Kitabu Âdâb'il-Ekl/I. Bölüm
15) ‘Sıcak yemeğe üflememelidir. Çünkü böyle yapmak, yasaklanmıştır’. Sıcak yemek yenebilecek dereceye gelinceye kadar sabretmelidir.
16) Hurmaları yedi, onbir veya yirmibir tane; yâni tek olarak
yemelidir. Yahut da mümkün olduğu kadar yediği hurmaları tek
sayıda bitirmelidir.
17) Hurmaların içinde bulunduğu kaba çekirdeğini alma
malıdır ve aynı zamanda çekirdekleri elinde de tutmamalıdır.
Hurma çekirdeğini ağzından elinin dışına koyup sonra atmalıdır.
Çekirdeği ve tortusu olan her tane ve meyve de hurma hükmünde
dir.
18) Yemeğin artıklarını yemek tabağına dökmemelidir. Onları,
tortular ve çöplerle beraber bir yere bırakmalıdır ki, başkası yanılıp
onu yemesin.
19) Yemek esnasında fazla su içmemelidir. Ancak boğazında
lokma kalırsa veya normal olarak susamışsa, o zaman su içebilir.
Denildi ki, yemek esnasında su içmek, tıbben faydalıdır. Çünkü
(doktorlara göre), su midenin düzenleyicisidir.
Su İçmek
Su içmenin edepleri şunlardır:
1) Testiyi sağ eline alıp bismillah deyip emmek suretiyle içme-
lidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir:
.4J1 ^ sö3i Su ı^^!^ı^ adı 1^
Suyu emerek yavaş yavaş içiniz. Onu, bolca nefes almadan
içmeyiniz. Zira ciğer hastalığı bu şekilde su içmekten mey
dana gelir.20
2) Ayakta veya uzanmış iken içmemelidir. Çünkü Hz.
Peygamber (s.a) ayakta su içmeyi yasaklamıştır.21
19) Ahmed, (İbn Abbas’tan)
20) Deylemî, Müsned'il Firdevs
21) Müslim, (Enes, Ebu Said ve Ebu Hüreyre'den)
İhya-i Ulûm'id-Din Buna rağmen Rasûlullah'ın ayakta su içtiği de rivayet edilmiştir. O halde bu iki rivayetin arasındaki zıtlığın giderilmesi ve telif edilmesi şöyledir: Hz. Peygamberin ayakta su içmesi, herhangi bir özürden dolayıdır. 3) Suyu içerken testinin altından üzerine damlamamasına dikkat etmelidir.) İçmeden önce, testiyi kontrol etmelidir.) Ağzı testide iken nefes alıp vermemeli ve geğirmemelidir. Hamdederek testiyi ağzından meyilli bir şekilde uzaklaştırmalı, nefesini alıp geğirdikten sonra besmele ile ikinci bir defa testiyi ağzına götürmelidir. Zira Hz. Peygamber (s.a) içtikten sonra şöyle demiştir: .öjijj l^^l l>Jû dJL>«j |Jj c*>j> lîlji Lâp 4İâ> (jiJl <IJj*>JI Hamd, suyu rahmetiyle tatlı ve zevkli yaratan Allah'a mahsustur.
O Allah ki, günahlarımızdan ötürü suyu acı ve tuzlu kılmamıştır. t 6) Gerek testi ve gerekse cemaatin arasında dolaştırılan diğer su kapları olsun, bütün bunlar, sağdan başlayarak dolaştırılmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber (s.a) süt içerken, Hz. Ebubekir Sıddîk (r.a) solunda, bir bedevi de sağında idi. Hz. Ömer de meclisin bir köşesinde bulunuyordu. Rasûlullah'ın süt kabını bedeviye uzattığını görünce, Hz. Ömer (r.a) ‘Yâ Rasûlullah! Senin solunda duran Ebubekir'e versene’ demesine rağmen Rasûlullah, Hz. Ebubekir'e değil do göçebeye verdi ve şöyle buyurdu: ‘Sağdan başlayınız, sağdan, sağdan…’ 7) Üç nefeste suyu içmelidir.) Başlangıcında besmele çekmeli, sonunda ise, Allah'a hamdetmelidir.
Birinci nefesin sonunda elhamdülillah, ikinci nefesin 22) Müslim ve Buhârî, İbn Abbas'tan Hz. Pej'gamber'in zemzem suyunu ayakta içtiğini rivayet etmişlerdir.) Taberânî, (Ebu Câfer Muhammed b. Ali'den) 24) İmam Mâlik, İmam Ahmed, Müslim, Buhârî ve diğer sünen sahipleri, (Enes'ten)
Kitabu Âdâb’il-Ekl/I. Bölüm
sonunda rabb’il-âlemîn, üçüncü nefesin sonunda da errahmânîrrahîm demelidir. İşte yemek ve içmek hususunda söylediğimiz bu yirmiye yakın edeplerin varlığı rivayetlerle sabittir. III. Yemek Sonrası Âdâb Yemekten sonra müstehab olanlar şunlardır: 1) Doymadan sofradan çekilmelidir.) Parmaklarını yalamalıdır.) Daha sonra mendil ile silmelidir.) Daha sonra yıkamalıdır.) Yemek kırıntılarını toplayıp yemelidir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir: Sofradan düşen yemek kırıntılarını yiyen bir kimse, genişlikte yaşar ve çocuğu hakkında da âfiyete kavuşur. 6) Dişlerini kürdanla karıştırmak, dişlerinin arasından her çıkanı yutmamah, ancak dişlerinin köklerinde biriken ve dilin ucuyla çıkarılan şeyleri yutmahdır. Kürdan ile çıkartılan şeyi ise dışarı atmalıdır.
Kürdan ile dişlerini araladıktan sonra, su ile ağzını yıkamalıdır. Çünkü bu hususta ehl-i beyt'ten rivayet edilen bir söz vardır.) Yemek çanağını parmaklarıyla silmeli, yıkayıp suyunu içmelidir. Zira deniliyor ki; yemek çanağını parmaklarıyla silip parmağını yalayan, çanağı yıkayıp suyunu içen bir kimse için, âzâd edilmiş bir kölenin sevabı yazılır. Yemek kırıntılarının toplanması ise, elâ gözlü hurilerin mehridir.) Yedirdiğinimetlere karşı Allah'a kalbiyle şükretmelidir. Şöyle ki, yemekleri Allah'tan kendisine ihsan edilen birer nimet olarak görmelidir. Ey mü’minler! Size verdiğim rızıkların temiz ve helâlinden yiyiniz ve Allah'a şükrediniz! (Bakara/172) 25) Ebu Şeyh, Sevab, (Câbir'den)
.I^P HXlj Q Ql ^1 40^1 a4j oUJU ^ cJû jjJl AÜİ^JI
Hamd o Allah'a mahsustur ki O'nun nimetlerinin saye
sinde sâlih ameller tamamlanır ve bereket iner. Ey Allahım!
Bize güzeli ve helâh yedir, bizi sâlih yollarda kullan.
Eğer şübheli bir şey yersen şöyle demelisin:
'
/ ^ J • X
# X
^J
' J
*x
.Aİl^Ü J^ Ü i) ^N fİBl JU J? ^ AÜJu^l
Her hâlükârda hamd Allah'a mahsustur. Ey Allahım! Bu
yemekleri sana isyan etmek yolunda harcanan bir enerji
kılma.
Yemekten sonra, İhlâs ve Kureyş sûrelerini okumalıdır.
Sofrayı kaldırmadan kendisi sofradan kalkmamalıdır. Eğer
başkasının yemeğini yemiş ise ona duâ edip, şöyle demelidir:
lUij l^i Uj Z^y \^ a-> jiii o* il J^j *»jj ^ ^ V-ı ‘^ ^' r^1'
%
Ey Allahım! Bu kulunun hayrını çoğalt, kendisine vermiş
olduğun rızkına bereket ihsan et. Rızkında hayırlı hareket
etmeyi kendisine ftıüyesser eyle; verdiklerinle kendisini ka-
naâtkâr kıl. Bizi ve onu şükreden kullarından eyle!
Eğer bir topluluğun yanında iftar ederse şöyle demelidir:
.Â^^lJl jt^ûp cJLâ^j jljNl |^»liî> Jî”ij UjaIUa^ i^S*JLp jja*l
Oruçlular nezdinizde iftar ettiler (etsinler), hayırlı insanlar
yemeğinizi yediler (yesinler), melekler size salâvat-ı şerife
okudular (okusunlar).
Yemekten sonra çokça istiğfar etmelidir. Şüpheli olarak yediği
yemekten ötürü üzülmelidir ki, göz yaşları ve üzüntüsüyle ateşin
hararetini söndürmüş olsun. O ateş ki, onu kıskıvrak tutmak için
hazırdır. Zira Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir:
•^ Jj' j^ S? ^ ,1*^ ,/
Kitabu Âdâb’il-Ekl/I. Bölüm
Haramdan gelişen her ete ateş daha uygun ve evlâdır. Yeyip ağlayan, elbette yeyip oynayan gibi değildir. Süt içtiği zaman, şu duâyı okumalıdır: Ey Allahım! Bize rızık olarak verdiklerine bereket ver ve daha fazlasını da bize ihsan buyur. Eğer sütten başka birşey yerse (veya içerse) şu duâyı okumalıdır: Ey Allahım! Bize rızık olarak verdiklerine bizim için bereket ihsân et. Bizim için ondan daha hayırlısını rızık olarak ver. Bu duayı, Hz. Peygamber (s.a) faydası umumî olduğu için süt içmeye tahsis etmiştir. Yemekten sonra şöyle demek müstehabdır: ıX ü^ ^^^ ^^ ^ IjJlL* Ûjlj ÜUTj Ulil*j LüJbi (5^ <1J*U>JI ^^ û^ ’^^J ^ ^ ûj^ -U>Jl JJİİ <3j>- û^ ^b ^yr ^ C-Jiî ^^^ ^ iaâ^JLm^j <1aI cJl 13* <ö ^jÇ* bolu Li UIS I^2f lx*> jl*^JI s£Uj aJLp j^ c^^Ij X x« x * Z X X X X X Z ' x S 0 • s S s t x 4j jx^J öl ÎL 3jiuj ^ihelb ^^b ^ t>^ üisf lj bJG ll*Âxxli LJ# UuÂbl fî-Hl Hamd Allah'a mahsustur.
O Allah ki, bize yedirdi, içirdi, bizi himayesine aldı. O efendimiz ve mevlâmızdır. Ey başka hiçbir şeye ihtiyaç bırakmayan ve herşeyin kendisine muhtaç olduğu Allah! Karnımı doyurdun, beni korkudan emin kıldın. O halde sadece sanadır hamd. Yetimlik ve fakirlikten döndüren, dalâletten hidâyete erdiren ve fakirlikten zengin eden sensin; o hâlde sadece sanadır hamd!.. Bereketli, faydalı, güzel, daimi ve çok olan hamd sana mahsustur. Sen hamde lâyık ve müstehaksın… Ey Allahım! Bize helâli yedirdin, o halde bizi sâlih amelde kullan. Yediğimiz bu
İhya-i Ulûm'id-Din yemeği bizim için ibadetinde yardımcı kıl. Günah işlememize yardımcı olmasından sana sığınırız! Eşnan ile ellerin yıkanmasına gelince, onun keyfiyeti şöyledir: Eşnanı sol avucuna almalıdır. Önce sağ elinin üç parmağını onunla yıkamalıdır. Daha sonra parmaklarını kuru eşnana vurarak eline bulaşan eşnanla dudaklarını silmelidir. Sonra yavaşça ağzının içini parmağıyla yıkamalıdır. Daha sonra parmaklarını kuru eşnana vurarak eline bulaşan eşnanla dudaklarını silmelidir. Sonra yavaşça ağzının içini parmağıyla yıkamalıdır. Dişlerinin iç ve dışını, avurdunu ve dilini güzelce ovalayıp çalkalamahdır. Sonra o su ile parmaklarını yıkamalıdır. Daha sonra da geri kalan kuru eşnan ile parmaklarının iç ve dışlarını ovalamalıdır.
Böyle yapmakla ikinci bir defa eşnanı ağza sürmeye ve ağzın yıkanmasını tekrara ihtiyaç kalmamış olur.
İKİNCİ BÖLÜM Toplu Olarak Yemek Yemenin Zorunlu Kıldığı Hususlar Bunlar yedi tanedir.) Beraberinde, yaşlılığından veya faziletinden ötürü daha önce yemeye başlaması gereken birisi olduğu halde ondan önce yemeye başlamamalıdır. Ancak âmir ve önder ise, o zaman yemek için bir araya gelmiş ve hazırlanmış cemaati fazla bekletmemesi gerekir.) Yemek yerken sükût etmemelidir. Çünkü bu şekilde davranmak. Acemlerin âdetidir. Fakat, iyiliklerden konuşmalıdırlar. Salihlerin yemek ve başka şeyler hakkındaki hikâyelerini anlatmalıdır.) Yemek zamanında arkadaşını düşünmeli ve arkadaşından daha fazla yemeyi asla düşünmemelidir. Sofraya gelen yemeğin, sofrada bulunanların rızası olmadıkça fazla yenmesi haramdır. Aksine arkadaşının fazla yemesine imkân vermek suretiyle arkadaşını kendine tercih etmelidir.
İki hurmayı birden yememeli. Ancak sofrada oturanların hepsi öyle yerlerse veya ona o şekilde yemesine izin verirlerse, o zaman o şekilde yiyebilir. Eğer arkadaşı azar azar yerse onun iştahını açmaya gayret göstermeli ve yemeye teşvik etmeli ve arkadaşına ‘ye’ demelidir. Bunu üç defadan fazla tekrar etmemelidir. Zira üç defadan fazla ‘ye’ demek, fuzulî ve ifrat olur. Hz. Peygamber (s.a), herhangi birşeye üç defa muhatap olduğu zaman, üç defadan fazla ısrar etmediği gibi, üç defadan fazla ısrar edenin sözüne de iltifat etmezdi. 26) İmam Ahmed
İhya-i Ulûm'id-Din Hz. Peygamber (s.a), konuşmayı üç defa tekrar ederdi. O halde edepli kimse üçten fazla demeye meydan vermeyen kimsedir. Israr edep dışı bir harekettir. Arkadaşına yemek hususunda yemin verdirmek ise, dinen yasak ve çirkindir. Haşan b. Ali (r.a) şöyle demiştir: ‘Yemek için mü’mine, yemin teklif etmek gerekmez’.) Arkadaşını kendisine ‘ye’ demeye mecbur etmemelidir. Ediplerden biri şöyle demiştir: ‘Yemek yiyenlerin en iyisi, arkadaşını bu hususta kendisini kontrol etmeye mecbur etmeyen ve arkadaşının ‘ye’ demesine meydan vermeyen kimsedir’. Başkası kendisine bakıyor diye iştahı çektiği bir yemeği terk etmek, uygun bir hareket değildir.
Çünkü böyle yapmak, yapmacık bir harekettir. Aksine âdeti üzerine devam etmeli ve tek başına olduğu zaman nasıl yerse, arkadaşlarla beraber olduğunda da öyle hareket etmelidir. Ancak tek başına olduğu zaman, kendini güzel edebe alıştırmalıdır ki, cemiyet arasında yapmacık hareketlere muhtaç olmasın. Evet eğer arkadaşlarını nefsine tercih ederek, onların ihtiyaçlarını dikkate alarak az yerse, bu takdirde az yemesi güzeldir. Eğer sofradaki insanlara yardım niyetiyle ve onları yemeye teşvik etmek kastıyla fazla yerse, bunda sakınca yoktur. Aksine böyle davranmak güzeldir. İbn Mübarek hurmaların en güzelini arkadaşlarına takdim ederek şöyle demiştir: ‘Kim fazla yerse herbir çekirdeğe karşılık ona bir dirhem vereceğim’.
Yedikten sonra çekirdekleri sayar kimin çekirdekleri fazla ise, fazla olan her çekirdeğe karşılık bir dirhem verirdi. îbn Mübarek'in böyle yapması iki sebebe dayanır: a) Yemek hususundaki haya ve utangaçlığı kaldırmak, b) Arkadaşlarla sohbeti koyulaştırmaktır. Câfer b. Muhammed (r.a) şöyle demiştir: ‘Bence arkadaşların en iyisi, (sofrada) en fazla yemeğimi yiyen ve lokmasını en büyük yapandır. Bence arkadaşlardan derdi çekilmez ve en ağırı o arkadaştır ki, yemekte bile kendisini kontrole mecbur eder’. Bütün bunlar normal âdet üzerinde yürümenin ve yapmacık hareketlerden kaçınmanın gerekliliğine işarettir.) Buhârî, (Enes'ten)
Kitabu Âdâb'il-Ekl/IL Bölüm Yine İmam Câfer-i Sâdık şöyle demiştir: ‘Kişinin arkadaşına karşı olan muhabbetinin tatlılığı, onun evinde güzelce yemesinden belli olur’.) Leğende elin yıkanması mahzurlu değildir. Eğer tek başına yerse, aynı leğende dişlerini ve ağzını yıkayıp çalkalayabilir. Eğer başkasıyla beraber yerse ağzını yıkayıp leğene boşaltması uygun değildir. Başkası kendisine ikram olsun diye leğeni önce kendisine takdim ederse kabul etmelidir. Enes b. Mâlik ve tâbiînden Sâbit el-Bennânî (r.a) bir sofrada bir araya geldiler. Bu arada Enes b. Mâlik leğeni Sabit'e takdim etti. Sabit ise, edebinden ötürü Enes'ten önce yıkamayı kabul etmedi.
Bunun üzerine Enes (r.a) şöyle dedi: ‘Kardeşin sana ikram ettiği zaman onun ikramını kabul et, reddetme. Zira o kimse gerçekte Allah Teâlâ'ya ikram ediyor’. Rivayet ediliyor ki, Hârun Reşid âma olan Ebu Muaviye Muhammed b. Hâzım'ı davet etti. Dâvet edilen zât leğende elini yıkarken Hârun Reşid eline su döktü. Ebu Muaviye elini yıkadıktan sonra Hârun kendisine şöyle sordu: – Ey Ebu Muaviye! Senin eline su dökenin kim olduğunu biliyor musun? – Hayır. – O suyu emir'ul-mü’minîn döktü. – Ey emir'ul-mü’minîn! Sen böyle yapmakla ancak ilme ikram etmişsin ve onu yüceltmişsin.
îlim ve onun ehlini yücelttiğin gibi, Allah da seni yüceltsin. (Eğer leğen geniş ve ibrikler birkaç tane ise) aynı anda birkaç kişinin aynı leğende ellerini yıkamalarında hiçbir sakınca yoktur. Aksine, böyle yapmak tevâzua daha yakın ve beklemekten de daha iyidir. Hepsinin aynı anda yıkamayıp, ayrı ayrı yıkamaları halinde herbirinin suyunun dökülüp yeni leğenin getirilmesi uygun bir hareket değildir. Kullanılmış su leğende biriktirilir ve bir defada dökülür. Çünkü Hz. Peygamber (s.a) şöyle demiştir: 28) Bu zat, dört yaşında iken gözlerini kaybetmiştir. Kûfelidir. Şâyân-ı itimad bir zattır. H. senesinde doğup, H. senesinde vefat etmiştir.
İhya-i Ulûm'id-Din Abdest suyunuzu bir araya toplayınız. (Böyle yaptığınız takdirde; yani bir kapta yıkadığınız takdirde) Allah Teâlâ sizin aranızdaki ihtilâfı giderip birleşmenizi temin eder. Denildi ki: Bu hadîs-i şerifteki abdest suyundan gaye; toplu halde yiyenlerin bir kapta yıkamalarıdır. Ömer b. Abdülâziz, İslâm diyarlarına şöyle bir ferman göndermiştir: El yıkanan leğen dolduğu zaman, toplu halde yiyenlerin arasından kaldırılıp dökülsün. Sakın kendinizi Acemlere benzetmeyiniz. İbn Mes‘ud (r.a) şöyle demiştir: ‘Ellerin yıkanmasını bir leğende yapın. Sakın Acemlerin âdetine uymayın’. Ele su döken hizmetçinin ayakta olmasını, bazı âlimler kerih görerek, oturmasını daha uygun bulmuşlardır.
Çünkü hizmetçinin oturarak su dökmesi tevazûa daha yakındır. Bazı âlimler de hizmetçinin oturmasını kerih görerek şunu anlatmışlardır: ‘Hizmetçi oturduğu halde birisinin eline su döktü. Bu sırada eline su dökülen adam ayağa kalktı. Ayağa kalkana ‘Neden kalktın?’ diye sorulduğu zaman şu cevabı verdi: ‘Birimiz muhakkak ayakta olmalıdır’. Hizmetçinin ayakta olması daha evlâdır. Çünkü ayakta olması hem suyu dökmeye ve hem de yıkamaya daha uygun düşer ve bir de suyu ayakta dökmek tevazûa daha yakındır. Eğer hizmetçinin suyu ayakta dökmeye niyeti varsa, ona hizmet imkânını vermekte herhangi bir kibir yoktur; zira hizmetçinin suyu bu şekilde dökmesi normal bir âdettir.
Geçmiş izahtan anlaşıldı ki, leğende el yıkamanın yedi âdabı vardır: 1. Leğene tükürmemek.. Baş ve reis olan kimseye herkesten önce leğeni takdim etmek.. Takdim etme ikrâmını kabul etmek.. Sağdan başlayarak gezdirmek.. Aynı leğende bütün cemaatin ellerini yıkaması.. Kullanılan suyun tamamının aynı leğende toplanması.
Kitabu Âdâb'il-Ekl/IL Bölüm
7. Yıkayanların eline su döken hizmetçinin ayakta olması. Edeplerden biri de ağzından ve elinden suyu leğene yavaşça bırakmak-tır ki arkadaşlarına ve üzerinde oturduğu sergiye bıraktığı su sıçramasın. Ev sahibi bizzat misafirin eline suyu dökmelidir. Çünkü İmam Mâlik (r.a) kendisine misafir olarak gelen (ve henüz yirmi yaşından daha küçük olan) İmam Şâfîî'nin eline su dökmüştür. Bu manzara karşısında mahcup olan İmam Şafiî'ye şöyle demiştir: ‘Sakın benden gördüğün hareket seni utandırıp şaşırtmasın. Zira misafire hizmet farzdır’.) Arkadaşlarına yemek yerken bakmamah ve utandıracak derecede yemelerini kontrol etmemelidir. Aksine onların yemesiyle ilgilenmemeli ve kendi yemesiyle meşgul olmalıdır.
Eğer kendisinden sonra arkadaşları yemekten utanırlarsa, o zaman arkadaşlarından önce yemeği bırakmamalıdır. Onlar doyasıya yeyinceye kadar o da yavaş yavaş yemekle kendini oyalamalıdır. Eğer az yiyen bir kimse ise, yemeğin başlangıcında ağır ağır yemeli ve yemeği onlarla beraber bitirmelidir. Çünkü ashab-ı kirâmın (r.a) çoğu böyle yapmıştır. Eğer herhangi bir sebepten yemiyorsa, misafirlerden özür dilemelidir ki, özür dilemekle onların mahcubiyetlerini kaldırmış olsun.) Başkasını tiksindirecek bir harekette bulunmamalıdır. Bu bakımdan elini yemek kabına silkmemelidir. Lokmayı ağzına alırken başını yemek kabının üzerine eğmemelidir. Ağzından herhangi bir şeyi çıkardığı zaman yüzünü yemekten çevirerek o şeyi sol eliyle tutmalıdır.
Yağlı lokmayı sirkeye daldırmamak, sirkeyi de yağlıya karıştırmamahdır. Çünkü başkasının bundan tiksinmesi mümkündür. Dişiyle kesip parçaladığı lokmayı (müşterek) çorbanın ve sirkenin içine sokmamalı ve tiksindirici şeyleri hatırlatan sözleri söylememelidir.

