
Hadis-i Şerif
Câbir radıyallâhu anh’ den rivayet edildiğine göre Resûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kendinize
beddua
etmeyiniz;
çocuklarınıza
beddua
etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul
edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.”
sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kendinize
beddua
etmeyiniz;
çocuklarınıza
beddua
etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul
edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.”
Müslim, Zühd 74. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 27.
Açıklama
Peygamber Efendimiz, 1555-1562 numaralı hadisler arasındaki
“Lânet Yasağı” bahsinde genişçe görüleceği üzere, olur olmaz şeye
lânet edilmesini son derece sakıncalı bulmasına rağmen, yabancı
filimlerin de tesiriyle “lanet etsin!” sözü halkımız arasında çok
yayılmıştır. Allah’ın Resûlü lânet edilen bir eşyanın kullanılmasını,
lânetlenen bir hayvana binilmesini yasaklamış, “lanet etsin!”
sözünün,
duaların
kabul
edildiği
zamana
denk
gelerek
gerçekleşebileceğini, üstelik lânetlenmiş varlıkların insana zarar
vereceğini belirtmiştir.
Câhil insanların, özellikle kadınların yaygın olarak kullandığı “Allah
canımı alsın”, “Allah belâmı versin” şeklinde bedduaları vardır. Bu
kimseler
yakınlarına
“Gözün
kör
olsun!”
diye
bağırmaktan
çekinmezler. Böyle beddualar, Efendimiz’in işaret buyurduğu gibi
tehlikeli sözlerdir. İnsan gerek şahsının gerek çocuklarının veya
yakınlarının başına gelebilecek felâketlerden derin üzüntü duyar.
Hele bu felâketler kendi temennisinden sonra meydana gelmişse,
söylediğine bin pişman olur. Fakat pişmanlık başa gelen sıkıntıyı
ortadan kaldırmaz. Onun için herkes öfkesine hâkim olmayı
bilmelidir.
Buvât Gazvesi’nde idi. Devesini çöktürüp ona bindikten sonra
hayvanın yürümeyip durakladığını gören bir zât:
– Deeh! Allah sana lânet etsin, dedi.
Bu lafı duyan Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem :
– Kim o devesine lânet eden? diye sordu. Adam:
– Ben, ya Resûlallah! diye cevap verince:
– İn o deveden! Lânetlenmiş bir hayvanla bize refakat etme!
buyurdu. Sonra da ashâb-ı kirâma kendilerine, çocuklarına,
mallarına, Sünen-i Ebî Dâvûd’ daki rivayete göre hizmetçilerine “Allah
lânet etsin” veya “Allah canını alsın!” diye beddua etmemelerini
tavsiye buyurdu. Buna gerekçe olarak da duaların veya bedduaların
kabul edildiği bir zaman bulunduğunu, bu saate denk gelen dileklerin
geri çevrilmeyip kabul edildiğini söyledi.
Burada Resûl-i Ekrem Efendimiz’in 921 numaralı hadîs-i şerîfte
geçen bir uyarısını da hatırlatmış olalım. Cenâzenin ardından bağıra
çağıra ağlayan kimselere Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:
“Kendinize hayırdan başka bir şeyle dua etmeyiniz. Çünkü
melekler dualarınıza âmin derler.” 1497 ve 1498 numaralı hadislerde
de meleklerin yapılan duaya âmin dedikleri görülmüştü. Lânet
yasağı, 1555-1562 numaralı hadisler arasında özellikle ele
alınacaktır.
“Lânet Yasağı” bahsinde genişçe görüleceği üzere, olur olmaz şeye
lânet edilmesini son derece sakıncalı bulmasına rağmen, yabancı
filimlerin de tesiriyle “lanet etsin!” sözü halkımız arasında çok
yayılmıştır. Allah’ın Resûlü lânet edilen bir eşyanın kullanılmasını,
lânetlenen bir hayvana binilmesini yasaklamış, “lanet etsin!”
sözünün,
duaların
kabul
edildiği
zamana
denk
gelerek
gerçekleşebileceğini, üstelik lânetlenmiş varlıkların insana zarar
vereceğini belirtmiştir.
Câhil insanların, özellikle kadınların yaygın olarak kullandığı “Allah
canımı alsın”, “Allah belâmı versin” şeklinde bedduaları vardır. Bu
kimseler
yakınlarına
“Gözün
kör
olsun!”
diye
bağırmaktan
çekinmezler. Böyle beddualar, Efendimiz’in işaret buyurduğu gibi
tehlikeli sözlerdir. İnsan gerek şahsının gerek çocuklarının veya
yakınlarının başına gelebilecek felâketlerden derin üzüntü duyar.
Hele bu felâketler kendi temennisinden sonra meydana gelmişse,
söylediğine bin pişman olur. Fakat pişmanlık başa gelen sıkıntıyı
ortadan kaldırmaz. Onun için herkes öfkesine hâkim olmayı
bilmelidir.
Buvât Gazvesi’nde idi. Devesini çöktürüp ona bindikten sonra
hayvanın yürümeyip durakladığını gören bir zât:
– Deeh! Allah sana lânet etsin, dedi.
Bu lafı duyan Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem :
– Kim o devesine lânet eden? diye sordu. Adam:
– Ben, ya Resûlallah! diye cevap verince:
– İn o deveden! Lânetlenmiş bir hayvanla bize refakat etme!
buyurdu. Sonra da ashâb-ı kirâma kendilerine, çocuklarına,
mallarına, Sünen-i Ebî Dâvûd’ daki rivayete göre hizmetçilerine “Allah
lânet etsin” veya “Allah canını alsın!” diye beddua etmemelerini
tavsiye buyurdu. Buna gerekçe olarak da duaların veya bedduaların
kabul edildiği bir zaman bulunduğunu, bu saate denk gelen dileklerin
geri çevrilmeyip kabul edildiğini söyledi.
Burada Resûl-i Ekrem Efendimiz’in 921 numaralı hadîs-i şerîfte
geçen bir uyarısını da hatırlatmış olalım. Cenâzenin ardından bağıra
çağıra ağlayan kimselere Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:
“Kendinize hayırdan başka bir şeyle dua etmeyiniz. Çünkü
melekler dualarınıza âmin derler.” 1497 ve 1498 numaralı hadislerde
de meleklerin yapılan duaya âmin dedikleri görülmüştü. Lânet
yasağı, 1555-1562 numaralı hadisler arasında özellikle ele
alınacaktır.
Hadisten Öğrendiklerimiz
- 1İnsan kendine, yakınlarına, hatta başkalarına veya hayvanlara
ve diğer varlıklara beddua etmemelidir. - 2Böylesi mânâsız temenniler, duaların kabul edildiği zamana
denk düşerek gerçekleşebilir. - 3Müslümanlar ağızlarını güzel sözlere ve hayır dualara alıştırmalı,
sakıncalı sözleri kesinlikle kullanmamalıdır.

