
Hadis-i Şerif
Büyük bir şahsiyet olduğunda herkesin görüş birliği bulunan,
tâbiînden Şakîk İbni Abdullah rahimehullah şöyle dedi:
Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’ in ashâbı, namazdan başka
herhangi bir amelin terkini küfür saymazlardı.
tâbiînden Şakîk İbni Abdullah rahimehullah şöyle dedi:
Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’ in ashâbı, namazdan başka
herhangi bir amelin terkini küfür saymazlardı.
Tirmizî, Îmân 9.
Râvi
Şakîk İbni Abdullah
Tâbiîn neslinin büyüklerinden olup, güvenilir bir râvî ve faziletli bir
şahsiyet olduğunda bütün rical âlimlerinin ittifakı vardır. Enes İbni
Mâlik’ten rivayette bulunmuş, kendisinden de Yahya el-Kattân ve
Vekî’ İbni Cerrah gibi şöhretli imamlar hadis öğrenip nakletmişlerdir.
Allah ona rahmetiyle muamele etsin.
Tâbiîn neslinin büyüklerinden olup, güvenilir bir râvî ve faziletli bir
şahsiyet olduğunda bütün rical âlimlerinin ittifakı vardır. Enes İbni
Mâlik’ten rivayette bulunmuş, kendisinden de Yahya el-Kattân ve
Vekî’ İbni Cerrah gibi şöhretli imamlar hadis öğrenip nakletmişlerdir.
Allah ona rahmetiyle muamele etsin.
Açıklama
Tâbiîn tabakasından bir kişi olan Şakîk’in bu sözü maktu’ bir
rivayettir. Tâbiînin sözleri, fiil ve takrirleri maktu’ diye adlandırılır.
Maktu’ rivayetlerin şer’î bir hükme medar olması, yani onların
üzerine bir hüküm bina edilmesi söz konusu değildir. Bu çeşit
rivayetler, bir görüş, bir düşünce olarak, Kur’ân veya sahih sünnetle
konulan bir hükmün açıklanıp anlaşılmasına yardımcı olur. Veya
tâbiîn tabakasından bir imamın görüşü, ictihadı olarak tercih edilip
alınabilir. Nitekim bunun pek çok misalini fıkıh kitaplarında bulmak
mümkündür.
Şakîk’in sözü, maktu’ olmakla beraber, muhtevası itibariyle
mevkûf tur. Yani sahâbe-i kirâmın tavrını ortaya koyan, onların
anlayışını yansıtan bir rivayettir. Bilindiği gibi mevkuf rivayetleri de
başlı başına delil olarak kabul etmeyen pek çok fakih imam vardır.
Fakat bu konuda herkesin görüşü aynı olmayıp, merfû bir rivayetin
olmadığı yerlerde mevkûfu delil kabul edenler de bulunmaktadır.
İmam Ebû Hanîfe gibi seçme yanlısı olanların varlığını da bir kere
daha hatırlamalıyız.
Bu rivayet, sahabenin her birinin namazı ne kadar önemli bir ibadet
kabul ettiklerini, terkini küfre yakın bir davranış saydıklarını ortaya
koyması açısından önemlidir. Onların bu tavır ve anlayışının
temelinde, Kur’ân ve Sünnet’in namaza verilen önemle ilgili emir ve
tavsiyeleri vardır. Konumuz içinde buraya kadar misal kabilinden yer
verilen âyet ve hadislerin muhtevasını düşünürsek, sahabenin bu
yöndeki hassasiyetini ve haklılığını anlamanın hiç de zor olmadığı
sonucuna varırız.
rivayettir. Tâbiînin sözleri, fiil ve takrirleri maktu’ diye adlandırılır.
Maktu’ rivayetlerin şer’î bir hükme medar olması, yani onların
üzerine bir hüküm bina edilmesi söz konusu değildir. Bu çeşit
rivayetler, bir görüş, bir düşünce olarak, Kur’ân veya sahih sünnetle
konulan bir hükmün açıklanıp anlaşılmasına yardımcı olur. Veya
tâbiîn tabakasından bir imamın görüşü, ictihadı olarak tercih edilip
alınabilir. Nitekim bunun pek çok misalini fıkıh kitaplarında bulmak
mümkündür.
Şakîk’in sözü, maktu’ olmakla beraber, muhtevası itibariyle
mevkûf tur. Yani sahâbe-i kirâmın tavrını ortaya koyan, onların
anlayışını yansıtan bir rivayettir. Bilindiği gibi mevkuf rivayetleri de
başlı başına delil olarak kabul etmeyen pek çok fakih imam vardır.
Fakat bu konuda herkesin görüşü aynı olmayıp, merfû bir rivayetin
olmadığı yerlerde mevkûfu delil kabul edenler de bulunmaktadır.
İmam Ebû Hanîfe gibi seçme yanlısı olanların varlığını da bir kere
daha hatırlamalıyız.
Bu rivayet, sahabenin her birinin namazı ne kadar önemli bir ibadet
kabul ettiklerini, terkini küfre yakın bir davranış saydıklarını ortaya
koyması açısından önemlidir. Onların bu tavır ve anlayışının
temelinde, Kur’ân ve Sünnet’in namaza verilen önemle ilgili emir ve
tavsiyeleri vardır. Konumuz içinde buraya kadar misal kabilinden yer
verilen âyet ve hadislerin muhtevasını düşünürsek, sahabenin bu
yöndeki hassasiyetini ve haklılığını anlamanın hiç de zor olmadığı
sonucuna varırız.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Namaz kılmak, bir kimsenin mü’min olduğunun delili olduğu gibi,
namazı terketmek de kişinin küfre nisbet edilmesine sebep olur. - 2Namaz, ibadetlerimizin en önemlisi olup, vaktinde kılınması,
devamlı kılınması, terkinden sakınılması gerekir.

