Riyâzü's-Sâlihîn · Haziran 25, 2026

Oruçluyu İftar Ettirmekle Büyük Sevap Kazanılır

Riyazus Salihin Cilt – 5 – Mehmet Yasar Kandemir · ORUÇLUYU İFTAR ETTİRMEK Hadis-i Şerif Zeyd İbni Hâlid el-Cühenî radıyallâhu anh’ den rivayet edildiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: …

Hadîs-i şerîf (Arapça metin)
Riyazus Salihin Cilt – 5 – Mehmet Yasar Kandemir · ORUÇLUYU İFTAR ETTİRMEK
Hadis-i Şerif
Zeyd İbni Hâlid el-Cühenî radıyallâhu anh’ den rivayet
edildiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır.
Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.”
Tirmizî, Savm 82. Ayrıca bk. Nesâî, Cihâd 44; İbni Mâce, Sıyâm 45.

Râvi
1270 numaralı hadis ile birlikte açıklanacaktır.

1269.
Ümmü
Umâre
el-Ensâriyye
radıyallâhu
anhâ’ dan
nakledildiğine göre Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bir gün Ümmü
Umâre’nin evini teşrif etti. O da hemen Resûl-i Ekrem’e yemek ikram
etti. Hz. Peygamber:
“Buyur, sen de ye!” teklifinde bulundu. Ümmü Umâre:
Ben oruçluyum, dedi. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu:
“Oruçlu bir kimsenin yanında yemek yiyenler yemeği
bitirinceye kadar melekler o oruçluya dua ederler.”
Hz. Peygamber bazan da “Yemek yiyenler doyuncaya kadar..”
derdi.
Tirmizî, Savm 66. Ayrıca bk. İbni Mâce, Sıyâm 46.
Ümmü Umâre el-Ensâriyye
İsmi Nesîbe binti Kâ’b olan Ümmü Umâre, hem adı hem de
künyesiyle meşhur olan Medineli ve Hazrec kabilesine mensup bir
sahabidir. Kendisi, kocası ve iki oğluyla birlikte Akabe Biatı’nda
bulundu. Uhud Savaşı’na önce su taşıyıcısı olarak sonra da savaşçı
olarak katıldı, yaralandı. Rıdvan Bey’atine de iştirak etti. Oğlu Habîb’i
Müseylime öldürtünce, Müseylime ile savaşmaya and içti. Öteki oğlu
Abdullah ile birlikte Hz. Hâlid İbni Velîd’in komutasında Yemâme
Savaşı’na katıldı. Bu savaşta on iki yerinden yaralandı ve bir kolunu
kaybetti.
Sünen adıyla meşhur olan dört hadis kitabında üç rivayeti yer alır.
Birisi bu hadistir.
Allah ondan râzı olsun.
Aşağıdaki hadis ile birlikte açıklanacaktır.

1270. Enes radıyallâhu anh’ den nakledildiğine göre Nebî sallallâhu
aleyhi ve sellem, bir gün Sa’d İbni Ubâde’nin yanına geldi. Sa’d
derhal bir parça ekmek ve zeytin yağı çıkarıp Resûlullah’a ikram etti.
Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem bunları yedikten sonra ona şöyle
dua etti:
“Evinizde hep oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin,
melekler de duacınız olsun.”
Ebû Dâvûd, Et’ime 54. Ayrıca bk. İbni Mâce, Sıyâm 45.

Açıklama
Buraya kadar oruç tutmanın kıymetini anlatan hadisleri görmüş
bulunuyoruz. Burada ise kendisi oruçlu olsun olmasın, herhangi bir
oruçlu kimseyi iftar ettiren kişinin durumu ile ilgili Sevgili
Peygamberimiz’in müjdelerini görüyoruz. Birinci hadis te, farz veya
nâfile oruç tutan bir kimseyi iftar ettiren insanın, o oruçlu kişi kadar
sevap kazanacağı müjdelenmektedir. Ayrıca bunun, oruçlunun
sevabına ortak olmak anlamına gelmediği, oruçlunun sevabından
hiçbir şeyin noksanlaşmayacağı da ifade edilmektedir.
Öte yandan iftar ettirmek deyince mutlaka oruçluyu iyice doyurmak
da anlaşılmamalıdır. Nitekim -İbni Huzeyme’nin Sahih’ indeki (III, 192
– 193) bir başka rivayetten öğrendiğimize göre- sahâbîler, herkesin
bir
oruçluyu
doyuracak
kadar
imkân
bulamayacağını
Hz.
Peygamber’e arzetmişler, bunun üzerine Efendimiz, “Allah Teâlâ, bu
sevabı, oruçluyu bir hurma veya bir yudum su yahut bir içim süt ile
iftar ettirene de verir” buyurmuştur. O halde sırf bir oruçluyu iftar
ettirmek niyetiyle ve elde ne varsa onunla iftar ettirmek, oruçlu kadar
sevap kazanmak için yeterli olmaktadır. Bu işte lükse, israfa ve hele
gösterişe ve reklama kaçmanın hiçbir anlamı yoktur. Öylesi
davranışların vebalinden korkulur.
İkinci hadis te ise herhangi bir oruçlu kimsenin yanında yemek
yenilmesi halinde o oruçlunun kazancı açıklanmaktadır. Yemek
yiyenlerin yemekten kalktıkları veya doydukları ana kadar melekler
onların yanındaki oruçlu için dua eder, onun bağışlanmasını dilerler.
Meleklerin bu duası, o yemeği oruçlunun ikram etmiş olma şartına
bağlı değildir. Yemeği oruçlu da ikram etmiş olabilir, yemek yiyenler
hep birlike bir başkasının sofrasında da bulunabilirler. Gerçi
hadisimizde yemeği Ümmü Umâre kendisi ikram ediyor ama
Peygamber Efendimiz’in beyanında ifade geneldir. Yani meleklerin
duasının, yemeği oruçlu kişinin ikram etmiş olma şartına bağlı
olduğunu gösteren herhangi bir ifade bulunmamaktadır.
Peygamber Efendimiz’in Ümmü Umâre’ye “Sen de ye!” buyurması,
hâne sahibinin yemeğe iştirak etmesi halinde, misafirin daha rahat
bir şekilde yemek yiyeceğine işaret olsa gerektir. Oruçlu olmak ise
hâne sahibinin yemeğe iştirak etmemesi için hem mâkul ve meşrû bir
mâzeret, hem de yemek sonuna kadar meleklerin duasına muhatap
olmasına sebep teşkil etmektedir. O halde oruçlunun gözü önünde
yemek
yemeyelim
diye
bir
çekimserlik
göstermek,
ona
kazandırılacak sevap açısından doğru değildir.
Üçüncü hadis te ise bir kimsenin ikram niyetiyle sunmuş olduğu
herhangi bir yemeği yedikten sonra, ikram sahibine teşekkür
niteliğinde söylenecek söz ve yapılacak dua örneğini görmekteyiz.
Sa’d İbni Ubâde hazretleri cömertliğiyle meşhur bir sahâbîdir.
Kendisini ziyarete gelen Hz. Peygamber’e, o anda evinde bulunan
ekmekle zeytin ikram etmiştir. Bu, pek tabii ve çok samimi bir
ikramdır. Telaşlanmaya, ne yapacağını şaşırmaya hiç gerek yoktur.
Evinde ve elinde olanı ikram etmek kâfidir. Hele misafir, Hz.
Peygamber olunca tam bir gönül rahatlığı içinde elde olandan ikram
edilebilir. Zira o, durumu çok iyi bilir ve en üstün anlayışı gösterir.
Nitekim Resûl-i Ekrem Efendimiz, o kıymetli sahâbîsinin ikramını
memnuniyetle kabul buyurmuş ve memnuniyetini “Evinizde hep
oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler de duacınız
olsun” diye yaptığı dua ile dile getirmiştir.
Efendimiz’in bu duası, iyilik ve iyilerin her vesile ile toplumda
yaygınlaşmasını temenni etmek demektir. Beşerî ilişkilerde beklenen
gelişme
ve
güzelleşmelerin
gerçekleşebilmesi
için
öncelikle
dindarlara karşı saygılı olma terbiyesini kazanmak gerekmektedir.
Kimilerinin ibadet ederek kazandıkları sevabı, kimilerinin de
gösterecekleri saygı ve küçük ikramlarla aynen kazanma şansı
vardır. Yeter ki insan böylesi bir niyete ve nezakete sahip olsun.
Hadisten Öğrendiklerimiz
  1. 1Oruçlu bir kimseyi iftar ettiren, oruçlunun aldığı kadar sevap
    kazanır.
  2. 2Yanında yemek yenilen bir oruçluya melekler yemek sonuna
    kadar dua ederler.
  3. 3Misafir, kendisine ikramda bulunan ev sahibine dua ve teşekkür
    etmelidir.
  4. 4Sevap kazanmak için sayısız sebep ve imkânlar vardır.
    Bunlardan yararlanmak gerekir.
    ⟪BOLUM⟫İ’TİKÂF BÖLÜMÜ
    Hadisler