Riyâzü's-Sâlihîn · Haziran 24, 2026

Mısır’ın Fethi: Ahde Bağlılık, Eman ve Hısımlık

Riyazus Salihin Cilt – 2 – Mehmet Yasar Kandemir · ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET Hadis-i Şerif Ebû Zer radıyallâhu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle …

Hadîs-i şerîf (Arapça metin)
Riyazus Salihin Cilt – 2 – Mehmet Yasar Kandemir · ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET
Hadis-i Şerif
Ebû Zer radıyallâhu anh ’den rivayet edildiğine göre Resûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Siz (bir para birimi olan) kîrâtın kullanıldığı bir yeri mutlaka
fethedeceksiniz.”
Diğer bir rivayete göre ise şöyle buyurdu:
“Siz kîrâtın kullanıldığı Mısır’ı fethedeceksiniz. Oranın halkına
iyi davranmanızı tavsiye ediyorum; vasiyetimi tutunuz. Zira
onlara bir ahid ve eman görevimiz, bir de akrabalık bağımız
vardır.”
Bir diğer rivayete göre şöyle buyurdu:
“Siz orayı fethettiğiniz zaman, halkına iyi davranın. Zira onlara
bir ahid ve eman görevimiz, bir de akrabalık bağımız vardır”
veya “ahid ve eman görevi ve hısımlık bağı vardır” buyurdu.
Müslim, Fezâilü’s-sahâbe, 226, 227

Açıklama
Nevevî bu hadisin hemen altında şöyle bir açıklama yapmıştır:
“Âlimlerin belirttiğine göre, hadiste sözü edilen akrabalık bağı, Hz.
İsmail’in annesi Hâcer’in Mısırlı olması dolayısıyladır. Hısımlık bağı
ise
Peygamber aleyhisselâm ’ın oğlu
ibrahim’i
dünyaya
getiren
Mâriye’nin onlardan olması sebebiyledir.”
Bildiğimiz
gibi
Peygamber
Efendimiz’in
soyu
Hz. İsmail’e
dayanmaktadır. Hz. İsmail’in annesi Hz. Hâcer Mısırlı olduğu için
Efendimiz Mısırlıları akraba saymakta, böylece kendisini onlarla ahid
yapmış ve kendilerine eman vermiş kabul etmekte ve işte bu
sebeple, Mısır fethedildiği zaman halkına iyi davranılmasını tavsiye
etmektedir.
Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem’ in Mısırlılarla olan ikinci
bağı ise bir hısımlık bağıdır. Hatırlanacağı gibi Peygamber
aleyhisselâm hicretin yedinci yılında komşu hükümdarları İslâm’a
davet ederken Mısır kralı Mukavkıs’a da bir mektup göndermişti.
Mısır kralı İslâmiyet’i kabul etmemekle beraber Resûl-i Ekrem’e bazı
hediyeler göndermişti. Bu hediyeler arasında Mâriye ve Sîrîn adında
iki de câriye vardı. Nebiyy-i Ekrem Efendimiz Sîrîn’i şâir sahâbî
Hassan İbni Sâbit’e vermiş, Mâriye’yi de yanında alıkoymuştu. Daha
sonraları Mâriye Resûl-i Ekrem’in oğlu İbrahim’i dünyaya getirmişti.
Böylece Mısırlılarla Resûlullah arasında, dededen gelen akrabalık
bağından sonra bir de hısımlık bağı meydana gelmişti.
Akrabalık bağı dediğimiz sıla-i rahime Peygamber Efendimiz’in
ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Burada dikkatimizi çeken husus,
akrabalık bağı ne kadar uzak ve dolaylı görünse bile ona değer
verilmesi, korunup yaşatılması gereğidir.
Biz bugün iki göbek sonraki akrabamızı unutmaya başlıyoruz.
Meselâ dedemizin amcasının oğlu, ninemizin kardeşinin kızı dendiği
zaman, aramızda hiçbir bağ kalmamış gibi düşünebiliyoruz. Ne
onlara gitmeyi, ne de onların bize gelmesini istiyoruz. Günümüzde
maalesef yakın akrabaların bile unutulduğunu, onlarla ilginin
koparılmaya çalışıldığını sık sık görüyoruz. Annemizin, babamızın ve
hele dedemizin, ninemizin akraba anlayışı ile bizim anlayışımız
arasında kıyas edilemeyecek kadar büyük uçurum var. Bizim
çocuklarımız ve torunlarımız akrabalık bağını iyice daraltacak gibi
görünüyor. Allah korusun, anne ve babalarını sadece yaş günlerinde
hatırlayan Batılı ülkelere benzersek hâlimiz nice olur? Cenâb-ı Mevlâ
bizi ve neslimizi böyle korkunç bir gidişten korusun (Âmin).
Hadîs-i şerîfte dikkatimizi çeken bir husus da, Efendimiz’in bir
mûcizesidir. Resûlullah Efendimiz ümmetinin ileride güçleneceğini,
bazı zâlim milletleri yenerek ülkelerini ele geçireceğini ve özellikle
Mısır’ı fethedeceğini yıllar öncesinden haber vermiş ve hicretten 38
yıl sonra (658’de), bir sahâbî olan Amr İbni Âs tarafından Mısır
fethedilmiştir.
Hadîs-i
şerifteki “Siz
kîrâtın kullanıldı ğ ı
bir
yeri
mutlaka
fethedeceksiniz” cümlesinde geçen “kîrât”, şer’î ölçüsü 0,2 gram, örfî
ölçüsü 0,20208 gram olan bir para birimidir. Diğer bir söyleyişle
dinarın yirmide biridir. Buna göre hadisin mânası, tercümede
belirttiğimiz gibi, ülkelerini fethedeceğiniz Mısırlılar, bir para birimi
olan kîrâtı alış-verişlerinde çok kullanırlar, demektir.
Bazı âlimlere göre ise kîrât, Mısırlılar tarafından çokça kullanılan
bir küfür ve sövüp sayma ifadesidir. Buna göre hadisin mânâsı,
Mısırlılar ağzı bozuk insanlardır. Birbirlerine sövüp sayarlar. Onlara
hoşgörülü davranın, demektir.
Hadîs-i şerifin Müslim’deki ikinci rivayetine göre Efendimiz sözünü
şöyle tamamlamıştır:
“Orada iki kişinin bir kerpiç yeri hakkında kavga ettiklerini
görürsen, hemen oradan çık!”
Bu cümle Mısırlıların kavgacı kimseler olduğunu, dolayısıyla kîrâtın
bir sövgü ifadesi olabileceğini düşündürmektedir. Mısırlıların Hz.
Osman’a karşı ayaklanmalarıyla başlayan ve daha sonraları devam
eden muhtelif olaylarda onların kavgacılığı iyice anlaşılmış ve
böylece Efendimiz’in bir mûcizesi daha gerçekleşmiştir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
  1. 1Akrabalık ne kadar uzak da olsa, bu bağ korunmalı ve akrabaya
    iyi davranılmalıdır.
  2. 2Yıllar öncesinden Mısır’ın fethedileceğini haber vermesi, Resûl-i
    Ekrem’in bir mûcizesidir.