
Hadis-i Şerif
Enes radıyallâhu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud Savaşı’nda eline bir kılıç alıp:
– “Bunu benden kim almak ister?” diye sordu.
Mücahidlerin her biri ellerini uzatıp:
– “Ben, ben” diye cevap verdiler.
Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bu defa:
– “Hakkını vermek şartıyla onu kim alır?” buyurdu.
Bunun üzerine hemen herkes duraladı; fakat Ebû Dücâne
radıyallâhu anh :
– Hakkını vermek şartıyla ben alıyorum! dedi, aldı ve onunla
müşriklerin kellelerini ikiye ayırdı.
sallallâhu aleyhi ve sellem Uhud Savaşı’nda eline bir kılıç alıp:
– “Bunu benden kim almak ister?” diye sordu.
Mücahidlerin her biri ellerini uzatıp:
– “Ben, ben” diye cevap verdiler.
Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bu defa:
– “Hakkını vermek şartıyla onu kim alır?” buyurdu.
Bunun üzerine hemen herkes duraladı; fakat Ebû Dücâne
radıyallâhu anh :
– Hakkını vermek şartıyla ben alıyorum! dedi, aldı ve onunla
müşriklerin kellelerini ikiye ayırdı.
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 128
Açıklama
Mücâhidler, “hakkını vermek şartıyla” ifadesinden Resûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem’ in “Zafer kazanılıncaya veya şehid
oluncaya kadar savaşmak üzere onu benden kim alır?” demek
istediğini anlamışlar ve kılıcın hakkını gereği gibi ödeyememek
endişesiyle bir an duraklamışlardır. Ebû Dücâne hazretleri ise hiç
tereddüt etmeden kılıcı almak istemiş ve almıştır.
Sahâbîler zaten cihâd meydanında idiler. Bu kılıcı alanın daha
fazla fedâkârlık yapması gerektiği ortadaydı. İşte Ebû Dücâne bu
fedakârlığı üstlendi. Kılıcı aldığı gibi gözünü kırpmadan savaşa daldı
ve müşrik kellelerini ortadan ikiye bölü bölüverdi.
Bu, Ebû Dücâne’nin zafer veya şehitlik konusuna gösterdiği şevk
ve iştiyâkın delili, bu iki hayırdan birine kavuşmak için nasıl acele
ettiğinin belgesidir.
İbni Seyyidinnâs es-Sîre adlı eserinde Hz. Zübeyr’in şöyle dediğini
nakletmektedir:
“Resûlullah’dan kılıcı istediğimde, bana vermeyip de Ebû
Dücâne’ye verince, bunu içime sindiremedim ve kendi kendime,
Allah’a
yemin
olsun
ki,
Ebû
Dücâne’nin
ne
yapacağını
gözetleyeceğim, dedim ve onu takip ettim. Ebû Dücâne kırmızı bir
bez aldı ve onu başına bağladı. Medineli müslümanlar “Ebû Dücâne
ölüm bandıyla harb meydanına çıktı” dediler. Ebû Dücâne rastladığı
müşriği yakalayıp öldürdü.
Ebû Dücâne hazretleri, künyesiyle meşhur olmuş sahâbîlerdendir.
Adı Simâk İbni Hareşe’dir. Uhud Savaşı’nda Mus’ab İbni Umeyr
radıyallâhu anh ile birlikte Resûlullah’ı korumuş ve birçok yara
almıştır. Ebû Dücâne Yemâme harbinde şehid düşmüştür. Allah
ondan râzı olsun…
sallallâhu aleyhi ve sellem’ in “Zafer kazanılıncaya veya şehid
oluncaya kadar savaşmak üzere onu benden kim alır?” demek
istediğini anlamışlar ve kılıcın hakkını gereği gibi ödeyememek
endişesiyle bir an duraklamışlardır. Ebû Dücâne hazretleri ise hiç
tereddüt etmeden kılıcı almak istemiş ve almıştır.
Sahâbîler zaten cihâd meydanında idiler. Bu kılıcı alanın daha
fazla fedâkârlık yapması gerektiği ortadaydı. İşte Ebû Dücâne bu
fedakârlığı üstlendi. Kılıcı aldığı gibi gözünü kırpmadan savaşa daldı
ve müşrik kellelerini ortadan ikiye bölü bölüverdi.
Bu, Ebû Dücâne’nin zafer veya şehitlik konusuna gösterdiği şevk
ve iştiyâkın delili, bu iki hayırdan birine kavuşmak için nasıl acele
ettiğinin belgesidir.
İbni Seyyidinnâs es-Sîre adlı eserinde Hz. Zübeyr’in şöyle dediğini
nakletmektedir:
“Resûlullah’dan kılıcı istediğimde, bana vermeyip de Ebû
Dücâne’ye verince, bunu içime sindiremedim ve kendi kendime,
Allah’a
yemin
olsun
ki,
Ebû
Dücâne’nin
ne
yapacağını
gözetleyeceğim, dedim ve onu takip ettim. Ebû Dücâne kırmızı bir
bez aldı ve onu başına bağladı. Medineli müslümanlar “Ebû Dücâne
ölüm bandıyla harb meydanına çıktı” dediler. Ebû Dücâne rastladığı
müşriği yakalayıp öldürdü.
Ebû Dücâne hazretleri, künyesiyle meşhur olmuş sahâbîlerdendir.
Adı Simâk İbni Hareşe’dir. Uhud Savaşı’nda Mus’ab İbni Umeyr
radıyallâhu anh ile birlikte Resûlullah’ı korumuş ve birçok yara
almıştır. Ebû Dücâne Yemâme harbinde şehid düşmüştür. Allah
ondan râzı olsun…
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Hayra koşmakta Ebû Dücâne gibi ölümü bile göze almak gerekir.
- 2Ebû Dücâne kahraman ve fedaî sahâbîlerdendi.
- 3Hz. Peygamber ashâbını daha fazla fedakârlığa ve düşmana
karşı durmaya teşvik ederdi.

