Tasavvuf Klasikleri · Haziran 23, 2026

İlim: İnsanın En Büyük Mirası ve Manevi Giysisi

1 inci KİTAB — 1 inci BAR — İLMİN FAZİLETİ Hak Teâlâ hâdiselerdeki hükmünü anlamayı âlimlerin çalışıp çıkarmasına havâle buyurmakla, onları peygamberler seviyesine yükseltmiştir. «Ey Adem oğulları size, (şeytanın açmak …

1 inci KİTAB — 1 inci BAR — İLMİN FAZİLETİ

Hak Teâlâ hâdiselerdeki hükmünü anlamayı âlimlerin çalışıp çıkarmasına havâle buyurmakla, onları peygamberler seviyesine yükseltmiştir.

«Ey Adem oğulları size, (şeytanın açmak istediği) çirkin yerlerinizi örtecek bir libâs, bir de giyib süsleneceğiniz bir libâs indirdik. Takvaa libâsı ise, o, daha hayırlıdıra» (7 – A’râf : 26)

Âyet-i celilede «libas» kelimesinden murâd ilim’dir. (Çünkü ilim, cehâlet ayıplarını örter.) «Rig» ise ya kin ve «dibâsü’t-takvân»

«Behemebal ontara her şeyi bilerek haber vereceğiz.» (T- A’raf! 7)

«Fakat o Kur’ân kendilerine bilgi verilenlerin sinelerinde yerlesmig açık ve parlak dyetlerdir.» (29 – Ankebüt : 49)

Hak Teâlâ yine buyuruyor: «İnsânı yarattı, ona açık söylemeyi bellettin» (55 – Rahman : 3, 4)

HADİSLERE GELİNCE : Peygamber Efendimiz. (S.A.) şöyle buyuruyorlar: «Allahu Teâlâ kime iyilik dilerse, onu, din âlimi yapar ve dinine zarar verecek şeyleri ona bildirir, doğruyu gösterir.» (4)

«Alimter, peygamberlerin varisleridir.» (5)

Peygamberlikten üstün rütbe olamayacağına gore, bu mirâsa şüb olmaktan büyük şeref tasavvur edilemez.

«Muhakkak hikmet, gerefli adamın şerefini arttirir, köleleri de melikler seviyesine yükseltir.» (7)

Peygamber Efendimiz (S.A.) bu hadisi ile, ilmin dünyâdaki ehemmiyetini anlattı. Âhiret, ebedi ve daha hayırlı olduğuna göre, İlmin oradaki faydasının daha Üstün olacağı aşikârdır.

«Aş: | RR Ale 1: ro aw. aft haslet var ki, bunlar münâfıkta buluninaz: Güzel siret ve: ahiak ile, din ilmi.» (8)

İçi dışına, sözü işine uymiyan bu zamânın bâzı din âlimlerine bakıp bu hadisin doğruluğundan sakın şüphe etme, Çünkü Peygamber Efendimizin (8.A.) din âlimi buyurduğu kimselerden kasdı, senin zannettiğin ibâdet ve muâmele âlimi değildir. Bu ilim, ilerde acikla-nacaktır. Bunun en edna (düşük) derecesi, hirerin dünyâdan hayırlı olduğunu bilmektir. Bunu böyle bilip hakikaten inanan kimse, nifak, riyâ ve benzeri fenâ hâllerden uzaklaşır.

Yine Peygamber Efendimiz (S.A.) buyuruyorlar: «İnsânların en efdali, bir mü’min âlimdir ki, gerektiği zaman yardım eder, gerekmediği zaman da kendi kendine kalır.» (9)

«İmân çıplaktır, elbisesi takvâ, süsü utanmak, meyvesi ise ilimdir.» (10)

Peygamberlik derecesine İnsânların en yakını, âlim ve mücâhldlerdir. Âlimler, peygamberlerinin buyruklarına insânları irşâd ederler. Mücâhidler ise, Peygamberlerin buyruğu üzere, silâhlariyle harbe-derler.» (11)

«Bir kabilenin ölümü, bir âlimin ölümünden ekvondir.» (a2)

«İnsânlar, altun, gümüş mâdenleri gibi -ayrı ayrı değer taşı- mâdenlerdir. Müslümân olmadan hâtırı sayılanlar, hügin müs- imân olunca -Telâmiyette de – hâtırhıdırlar.» (13)

«Kayamet gününde âlimlerin mürekkebi, şehitlerin kanı ile tartihr.» (14)

Yine buyuruyorlar: «Sünnetimden kırk hadis” ezberleyene, Kıyâmet günü şâhid ve şefâatçi olurum.» (19)

«Din’de âlim olanı, Allah korur ve ummadığı yerden nizkini yer fire.» (16)

«Allahu Teâlâ, İbrahim Aleyhisselém’a buyurdu ki: Yâ İbrahim! Ben âlimim, her âlimi severim.» (17)

«Âlim, yeryüzünde Allahu Teâlâ’nın güvendiği kimsedir.» (18)

«Ümmetimden iki simf düzelirse, bütün insânlar düzelmiş olur; bozuldukları vakit, bütün insânlar da bozulur. Bunlar da âmirler He âlimlerdir.» (9)

«Beni, Allahu Teâlâ’ya biraz daha yaklaştıracak yeni flim edine-mediğim günün doğmasında, benim için hayir yoktur.» (20)

Âlimin, ibâdet edenden daha kıymetli olduğunu anlatmak üzere. de şöyle buyuruyorlar: «Âlimin âhid’e nisbetle değeri, ashâbımdan -derece bakımından – en küçüğü üzerine olan faziletim gibidir.» (21)

«Alimin, ihâdet edenden üstünlüğü, ondördüncü gecede, ayın diğer yıldızlardan üstünlüğü gibidir.» (22)

«Kiyamet gününde üç sınıf insan şefâat eder, Bunlar da Peygam- berler, sonra âlimler ve sonra da, şehidlerdir.» (23)

«Allahu Teâlâ’ya yapılan ibâdetlerin en üstünü din’de – fikh’da – flim olmaktir. Hattâ bir din âlimi -fakih- seytin nazarında, bin âbidden fenâdır. Her binânın direği olduğu gibi, İslâm dininin direği de ilimdir.» (24)

«Dinimizin hayırlı tarafı, kolaylığıdır. İbâdetlerin hayırlısı da Din âlimi olmaktır.» (25)

«Âlim olan mü’min, ibâdet eden mü’minden yetmiş derece tis- tinidir.» (26)

«Siz, din âlimleri – fukahâsı – çok, okuyucu ve hatipleri az, soranları ax, cevâp verenleri çok olan bir diyâr ve zamândasınız. Bu va- ziyet karşısında, amel, ilimden hayırlıdır. Yakında bir zamân gelecek, filimier -fuhakâ – azalacak, (konuşmalar çoğalacak, soranlar çok ola- cak, cevâp verebilenler az bulunacak, İşte 6 zamân ilim amelden ha- yırlıdır.» (27)

«Âlim ile ibâdet eden arasinda yuz derece fark vardır. Her dere- cenin arası besili koşu – ati ile, Yetmiş senelik meséfedir.» (28)

«Aziz ve Celil olan Allah’: bilmektir. Onlar: Hanri bilgiyi kasdediyorsunuz? dediler. Peygamber Efendi- miz (8.A,) : Noksân sıfatlardan münezzeh, kemâl sıfatlariyle bezenmiş olan Allahu Teâlâ’yı bilmeği kasd ediyorum, diye cevab verdiler. On- lar: Ey Allah’ın Resülü, biz amelden soruyoruz, siz ilimden cevâb yerİyorsunuz, deyince, Peygamber Efendimiz (S.A.) : İyi biliniz. ki, Allahu Teâlâ’yı bilerek yapılan az amel fayda verir. Fakat cehâletle yapılan amel, çok da olsa fayda sağlamaz. Bu. yurmuşlardır.» (28)

«Allahu Teâlâ kiyâmet günü, bütün kullarını ve âlimleri diriltir. Sonra âlimlere: Ey âlimler, ben hâlinizi bilerek, ilmi size verdim; bu- nu size azâb etmek için vermedim, Kusürlarınızı Pağışlatlını, Buyu: run Cennete…» (30)

«Oviinmek ancak ehl-i ilme saahelelür. Çünkü onlar dogru yol- da oldukları gibi arzü edenlere de doğru yolu gösterirler. Herkesin derecesi bilgisi ile ölçülür. Cahiller ise, âlimlere düşmândırlar. Âlim ol ki, Shmeyesta, Çünkü insânlar ölür, fakat âlimler dirtür. ler.»

Ebd’l-Esved: «İlimden daha değerli bir şey olamaz; çünkü sultânlar insânlara hükm ederken, âlimler sultânlara da hâkimdir.» diyor.

İbn Abbas (R.A.): «Süleymân Aleyhisselâm mai, ilim ve hü- kümdârlık arasında muhayyer iken ilm’i tercih etti ve bu sâyede diğer ikisine de mâlik oldu.» buyuruyor.

İbn Mübârek’e sordular : «— Kâmil insânlar kimdir? İbn Mübârek : — Âlimlerdir, dedi. Yine sordular : — Melikler kimlerdir? İbn Mübârek : — ZAhidlér (Dünyâyı terk edip Allah için çalışanlar)’dır, dedi. — Alçak seviyeli insânlar kimlerdir? diye sorulunca Ibn Mübârek: -~ Din kisvesi altında dünyâ menfaati sağlıyanlardır.» diye cevâb vermiş ve âlimden başkaşını kâmil insan saymamıştır. Çünkü insinin diğer cânlı mahlüklardan ayrılığı, ilmi sâyesindedir. İnsân hangi husüsiyetle diğerlerinden ayrılırsa, kemali de o sâüyededir. Şüphesiz, insânın diğer mahlükattan imtiyâzlı olması, güç ve kuv- vetiyle değildir! Çünkü deve kendisinden kuvvetlidir. Vücüd iriliğiy- le de değildir. Çünkü fil insânların hepsinden büyüktür. Yiğitlikle de değil; zira arslan herkesden yüreklidir. Çok yemesiyle de değil! Çün- kü öküzün karnı daha büyüktür. Bunun gibi cinsi münâsebet bakı- mından da değil, Çünkü bu husüsta da, en küçük mahlâkattan olan gerçe kuşu, insaniardan daha kudretlidir. Su. hâlde insân, ancak ilim içi- n LAllah’ı bilmek içini? yaratılmıştır.

Diğer bâzıları: «CAhillerin kazançları ile âlimlerin zararlarının ne olduğunu bilemedim» demişlerdir. Hattâ bu husüsta Peygamber Efendimiz (S.A.) de şöyle huyuruyorlar ; «Kur’ân’ı okuyup anlıyan kimse buna karşılık. başkasındaki var- Hğı daha Üstün görürse; Allahu Teâlâ’nın büyüttüğünü küçültmüş olur.»

Feth-i Müsıli: «Yemek içmekten kesileri hasta misâli, gibi, itim ve hikmetten mahrüm kalb de ölüme mahkGmdur» diyor. Bu söz doğrudur; çünkü vücüdun gıdâsı yemek içmek olduğu gibi, kalbin on gıdâsı da ilim ve hikmettir. Kalb de bunlarla yaşar. İlimsiz kalb ölü- me mahkümdur. Fakat aşırı korku, yaranın acısını duyurmadıfı gi- pi, aşırı dünyâ sevgisi de bu hissi ibtal etmiştir. Ölüm, dünyâ telâ- sesini kaldırınca, ayilan sarhoş veyâ korkuyu atan insânın sızılarını – acı acı duyması gibi, bu hastalık da, bütün çıplaklığıyle ortaya çı- kar, insin helâk olduğunu anlar, tahassiir içinde kalır. Fakat ne fayda? Nitekim «İnsânlar uykudadır; ölünce uyanırlar» buyurulmuş, fakat hu son nedâmetin fayda vermiyeceği de anlatılmıştır. Perdenin aradan kaldırılacağı büyük günden Allah’a sığınırız, soe

Hasan- 1 Basri: «Alimierin mürekkebi şehidlerin kanıyle tartılır ve ağır gelir.» demiştir. İbn Mes’ud (R.A): «İlim yok olmadan okuyun; ilmin yokluğu, âlimlerin vefatayladir. Varlığını kudretinde olan Allahu Teâlâ’ya yemin ederim ki, Allah uğrunda Ölen hakiki şehidler, âlimlere verilen yüksek dereceleri görünce, âlim olmak İçin tekrâr dünyâya gelmeği arzü edeceklerdir. Doğrusu şu ki, kimse âlim olarak doğmarnıştır. ilim, çalışıp öğrenmekle elde edilirn

ibn Abbas (R.A.) : «Benim için gecenin, azıcık bir vaktini il- me ayırmak, bütün geceyi ibâdetle geçirmekten daha. sevimlidir.» de-miştir.

Hasan-ı Basri: «Allahu Teâlâ’nın,