Tasavvuf Klasikleri · Haziran 23, 2026

İlim ve Tasavvuf: Denge Arayışı ve İslami Bilginin Önemi

Ham Hakimlizi iltizâmın, emsâline üstünlüğün ve hasımları ilzâmın kolay olamıyacağıdır. Yazıklar olsun, fenâ âlimlerin gerçeği gizlemeleriyle din ilmi mahvoldu. Yardımıcımız ancak Allahu Teâlâ’dır. Rahman kızdırıp, …

Ham

Hakimlizi iltizâmın, emsâline üstünlüğün ve hasımları ilzâmın kolay olamıyacağıdır. Yazıklar olsun, fenâ âlimlerin gerçeği gizlemeleriyle din ilmi mahvoldu. Yardımıcımız ancak Allahu Teâlâ’dır. Rahman kızdırıp, şeylânı güldüren bu aldanmadan korunmak için O’na sığıriz,

Zâhir âlimlerinden vera‘ sahipleri [haramdan cekinenler], bâtın ‘âlimlerinin ve bâsiret sahiplerinin: üstünlüğünü itiraf ederler.

İmâm Safii (RA), Şeybân-ı Râi’nin önünde, mektebe giden bir çocuk gibi diz çöker ve yapacağı işleri kendisinden sorardı. Kendisine «Senin gibi bir zât büyle bir bedevi’den bilgi alır mı?» diye sorulduğunda : «Bu adam bizim bilmediğimizi bilir.» cevâbını verirdi.

Ahmed b. Hanbel ile Yahya b. Main, Ma’râf-i Kerhi’ye baş vu-rur, ondan sorarlardı. Nasıl sormasınlar ki: Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm Efendimiz hazretlerine : «Kur’ân ve sünnette bulmadığınız bir vak’a ile karşılaştıfımızda ne yapalım?» diye sormaları üzerine :

«Onu sâlih kimselerden sorun ve onların istişâresine arz edin.» buyurmuştur.

Bu sebebden denildi ki: Zahiri ilimlerde âlim olanlar mülkün ye yeryüzünün süsü, batin âlimleri ise, göklerin ve görünmeyen âlemin [meleklerin] ziynetidirler. Cüneyd-i Bağdadi diyor ki: «Hocam İ Seriyylissakati, yanından ayrıldığım vakit kimlerle oturduğunu bana sordu. Ben de; aMuhasibi ile etururum» dedim. Seriyy; «Bvet onun-la otur, onun edeb ve ilminden al fakat kelâm hakkındaki sözlerine bakma, onu kelâmcılara havâle et» demiştir. Sonra yönümü dönünce şöyle dediğini duydum : «Allah seni önce hadisde (ve diğer ilimlerde) âlim ve sonra süfi kılsın, evvelâ sufi sonra âlim yapmasın.» Bu sözü ile, hadis ilmini okuduktan sonra tasavvuf ile ugraganin felâh bula-cagina, ilimsiz tasavvufa giren kimsenin helâk olacağına işâret etmiştir.

Eker, ilmin tasnifinde, Bu meyânda kelâmı ile felsefeyi ve. bunların da makbül veyâ mezmtm oluglarini niçin agiklamadin diye so-rarsan: Bilmiş ol ki, kelâm ilminin içine aldığı faydalı deliller, Kur’ân ile hadis’de mevcüttur. Bunların dışında kalanlar, ya yerilen c¢ckis: tirmelerdir, ki ileride açıklanacağı gibi bunlar bid’at’tir veya musga-gabe, mezhepler arasında yekdiferini nakzeden, aktarma lâflar ve kaba gürültülerden ibarettir, Bunların çoğu da tab’-ı selim’in sevme-

da) Taberani İbn Abbâs’dan.

on

62 İHYÂU ‘ULUMI’D – DIN — Cilt: 1 — RUB‘L’L – IBADAT

digi, kulakların duymak istemediği hezeyanlardir. Digzer bir kısmı da “din ile alâkası olmayan şeylerdir. Halbuki Sahabe ve Tabi‘in devrinde bunların hiç biri yoktu. Bunlar ile uğraşmak tamâmen bid’at’tır. Lâ kin şimdi hüküm değişti. Çünkü Kur’ân ve hadiş’in iktizâ ettiği hü-kiimlerden alıkoyan bid‘ad’ler çoğaldı. Bu gibi eserler yazıp şüpheler uyan-dıran cemâatler türedi. Bunun için kaçınılması gereken bu ya-sağa, zarüri bir hüküm ile ruhsat. verildi.

Hattâ haddini aşmamak şartiyle, insânları şaşırtmaya kalkışan