
Hadis-i Şerif
Ebû Mûsa radıyallâhu anh şöyle dedi:
Yahudiler, kendilerine yerhamükümullah diyeceğini ümit ederek,
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ in yanında yapmacıktan
aksırırlardı. Peygamber Efendimiz de onlara:
“Yehdîkümüllah ve yüslıhu bâleküm = Allah size hidayet
versin ve hâlinizi ıslah etsin” buyururdu.
Yahudiler, kendilerine yerhamükümullah diyeceğini ümit ederek,
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ in yanında yapmacıktan
aksırırlardı. Peygamber Efendimiz de onlara:
“Yehdîkümüllah ve yüslıhu bâleküm = Allah size hidayet
versin ve hâlinizi ıslah etsin” buyururdu.
Ebû Dâvûd, Edeb 93; Tirmizî, Edeb 3
Açıklama
Yahudiler Peygamberimizin duasını almak için yapmacıktan
aksırırlardı. Onların böyle davranmalarının sebebi, zahirde hasetleri
ve inatlarından dolayı Efendimiz’in peygamberliğini inkâr etmelerine
rağmen içlerinden onun hak peygamber olduğunu bildikleri için
duasının bereketine nâil olmak istemeleriydi. Efendimiz de kendisinin
üstün fazileti, onların da huzurda bulunmalarının haram kılınmaması
ve orada oturmalarının bir mükâfatı olmak üzere, onların hidâyete
ermeleri ve Cenâb-ı Hakk’ın kalplerini İslâm’a çevirip hallerini ıslah
etmesi için Allah’a dua ederdi. Resûl-i Ekrem Efendimiz bütün
âlemlere rahmet olarak gönderildiği için, her çeşit inanç sahibine,
hatta öncelikle kitap ehli olanlara İslâm’ı tebliğ etmekle mükellefti.
Tebliğ yapan kimsenin insanların bir kısmından uzak durması veya
onları muhâtap almaması söz konusu olamaz. Bu sebeple
Efendimiz, hem yahudi ve hıristiyanlara hem de müşriklere İslâm’ı
tebliğ etmiş, onların meclislerine gittiği gibi fert olarak da kendileriyle
hayatının
sonuna
kadar
ilgilenmiştir.
İslâmî
tebliğ
görevini
üstlenenlerin de bu davranışlardan alacağı dersler ve ibretler vardır.
aksırırlardı. Onların böyle davranmalarının sebebi, zahirde hasetleri
ve inatlarından dolayı Efendimiz’in peygamberliğini inkâr etmelerine
rağmen içlerinden onun hak peygamber olduğunu bildikleri için
duasının bereketine nâil olmak istemeleriydi. Efendimiz de kendisinin
üstün fazileti, onların da huzurda bulunmalarının haram kılınmaması
ve orada oturmalarının bir mükâfatı olmak üzere, onların hidâyete
ermeleri ve Cenâb-ı Hakk’ın kalplerini İslâm’a çevirip hallerini ıslah
etmesi için Allah’a dua ederdi. Resûl-i Ekrem Efendimiz bütün
âlemlere rahmet olarak gönderildiği için, her çeşit inanç sahibine,
hatta öncelikle kitap ehli olanlara İslâm’ı tebliğ etmekle mükellefti.
Tebliğ yapan kimsenin insanların bir kısmından uzak durması veya
onları muhâtap almaması söz konusu olamaz. Bu sebeple
Efendimiz, hem yahudi ve hıristiyanlara hem de müşriklere İslâm’ı
tebliğ etmiş, onların meclislerine gittiği gibi fert olarak da kendileriyle
hayatının
sonuna
kadar
ilgilenmiştir.
İslâmî
tebliğ
görevini
üstlenenlerin de bu davranışlardan alacağı dersler ve ibretler vardır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1Müslüman olmayanlara rahmet temennisinde bulunulmaz.
- 2İslâm’ı tebliğ maksadıyla gayri müslimlerin meclisine katılmakta
ve onlarla konuşmakta bir sakınca yoktur. - 3Gayri müslimlere Allah’tan hidâyet dilemek, içinde bulundukları
küfür halinden kurtulmaları ve kalblerinin ıslahı için dua etmek
câizdir. - 4Yahudi ve Hıristiyanlar Peygamberimiz’in risâlet ve nübüvvetini
içlerinden biliyor, fakat kibir ve hasetleri onların dilleriyle ikrarına
engel oluyordu.

