Tasavvuf Klasikleri · Haziran 23, 2026

İçsel Selamet: Gazali’nin Rehberliğiyle Nefsi Terbiye ve Hakikati Keşfetme

İçsel Selamet: Gazali’nin Rehberliğiyle Nefsi Terbiye ve Hakikati Keşfetme 1. Kitap – 6. Bâb – Sahih İlimin Ölçüsü – Böyle acıb insânlar görmedik, ne kadar uğraştıksa da bunları aldatamadık, ancak yorulduğumuzla kaldık, …

İçsel Selamet: Gazali’nin Rehberliğiyle Nefsi Terbiye ve Hakikati Keşfetme

1. Kitap – 6. Bâb – Sahih İlimin Ölçüsü – Böyle acıb insânlar görmedik, ne kadar uğraştıksa da bunları aldatamadık, ancak yorulduğumuzla kaldık, dediler. Şeytan: — Siz onları asla aldatamazsınız. Çünkü onlar, Peygamberleri ile buluştu ve Kur’an’ın inmesine şahit oldular. Fakat onlardan sonra geleceklere te’sir edebilirsiniz, dedi.

Tâbi’ devrinde yine aynı maksatla maiyyetini dağıttı; onlar da başları eğik olarak geri döndüler de: — Böyle acıb insanlar görmedik. Arasıra aldatabildiğimiz oldu. Ama akşamlıyken bir tevbe etmekle bütün hatâlarını Allah iyiliğe çevirdi, dediler. İblis: — Bize, bunlardan da kâr yok. Çünkü bunlar, Peygamberlerinin sünnetine uyan hakiki tevhid sahibi insânlardır. Fakat sizi memnun edecek nesil bunlardan sonra gelecek olanlardır. Onlar sizin elinizde oyuncağı olurlar. Şehvetlerinin azgınlığı ile onları dilediğiniz tarafa çekersiniz. Tevbe etmezler, etseler de (şartı riayet etmedikleri ve samimi tevbe yapmadıkları için) tevbeleri kabül olmaz – ki günâhları sevâba dönsün.

Hakikaten Tâbi’den sonra, birtakım insanlar geldi ki şehvetleri kendilerini kapladı da, bid’atlerini kendilerine güzel giydi; onları helâl tanıttı ve onları din olarak kabul ettiler. Allah’tan mağfiret dilemediler, Allah’a tevbe etmediler. Allah Teâlâ da onlara düşmanları musallat etti. Düşmanları onları diledikleri tarafa çevirdi.

Eğer «Bu hikâyeyi anlatan Şeytanı ne gördü, ne de Şeytan ile konuştu. O bölde bu hikâyeyi nereden bildi?» dersen: Bilmiş ol ki, ma’nevîyat sahipleri görülmeyen gizlilikleri keşf edebilirler. Bu keşf, bazen vahyin bir kolu olan ilhâm, bazen de menam (sadık bir rüya ile), bazen de ayân, yâni rüyâ ile olduğu gibi açık göz ile keşf yoluyla olur. İnsan ma’ne bir âlem’e yükselir, orada eşyaların hakikatini görür ve mânâlarını anlar. Doğru rüya, nübüvvetin birinci cüzünden bir cüz’ü olduğu gibi, bu da en yüksek olan nübüvvetin derecelerindendir.

Sakın, anlayamıyotum diye bu ilmi inkâra kalkışma. Akli ilimleri kavradığını zannederek çizmeden yukarı çıkan âlimlerin helâk noktası burasıdır. Allah Teâlâ’nın dostlarının bu hâllerini inkâr eden ilim, cehâletten çok daha iyidir. (Çünkü câhiller, anlayamadıklarını bilmedikleri için, işi Allah’a havâle ederler.) Kaynak bir olduğu için, velileri ve kerâmetlerini inkâr, peygamberleri ve mu‘cizeleri inkâr demektir. Peygamberleri inkâr ise tamâmen din’den çıkmaktır.

Bazı ârifler: «Son zamanda iyi insanları gözden saklanmaları, zamanın âlimlerini görmeğe dayanamadıklarındandır. Çünkü cahiller nazarında âlim bilinen ve kendilerini de âlim tanıyan bu zümre, onların nazarında câhildirler. En büyük günâh, cehâletini bilmemek, şunun bu kusurlarına bakmak, güfillerin sözünü ve dünyaya dalan âlimi dinlemektir. Dünyaya dalan âlimleri dinlemek doğru değildir. Belki her söylediği reddedilmelidir. Çünkü herkes sevdiği şeye dalar ve sevmediğini reddeder. (Bu âlimin de anlatacağı sevdiği şeylerdir.)» diyorlar.