Riyâzü's-Sâlihîn · Haziran 24, 2026

Peygamber Efendiliği’nin aile büyüklerine saygı öğreti

Riyazus Salihin Cilt – 2 – Mehmet Yasar Kandemir · ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET Hadis-i Şerif Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallâhu anhümâ şöyle dedi: Bir adam Peygamber aleyhisselâm ’ın yanına …

Hadîs-i şerîf (Arapça metin)
Riyazus Salihin Cilt – 2 – Mehmet Yasar Kandemir · ANA BABAYA İYİLİK VE AKRABAYI ZİYARET
Hadis-i Şerif
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallâhu anhümâ şöyle dedi:
Bir adam Peygamber aleyhisselâm ’ın yanına gelerek:
– Hicret ve cihâd etmek üzere sana bîat ediyorum. Bunların
sevabını Allah’tan dilerim. dedi.
Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem :
– “Ana ve babandan hayatta olanlar var mı?” diye sordu.
Adam:
– Evet, her ikisi de hayatta, dedi.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem :
– “Allah’tan sevap kazanmak istiyorsun değil mi?” diye sordu.
Adam:
– Evet, deyince:
– “Ana ve babanın yanına dön. Onlara iyi bak!” buyurdu.
Buhârî, Cihâd 138; Müslim, Birr 6

Râvi
Bu rivayet Sahîh-i Müslim ’den alınmıştır. Buhârî ile Müslim’in bir
başka rivayeti ise şöyledir:
Bir adam Resûlullah’ın yanına gelerek cihad etmek üzere ondan
izin istedi. Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem :
– “Anan, baban sağ mı?” diye sordu.
Adam:
– Evet, deyince:
– “Öyleyse onlara hizmet etmeye çalış!” buyurdu.
Buhârî, Cihâd 138, Edeb 3; Müslim, Birr 5. Ayrıca bk. Tirmizî, Cihâd
2; Nesâî, Cihâd 5
Açıklama
Peygamber Efendimiz ashâb-ı kirâmdan dinin bazı esaslarına bağlı
kalacaklarına dair zaman zaman söz alırdı. Bu söz alma ve söz
verme işine biat denirdi. Meselâ sahâbîlerden namaz kılmak, zekât
vermek, zina ve iftira etmemek gibi konularda, kadınlardan, özellikle
ölünün arkasından bağıra çağıra ağlamamak konusunda biatlar
almıştı (bk. 184, 188 ve 1664 numaralı hadisler). Bazan da sahâbîler
Efendimiz’e gelirler ve meselâ:
– Yâ Resûlallah! Müslüman olmak üzere sana biat edeceğim,
derlerdi. O zaman Peygamber Efendimiz bu biati ya aynen veya bazı
şartlar ileri sürerek kabul ederdi. Meselâ:
– “Herkese iyi davranmak, herkesin iyiliğini istemek şartıyla
biatini kabul ediyorum” derdi. O sahâbî de bu esaslara uyacağına
dair söz vermiş yâni biat etmiş olurdu.
Bu hadîs-i şerîfte Resûl-i Ekrem’in huzuruna gelen sahâbî, ona iki
konuda biat etmek istediğini söylüyor. Biri Medine’ye hicret etmek,
diğeri de Allah yolunda savaşmak.
O
devirde
bütün
sahâbîler,
yeni
kurulan
İslâm
devletini
desteklemek üzere Medine’ye hicret etmek yâni oraya gidip
yerleşmek
zorunda
idiler. Hicretin
8. yılında
(629)
Mekke
fethedilinceye kadar hicret etme mecburiyeti devam etti. O tarihten
sonra bu mecburiyet kalktı. Fakat cihâd yani Allah yolunda savaşma
hâli devam edip gitti.
Peygamber Efendimiz’in cihâd için izin vermeden önce bu
sahâbîye “Ana veya babadan biri sağ mı?” diye sorması cihâdın
hicretten farklı olduğunu göstermektedir.
Cihâd başlıca iki türlüdür: Biri zorunlu olan cihaddır. Devlet
düşmana karşı savaş açmışsa, buna herkesin katılması gerekir.
Savaşa
bizzat
katılmak zorunda
olan
kimselerin
anne
ve
babalarından izin almaları gerekmez. Hatta onlar izin vermeseler bile
savaşa giderler. Bir de zorunlu olmayan cihâd vardır. Devlet
düşmana savaş açmadığı hâlde, müslümanlar hudut boylarına gidip
çıkabilecek bir savaşa katılmak üzere hazır kuvvet olarak bekleyebilir
veya gönüllülerden oluşan birliklerle bazı ufak çapta cihadlar
yapılabilir.
Hadisimizde sözü edilen cihâdın farz olmadığı anlaşılmaktadır.
Demek oluyor ki, anne ve babaya hizmet etmek, onlara bakıp
gözetmek bir nevi cihaddır. Anne ve babasını veya onlardan birini
memnun eden kimse nâfile cihâd etmiş gibi sevap kazanır. Zira
cihâda giden kimse savaş masraflarının tamamını bizzat temin
etmek zorundadır. Diğer bir söyleyişle cihâd hem malla hem de
bedenle yapılır. Anne ve babaya hizmetin cihâd sayılmasının bir
sebebi de, onlara hem bizzat bedenle hizmet etmenin hem de
malını onlar uğrunda harcamanın gerekli oluşudur.
Başka hadislerden öğrendiğimize göre, mecburi olmayan savaşlara
katılarak sevap kazanmak isteyenlerin, hayatta olan anne ve
babalarından izin almaları gerekir. Zira o sıralarda anne ve babanın
bakıma ihtiyacı olabilir. Nitekim sahâbîlerden biri Yemen’den hicret
ederek Medine’ye Efendimiz’in huzuruna gelmiş ve cihâda katılmak
üzere ondan izin istemişti. Resûl-i Ekrem ile aralarında şöyle bir
konuşma geçti:
– “Yemen’de kimsen var mı?.”
– Anam, babam var, yâ Resûlallah.
– “Onlar sana izin verdiler mi?”
– Hayır, vermediler.
– “Haydi Yemen’e git; onlardan izin iste! İzin verirlerse gel,
cihâd et! Vermezlerse, ananı babanı memnun etmeye çalış” (Ebû
Dâvûd, Cihâd 31) .
Hicret ederken bile anne ve babanın iznini ve rızâsını almak
gerekir. Vaktiyle sahâbîlerden biri Efendimiz’in huzuruna geldi ve:
– Ana ve babamı geride ağlar durumda bıraktım ve hicret etmek
üzere sana biat etmeye geldim, dedi.
Resûl-i Ekrem Efendimiz bu zâta şu son derece manalı karşılığı
verdi:
– “Hemen onların yanına dön! Onları ağlattığın gibi yüzlerini
tekrar güldür!” (Ebû Dâvûd, Cihâd 31, Nesâî, Bey’at 10) .
Hicret ve nâfile cihâd için anne ve babanın izni şart olduğuna göre,
umre yapmak, nâfile haccetmek ve bazı mübarek yerleri ziyaret
etmek için mutlaka onlardan izin almak gerekir.
Bu bilgiler bize gösteriyor ki, anne ve babaya hizmet etmek,
evlâdın en önemli vazifesidir. Bir kimse anne ve babasına hizmet
ederek, oturduğu yerde, tıpkı cihâd etmiş gibi sevap kazanabilir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
  1. 1Anne ve babaya itaat etmek farz, onlara karşı gelmek büyük
    günahtır.
  2. 2İnsan anne ve babasına iyilik ve itaat ederek çok büyük sevaplar
    kazanır.