
Hadis-i Şerif
Talha İbni Ubeydullah radıyallâhu anh’ den rivayet edildiğine
göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem hilâli gördüğü zaman şöyle dua
ederdi:
“Allahım! Bu hilâli bize emniyet ve iman, selâmet ve İslâm
hilâli kıl. (Ey hilâl!) Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır”
(Bu, doğruluk ve hayr hilâli olsun).
göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem hilâli gördüğü zaman şöyle dua
ederdi:
“Allahım! Bu hilâli bize emniyet ve iman, selâmet ve İslâm
hilâli kıl. (Ey hilâl!) Benim Rabbim de senin Rabbin de Allah’tır”
(Bu, doğruluk ve hayr hilâli olsun).
Tirmizî, Dua 50.
Açıklama
Yeni bir ayın başladığını müjdeleyen hilâl, ayın ilk üç gecesinde bu
adla anılır. Sonraki günlerde alacağı duruma ise kamer adı verilir.
Her farklı durumu ve her yeni başlangıcı, dua ve kulluk vesilesi
olarak değerlendiren Sevgili Peygamberimiz, hilâli gördüğü zaman,
Cenâb-ı Hak’tan onunla başlayan yeni zaman kesitini, her türlü korku
ve sıkıntılardan emniyet ve iman üzere devam zamanı kılmasını, bu
günlerin huzur, selâmet ve İslâm günleri olmasını dilemektedir. Bu,
bir bakıma zahirî ve bâtınî ya da dinî-dünyevî huzur istemek
anlamındadır.
Aslında ihlâl, sesi yükseltmek demektir. Yeni bir ayın başladığının
işareti olan hilâlin görünmesi, eskiden insanlar arasında sevinç
vesilesi olur, yüksek sesle onu birbirlerine müjdelerlermiş. Bu durum,
ayın, ilk üç gecedeki haline hilâl denilmesine vesile olmuş. Bu
açıklamadan da anlaşıldığı gibi hilâlin göründüğü günler, halk için
sevinç zamanlarıdır. O halde sevinç anlarında da duaya ihtiyaç
vardır. O vakitler nasıl dua edileceğini Hz. Peygamber bu hadisinde
bize öğretmektedir.
Resûl-i Ekrem’in hilâle hitaben “Benim Rabbim de senin Rabbin de
Allah’tır” buyurması, hilâl’in de bir yaratıcıya ve bir kadere sahip
olduğunu anlatmaktadır. Tabiatıyla bu beyanda, güneş, ay ve
yıldızlar gibi gök cisimlerinde olağanüstü güçler var sanarak onlara
tapanları reddeden bir mâna da bulunmaktadır. Böylece bir kere
daha Allah Teâlâ’nın şerik ve ortağının bulunmadığı yani O’nun
mutlak tekliği belirtilmiş olmaktadır. Burada hadisin metni ile ilgili bir
hususa da işaret etmekte fayda vardır. Yukarıda parantez içinde
tercümesini verdiğimiz kısım, Tirmizî’nin eserinde bulunmamaktadır.
Hadisin buraya kaydetmediğimiz diğer kaynaklarında da böyle bir
ifade yer almamaktadır. Onun yerine başka bazı dua cümleciklerinin
geçtiği rivayetleri var ise de “hilâlü rüşdin ve hayrin” cümlesi
bulunmamaktadır.
Muhtemelen
Nevevî
bu
cümleciği
bizim
ulaşamadığımız herhangi bir rivayetten almıştır.
Hadîs-i şerîf, daima dua ve niyazda bulunmanın, mü’mindeki
uyanıklığın bir dışa vurumu (tezahürü) olduğunu tesbit etmektedir.
adla anılır. Sonraki günlerde alacağı duruma ise kamer adı verilir.
Her farklı durumu ve her yeni başlangıcı, dua ve kulluk vesilesi
olarak değerlendiren Sevgili Peygamberimiz, hilâli gördüğü zaman,
Cenâb-ı Hak’tan onunla başlayan yeni zaman kesitini, her türlü korku
ve sıkıntılardan emniyet ve iman üzere devam zamanı kılmasını, bu
günlerin huzur, selâmet ve İslâm günleri olmasını dilemektedir. Bu,
bir bakıma zahirî ve bâtınî ya da dinî-dünyevî huzur istemek
anlamındadır.
Aslında ihlâl, sesi yükseltmek demektir. Yeni bir ayın başladığının
işareti olan hilâlin görünmesi, eskiden insanlar arasında sevinç
vesilesi olur, yüksek sesle onu birbirlerine müjdelerlermiş. Bu durum,
ayın, ilk üç gecedeki haline hilâl denilmesine vesile olmuş. Bu
açıklamadan da anlaşıldığı gibi hilâlin göründüğü günler, halk için
sevinç zamanlarıdır. O halde sevinç anlarında da duaya ihtiyaç
vardır. O vakitler nasıl dua edileceğini Hz. Peygamber bu hadisinde
bize öğretmektedir.
Resûl-i Ekrem’in hilâle hitaben “Benim Rabbim de senin Rabbin de
Allah’tır” buyurması, hilâl’in de bir yaratıcıya ve bir kadere sahip
olduğunu anlatmaktadır. Tabiatıyla bu beyanda, güneş, ay ve
yıldızlar gibi gök cisimlerinde olağanüstü güçler var sanarak onlara
tapanları reddeden bir mâna da bulunmaktadır. Böylece bir kere
daha Allah Teâlâ’nın şerik ve ortağının bulunmadığı yani O’nun
mutlak tekliği belirtilmiş olmaktadır. Burada hadisin metni ile ilgili bir
hususa da işaret etmekte fayda vardır. Yukarıda parantez içinde
tercümesini verdiğimiz kısım, Tirmizî’nin eserinde bulunmamaktadır.
Hadisin buraya kaydetmediğimiz diğer kaynaklarında da böyle bir
ifade yer almamaktadır. Onun yerine başka bazı dua cümleciklerinin
geçtiği rivayetleri var ise de “hilâlü rüşdin ve hayrin” cümlesi
bulunmamaktadır.
Muhtemelen
Nevevî
bu
cümleciği
bizim
ulaşamadığımız herhangi bir rivayetten almıştır.
Hadîs-i şerîf, daima dua ve niyazda bulunmanın, mü’mindeki
uyanıklığın bir dışa vurumu (tezahürü) olduğunu tesbit etmektedir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Gök ve yer olaylarıyla ilgili durum değişiklikleri anında dua
yapmak güzel bir davranış olur. - 2Her fırsatı, kulluğu itiraf ederek ve sağlık-sıhhat, bereket, iman
ve
İslâm
gibi
meziyet
ve
nimetlerin
devamını
isteyerek
değerlendirmek gerekir. - 3Hiçbir yaratığa, aslâ hakkı olmayan yaratıcı konumu vermemek
lâzımdır. Her şeyin Rabbi Allah’tır.
⟪BOLUM⟫SAHURUN FAZİLETİ
SAHURUN FAZİLETİ VE ŞAFAK
SÖKMESİNDEN
KORKULMADIĞI SÜRECE SAHUR
YEMEĞİNİN GECİKTİRİLMESİ
Hadisler

