiye ayrılması bir zarurettir. Azalarla ilgili ilim de yukarıda ifade ettiğimiz gibi, ibadât ve âdât olarak ikiye ayrılır.

Nefsin durumu, kalbin hâlleri ile ilgili ilimler de iyi ve kötü diye iki kısma ayrılır. Bunun tamamı birden dört bölüm olur ki, muamele ilmine çevrilen nazar bu dört bölümden başkasını görmez.. Bu kitabı bu tertip üzere meydana getirmemin ikinci sebebi ise şudur: Gördüm ki ilme tâlip olanların, Allah'tan korkmayanlann iyice bildiği, böbürlenmeye vesile ettiği, birbirlerine duydukları hasedden dolayı yaptıkları mücadelede yerlerini korumak ve itibarlarını devam ettirmek için hep fıkha rağbet etmektedirler. Bu ilim ise dört bölümdür: İbadât, Muamelât, Münakehât ve Ukubât.

İhya-i Ulûm'id-Din ‘Sevgilinin kisvesine bürünen, onun rengiyle boyanan, onunla süslenen sevgilinin kendisidir’ denilmiştir. Bu bakımdan kitabımın bir fıkıh kitabına benzemesinin büyük faydalar temin edeceğinden eminim; zira böylelikle kalpleri İslâm'a daha çok ısındıracağını ümit ediyorum. Nitekim bazı kimselerin kalbini tıp ilmine ısındırmak isteyen bazı tabipler tabâbet üzerindeki bilgilerini yıldız takvimine çevirmişler ve cetvellere ve rakamlara bölerek adını ‘Sıhhat Takvimi’ koymuşlardır. Halkın takvimleri okumak suretiyle tabâbet ilmini anlatan kitaplara yönelmeleri için bu külfete katlanmışlardır. Beden sağlığına faydası dokunan tıp ilmine böyle ince bir hile ile kalpleri çekmekten daha yararlı olanı, kalpleri ebedî hayatta faydalı olan ilme çekmektir.

Ebedî hayatta faydalı olan ilmin semeresi; kalpleri ve ruhları tedavi edip sağlamlaştırmak ve bu sayede ebedî hayata kavuşturmaktır. Zarurî olarak çok yakında ölüme mahkûm olan bedenlerin tedavisinde kullanılan tıp ilmi nerede, ebedî hayatı düzenleyen dinî ilimler nerede? Ortağı bulunmayan Allah Teâlâ'dan bizleri doğruya ulaştırmasını dileriz. Hiç kuşkusuz O, kulunun isteğini daha istemeden bilir. O kerîm ve cömert olandır!

Rub'ul-İbâdât
(ibadetler Bölümü)
Birinci Kitab
KİTAB'UL-İLİM
1.
İlm'in, İlim Öğretme’nin ve İlim Öğrenme'nin
Fazileti ve Bunlara Dair Aklî ve Naklî Deliller
2. Övülen (Mahmûd) ve Yerilen (Mezmûm) İlimler ile Bu
İlimlerin Kısımları ve Hükümleri, Farz-ı Ayn ve Farz-ı
Kifaye Olan İlimler, Şer‘î İlimlerden Fıkıh ile Kelâm'ın
Hududları ve Beyanı, Ahiret İlimlerinin Diğer Bütün
İlimlerden Daha Üstün Olduğunun İsbatı
3. Halkın Makbul İlimler Arasında Kabul Ettiği, Fakat
Gerçekte Makbul Olmayan İlimler, Bir Kısım İlimlerin
Mezmûm Sayılmasına Neden Olan Faktörler, Fıkıh, İlim,
Tevhid, Tezkir ve Hikmet Gibi Terimlerin Anlamı ve
Bugün Aslî Mânâlarına Uygun Bir Şekilde
Kullanılmadıklarının Beyanı, Şer‘î İlimlerin Makbul ve
Mezmûm Olanları; Ne Kadarının Makbul ve Ne
Kadarının Mezmûm Olduğu
4. Halkın İlm-i Hilâfa Yönelmesinin Nedenleri, Cedel ve
Münazaranın Afetleri ve Mübah Olmasının Şartları
5. Hoca ve Talebenin Riayet Edeceği Adab
6. İlmin Afetleri, İyi ve Kötü Alimlerin Alâmetleri
7. Akıl, Aklın Şerefi, Hakikati ve Kısımları

I. Kitab'ul-ilim
BİRİNCİ BÖLÜM
İlmin, İlim Öğretme'nin ve İlim Öğrenme’nin
Fazileti ve Bunlara Dair Aklî ve Naklî Deliller
İlmin Fazileti
Ayetler
^\ Usu (JLİı ıyyj ^P'j ? ^1 ^ 2' & ^
Allah kendisinden başka ilah olmadığına adaletle şehadet
etti. Melekler ve ilim sahipleri de O’ndan başka ilah ol­
madığına şehadet ettiler.1
(Âlu îmran/18)
Dikkat edildiğinde görülecektir ki, bu ayette Allah Teâlâ (c.c)
önce zât-ı ulûhiyetinden başlayarak birliğine şehadet etmekte,
ikinci olarak melekleri, üçüncü olarak da âlimleri bu gerçeğe
şahid göstermektedir. Bu ise, ilmin ve âlimin yüceliğini gösteren
çok büyük bir delildir. Bu şeref âlimlerin faziletini anlatmak husu­
sunda yeterli ise de, biz delil getirmeye devam edeceğiz.
^'*j^^’ 'yy 3^’5 t^ '>*’ ı>^' ^'c?>^'
1) Bazı müfessirler, ayette geçen ‘kaimen bi'1-kıst’ tâbirini âlimler lafzına
atfederek ayete şu şekilde bir mânâ vermişlerdir: ‘Alimler de Allah'tan
başka ilah olm; ’-^na adaletle şehadet ettiler’.

İhya-i Ulûm'id-Din
Allah da sizden inananları kendilerine ilim verilenleri de­
recelerle yükseltsin.
(Mücadele/11)
^ûyi*S! 0*41*5 ^A^ 2^4^' <s^-4 j*^
Âlimlerle cahiller hiç bir olur mu? Bunu ancak akl-ı selim
sahipleri düşünürler.
(Zümer/9)
^üLa)I *^Lp ^ja JJJI ^»*u Ul^
Allah'tan tam mânâsıyla ancak âlimler korkar.
(Fâtır/28)
^ı^iı ^ ^ 245 r^5 ^ ^ ^ (X ^
De ki: ‘Benimle sizin aranızda Allah Teâlâ'nın ve Kitabın
ilmine sahip olanları!- şahidlik etmesi yeter’.
(Ra‘d/43)
^<j dJL‘1 V' ^ (JLp »xt (_fjjl jlî^
Kitab'dan bir ilme mazhar olan zat ‘Sen gözünü kapayıp
açıncaya kadar ben sana onu (Belkıs'ın tahtını) getiririm’
dedi.
(NemV40)
Kitab'dan bir ilme mazhar olan zat, ilmin nelere kâdir
olduğunu göstermek için Hz. Süleyman'a böyle hitap etmiştir.
^b>JL> S^J O*' ü^- J^~ 4^ ^'j* f^ij |4*Jl 'yjl ^4' J^j^
İlim ve irfana mazhar olanlar ise şöyle dediler: ‘Yazıklar ol­
sun sizlere! İman edip, salih ameller işleyen kimseler için
Allah'ın sevap ve mükâfatı daha hayırlıdır’.
(Kasas/80)

Kitab'ul-İlim/L Bölüm

Allah Teâlâ bu ayette âhiretin kıymetinin ancak ilimle bili­
neceğini anlatmaktadır.
^ûpd Sh ı^' Uj ^ûü ^> JO ^
Biz bu misalleri insanlara beyan ve îrad ediyoruz. Bunları
hakkıyla ancak ilim ve iz’an sahipleri idrâk ederler.2
(Ankebût/43)
^^ 2^..*^ ^J ui«J (^i» /Si jy Jij Jj-J' ^ *pj j^
Eğer aldıkları malûmatı peygambere, emir sahiplerine
(âlimlere) bildirseydiler, onlar vâkıaları tedkik ve tahkik
ederek, bunların açıklamaya veya gizlemeye layık olup ol­
madıklarını bilirlerdi.
(Nisâ/81)
Allah Teâlâ bu ayette olayların yorumunu âlimlerin istihraç ve
istinbatına bırakmakta ve böylece onların mertebelerinin ne denli
büyük olduğunu ve bu mertebenin peygamberler mertebesine nasıl
ilhak olunduğunu bildirmektedir.
Ü/' ^ pl ^ U^
Ey Âdemoğulları! Sizler için avret yerlerinizi örtecek elbise
ve ziynet eşyası varettik. Ancak takvâ elbisesi daha
hayırlıdır.
(A‘raf/27)
Bazı âlimler bu ayette geçen avret yerini örten elbise ile ilmin,
ziynet ile yakîn mertebesinin, takva elbisesi ile de hayat mertebe­
sinin kastedildiğini söylemişlerdir.
^ (Je J^ iti" ^. f*^ ^^
2) Kur’an'da kırk küsur darb-ı mesel vardır. Bazı selef âlimleri Kur’an’ın
bu darb-ı mesellerinden birini okuyup anlamadıkları zaman ağlarlar ve
‘Eyvah demek ki ben âlimlerden değilim’ diye üzülürlerdi. (Zebîdî)

İhya-i Ulûm'id-Din
Onlara ilim üzere tafsil ettiğimiz bir kitab getirdik.
(A‘raf/52)
Elbette herşeyi bilerek onlara nakledip haber vereceğiz!
(A‘raf/7)
Hayır! O (Kur’an), kendilerine ilim verilenlerin
göğüslerinde bulunan açık açık ayetlerdir.
(Ankebût/49)
Rahman olan Allah, Kur’an'ı öğretti, insanı yarattı, ona be­
yanı öğretti.
(Rahman/1-4)
Allah Teâlâ bu hakikati insana minnet etmek kabilinden böy-
lece ifade buyurmuştur.
Hadîsler
Allah'ın Rasûlü şöyle buyurmuştur:
.»J_ij ^- (l;j jjjl ^ 44-Âİ IjŞ~ A/ AİJI ^jl j<
Allah bir kulu için hayrı murad ettiğinde, onu dinde
Allah'tan korkan bir âlim yapar. Ona kendisini doğru yola
götürecek akıl ve idrâk verir.3
3) Buharî ye Müslim, (Muaviye'deıı); Tirmizî ve İmam Ahmed (İbn
Abbas'dan); İbn Mâce (Ebu Hüreyre'den)

Kitab'ul-İlim/I. Bölüm

Âlimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberlik derecesinden daha üstün bir mertebenin bulunmadığı herkesin malûmudur. Demek ki bu mertebeye vâris olmak, şereflerin en büyüğüdür. Yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkat, âlim bir kimsenin affedilmesi için Allah'a yalvarırlar. Yerlerde ve göklerdeki tüm mahlûkatın kendisi için Allah'tan af dilediği bir kimsenin mertebesini bir düşünün! Bundan daha büyük bir mertebeye ulaşması mümkün mü insanoğlunun? Âlim kendi işleriyle meşgul olduğu halde, yerlerin ve göklerin sâkinleri de onun affı için istiğfar etmekle meşgul olmaktadırlar. Bir insan için bundan daha büyük bir şeref düşünülebilir mi? .djLJl İJjIİ* üj-b ^y> 2JjJL»—*ll ^tjj ılij-i um/^' JüjJ *-J\>JI ji Hikmet (ilim), şerefli bir insanın şerefine öyle büyük bir paye ilâve eder ki köleleri, sultanların seviyesine çıkarıncaya değin yükseltir.

Hz. Peygamber'in ‘Köleleri sultanların seviyesine çıkarır’ buyurmakla ilme nasıl bir paye verdiğini görüyorsunuz! İlmin bu dünyada vereceği neticeler bile bu kadar değerlidir. Dünyada kazandırdıkları ahiret hayatına nisbetle bir hiçtir. Çünkü ahiret hem dünyadan sayısız derecelerle daha üstündür, hem de ebedîdir.) Ebu Dâvud, Tirmizî, İbn Mâce ve İbn Hibban, (Ebu Derdâ'dan) 5) Irakî, bu hadîsi daha önceki hadîsin bir parçası kabul etmektedir. Aynı hadîs başka yollardan da rivayet edilmiştir.) Ebu Nuaym, Hilye; İbn Abdilberr İlim; Abdülganî el-Ezdî Muhaddislerin Adabı, (Enes'den zayıf bir senedle)

İhya-i Ulûm'id-Din İki iyi haslet vardır ki, bu hasletler hiçbir münafıkta bulunmaz: Birincisi güzel ahlâk, İkincisi dinde derin bilgi (fıkıh) sahibi olmak. Günümüzün bazı fakihlerinin münafıklığı, sizleri bu hadîs hakkında şüpheye düşürmemelidir; zira Hz. Peygamber, günümüzdeki anlamıyla fıkıhtan söz ediyor değildir. Onun fıkıh ile kastettiği anlam, günümüzdeki anlamından çok uzaktır. Nitekim kitabımızın ilerideki bölümlerinde bu anlam ortaya konacaktır. Fıkh’ın en küçük derecesi, ahire tin dünyadan daha hayırlı olduğunu bilip, bu gerçeğe göre hareket etmektir. Fakih olan kimsede bu türden bir vasıf olduğu takdirde; bilgileri doğru olur, üzerinden her türlü riya hâli kalkar ve nifak tehlikesinden kurtulur.

.Lİ; ^i ^ ^Ll ûi; ^ Jl ^l ûj ^Jl ptJl ^jJl yÛI JJi İnsanların en faziletlisi o mü’min âlimdir ki, kendisine ihtiyaç olduğunda yardım eder. Halk kendisinden kaçtığında ilmiyle yetinerek vakarlı davranır. İman çıplaktır; onun örtüsü takva, süsü haya ve meyvesi ilim’dir. ^ j^ <j*Ol l_pü |Jjl J>i 1. iJ^'lj pJLJI Jii ;^)l <prj^ tf j/^' ^^ İnsanlar arasında nübüvvet makamına en yakın kimseler, ilim ve cihad ehli olan kimselerdir. İlim ehli olanlar, halkı peygamberlerin getirdiği İlahî nizâma yönelttiler. Cihad ehli 7 ) Tirmizî, (Ebu Hüreyre'den) ; hadîsin garib olduğunu söylemiştir.) Hâkim, Nişâbur Tarihi, (Ebu Derdâ'dan); hadîsin isnadının zayıf olduğunu söylemiştir.) Beyhakî, Şuab'il-İman, (Ebu Derdâ’dan zayıf isnadla)

Kitab'ul-İlim/I. Bölüm

olanlar ise, peygamberlerin getirdiği bu İlahî nizâmı
kılıçlarıyla korumak için cihad ettiler.10
Bir kabilenin ölümü, bir âlimin ölümünden ehvendir.11
•^y^* ^! f*^—«'^1 ls! (*■*J^T î^î^' ^ ^~^j^~^* 5^b t~*jJl ö^l—•^S' jiliu ^Ul
İnsanlar, altın ve gümüş gibi farklı değerler taşıyan maden­
lere benzerler. Dinde derin ilim (fıkıh) sahibi olmak şartıyla;
cahiliye döneminde hayırlı olanları, İslâm'a girdikten sonra
da (insanların) hayırlılarıdır.12
Kıyamet gününde âlimlerin mürekkebi, şehidlerin kanıyla
tartılır.13
Ümmetime ulaştırmak üzere kırk hadis ezberleyen kimseye
kıyamet gününde hem şefaatçi, hem de şahid olurum.14
I x»xl. * »X ♦ l'zz, 15 '
'
S > " *
* *
'
^.^ ^> ^jjJ ^^' ^ ^^* ^^ oL-iS* J>j jp <1)1 jj^ ^ <jL^ ıj*
Allah Teâlâ, dininde bilgi sahibi olan kimseyi korur ve um
madiği yerden ona rızık verir.15
. (^ jf ^î ^ ^'1 ^i;) t :f<ll ^ ^ı Jl J^j > & /J
10) Ebu Nuaynı, (İbn Abbas'dan zayıf isnadla); ayrıca Ebu Talib el-Mekkı,
Kut’ul-Kulûb, (Muaz b. Cebelden)
11) Taberânî ve İbn Abdilberr, (Ebu Derdâ'dan)
12) Buharî ve Müslim, (Ebu Hüreyre'den)
13) İbn Abdilberr, (Ebu Derdâ’dan zayıf bir senedle)
14) İbn Abdilberr, İlim, (İbn Ömer’den zayıf bir senedle)
15) Hatib el-Bağdadî, Tarih