Riyâzü's-Sâlihîn · Haziran 26, 2026

Yetimlik biter, konuşma özgürlüğü başlar.

Riyazus Salihin Cilt – 7 – Mehmet Yasar Kandemir · BİR GÜNÜ AKŞAMA KADAR SUSARAK GEÇİRMENİN YASAK OLUŞU Hadis-i Şerif Ali radıyallâhu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ den şöyle …

Hadîs-i şerîf (Arapça metin)
Riyazus Salihin Cilt – 7 – Mehmet Yasar Kandemir · BİR GÜNÜ AKŞAMA KADAR SUSARAK GEÇİRMENİN YASAK OLUŞU
Hadis-i Şerif
Ali radıyallâhu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’ den şöyle buyurduğunu işitip
ezberledim:
“Buluğ çağına ulaştıktan sonra yetimlik kalkar. Bütün gün
geceye kadar susmak yoktur.”
Ebû Dâvûd, Vesâyâ 9.

Râvi
Bir sonraki hadis ile beraber açıklanacaktır.

1805. Kays İbni Ebû Hâzim şöyle dedi:
Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh , Ahmes kabilesine mensup
Zeynep isimli bir kadının yanına gelmişti. Onun hiç konuşmadığını
görünce:
– Bu kadına ne oldu ki hiç konuşmuyor? diye sordu. Orada
bulunanlar:
– Suskunluk ibadeti yapıyor, dediler. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir
ona:
– Konuş! Çünkü bu yaptığın iş helâl değildir; bu Câhiliye amelidir,
dedi. Bu uyarı üzerine kadın konuştu.
Buhârî, Menâkıbü’l-ensâr 26. Ayrıca bk. Dârimî, Mukaddime 23.

Açıklama
Buluğ çağına ermeden babası ölen erkek ve kız çocuklara yetim
denir. Bu hadis, buluğ çağına erdikten sonra çocuğun yetim
sayılmayacağını ve hukukî açıdan her türlü tasarrufa ehil olacağını
ifade eder. Bu tasarruflar alış-verişte hür olması, malını istediği gibi
yönetebilmesi, evlenebilmesi gibi haklardır. Çünkü, buluğ çağında
olmayan yetimlerin bu çeşit hukuku vâsîleri tarafından korunur.
Kur’an-ı Kerîm bu konu üzerinde hassasiyetle durur: “Evlilik çağına
gelinceye kadar yetimleri koruyup gözetiniz. Eğer onlarda akılca
bir gelişme görürseniz hemen mallarını kendilerine veriniz.
Büyüyecekler diye kuşkulanıp o malları israf ile tez elden
yemeyiniz. Zengin olan veli iffetli olmaya çalışsın; yoksul olan
da ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine
verdiğiniz zaman yanlarında şâhit bulundurun. Hesap sorucu
olarak da Allah yeter” [Nisâ sûresi (4), 6] “Haksızlıkla yetimlerin
mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış
olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir” (Nisâ sûresi
(4), 10]. Bu sonuncu âyet-i kerîmenin Kur’an’da mü’minlere karşı
vârid olan haberlerin en şiddetlisi olduğu ifade edilir. Peygamber
Efendimiz’in de yetimlerin hakları ile ilgili pek çok hadisleri vardır.
Daha önce bir kısım hadislerde insanın helâkine sebep olan büyük
günahlar sayılırken, yetim hakkı yemenin de bunlar arasında yer
aldığını görmüştük. Konuyla ilgili âyet ve hadisleri kısmen bir arada
görebilmek için kitabımızın “Yetimleri ve Kimsesizleri Koruma
Bölümü”ndeki âyetler ile 262-274. hadislere ve “Yetim Malı Yemenin
Haram Oluşu” başlığı altında geçen âyetler ile 1718 numaralı hadisin
açıklamalarına bir kere daha bakılabilir.
Peygamber Efendimiz, bir ibadet ve fazilet sayarak, bütün gün
sabahtan akşama kadar hiç konuşmayıp susmayı yasaklamıştır.
İkinci hadiste Hz. Ebû Bekir tarafından da ifade edildiği gibi bu,
Câhiliye âdetlerinden idi. Câhiliye Arapları bu davranışı Allah’a
yakınlığın bir yolu, bir dindarlık alâmeti ve kendilerince ibadet
sayarlar, bir gün bir gece hiç konuşmamak sûretiyle bunu yerine
getirirlerdi. Geçmiş şeriatların bazısında oruçlu iken yiyip içmemenin
yanında, beşer sözü konuşmama âdeti de vardı. Ya da oruç tutarken
beşer sözü de konuşmazlardı. Nitekim Kur’an-ı Kerîm, Hz.
Meryem’in böyle bir adağından bahisle, “Ben, çok merhametli olan
Allah’a
oruç
adadım;
artık
bugün
hiçbir
insanla
konuşmayacağım” [Meryem sûresi (19), 26] dediğini bize bildirir.
Daha sonra bunun sadece konuşmama şeklinde devam ettiği
anlaşılmaktadır. Efendimiz bu Câhiliye âdetini yasaklamış, bunun
yerine Allah’ı zikretmeyi, insanları irşadı, hayırlı sözleri konuşmayı,
şer ve kötü sözler
söylemek
yerine
de
susmayı tavsiye
buyurmuşlardır.
Hz. Ebû Bekir’in yanına gittiği hanım, Zeyneb Binti Muhâcir diye
biliniyordu. Bu olay, Ebû Bekir’in hilâfeti esnasında cereyan etti. O,
mü’minlerin emiri olarak Kur’an ve Sünnet’e uygun olmayan
davranışlara müsamahalı davranmamıştır. Zeyneb’in sükût orucu
tutması, İslâm’da hoş görülmeyen ve Peygamber Efendimiz
tarafından yasaklanmış olan bir Câhiliye âdeti idi. Halife Hz. Ebû
Bekir,
konuşulması
dinî
açıdan
sakıncalı
olmayan
sözleri
konuşmamak sûretiyle yapılan bir ibadet ve kulluk çeşidinin
bulunmadığını ve bunun helâl de olmadığını belirterek ondan bu
davranışını terk etmesini istedi. Erkek olsun kadın olsun bir
müslümana düşen görev, kendisine bir peygamber buyruğu
ulaştırılınca ona uymaktan ibarettir. Nitekim Zeyneb de böyle yaptı
ve halifenin emrine uyarak suskunluğunu terk etti.
Susmanın
fazileti
ve
oruçlu
kimsenin
susmasının
tesbih,
uykusunun ibâdet, duasının makbul olduğunu bildiren hadislerle bu
rivayetler arasında bir çelişki söz konusu değildir. Müslümanlar,
lüzumsuz ve kişinin ne dinine ne dünyasına faydası olmayan sözler
söylemekten her zaman sakındırılmış ve böyle kötülüklerden uzak
durmaları istenilmiştir. Çünkü insan, söylediği sözlerden de hesaba
çekilecektir.
Hadisten Öğrendiklerimiz
  1. 1Buluğ çağına ulaşan yetimler vesayetten kurtulur ve kendi
    haklarını kendileri elde ederek her türlü tasarruf yetkisine sahip
    olurlar.
  2. 2Dünya kelâmı konuşmamak sûretiyle Allah’a ibadet ettiğini
    zannetmek bir Câhiliye âdeti olup İslâm’da yasaklanmıştır.
  3. 3Geçmiş birtakım şeriatlardaki yiyip içmemenin yanında
    konuşmama şeklinde oruç tutma âdeti İslâm dininde yoktur.
  4. 4Kişinin faydalı sözleri konuşması, emir bi’l-ma’rûf ve nehiy ani’l-
    münker görevini yerine getirmesi, ilim öğrenip öğretmesi ve Allah’ı
    zikretmesi birer ibadet olup, kötü sözlerden, iftira ve gıybetten, dinine
    ve dünyasına faydası olmayan boş lakırdılardan uzak durması da
    müslümanlığının güzelliğindendir.
  5. 5Müslümanlar, Kur’an ve Sünnet doğrultusunda bir amele teşvik
    edilince ona uymaları gerekir.
    ⟪BOLUM⟫KENDİ BABASI OLMAYAN
    ⟪BOLUM⟫BİRİNİ
    ⟪BOLUM⟫BABASI DİYE GÖSTERMENİN,
    ⟪BOLUM⟫KENDİ EFENDİSİ OLMAYAN
    ⟪BOLUM⟫BİRİNİ
    ⟪BOLUM⟫EFENDİ KABUL ETMENİN
    ⟪BOLUM⟫HARAM OLDUĞU
    Hadisler