Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Birinci Madde

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Akılların, nefislerin ve feleklerin ortaya çıkmasındaki tertip ve düzeni; dört esas unsur dan ortaya çıkan dört keyfiyeti bildirir. Ey azîz! …

BİRİNCİ FEN · BİRİNCİ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Akılların, nefislerin ve feleklerin ortaya çıkmasındaki tertip ve düzeni;

dört esas unsur dan ortaya çıkan dört keyfiyeti bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Hak teâlâ bütün

eşyadan önce küllî akl ı îcat edip yaratmıştır. Buna ilk akıl (the first intellect)

veya ilk cevher de denir.

Hak teâlâ bu ilk akla üç kabiliyet vermiştir ki bunlar; Hakk’ı bilmek, nefsi

tanımak ve muhtaç olduğunu bilmektir. Bu sonuncusu da, kişinin Mevlâsına

muhtaç olduğunun bilincinde olmasıdır. Küllî aklın yukarıda sözünü

ettiğimiz üç kabiliyetinin her birinden farklı bir nesne meydana gelmiştir.

Çünkü her zaman tekten tek ortaya çıkmıştır.

Hakkı bilmekten bir akıl ortaya çıkmıştır ki ona, ikinci akıl derler. Nefsi

tanımaktan bir nefis meydana gelmiştir ki ona, küllî nefis derler. Muhtaç

olduğunu bilme şuurundan bir cisim meydana gelmiştir ki ona; en büyük

felek, atlas feleği , feleklerin feleği, yönlerin sınırlayıcısı ve küllî cisim de

derler. Sözünü ettiğimiz feleğin aklı, ikinci akıldır; nefsi, küllî nefistir.

İkinci akıldan da şu üç kabiliyet ortaya çıkmıştır: Hakkı bilmekten bir

üçüncü akıl, nefsi tanımaktan bir [18/a] ikinci nefis ve Mevlâ’ya muhtaç

olduğunu bilmekten dahi bir ikinci felek meydana gelmiştir. Bu

sonuncusuna burçlar feleği ve sabit yıldızların feleği dahi derler. Bu feleğin

aklı üçüncü akıl, nefsi ikinci nefstir. Üçüncü akıldan da yukarıda sayılan üç

kabiliyet meydana gelmiş ve bu tertip üzere olmak kaydıyla; başka bir akıl,

başka bir nefis ve başka bir cisim ortaya çıkmıştır. Tâ dokuz aşamaya

varıncaya kadar; bu ilk akıldan dokuz akıl, dokuz nefis ve dokuz felek

meydana gelmiştir. Söz konusu dokuz akıl, feleklerin akıllarıdır. Dokuz

nefis, feleklerin nefisleridir.

Dokuz felekten her bir feleğin bir aklı, bir nefsi ve bir cismi vardır. Ancak

bunlar içinde en büyük felek, hepsinden büyük ve bütün felekleri kuşatan

bir basit cisimdir. Onun içinde, bütün sabit yıldızların bulunduğu burçlar

feleği vardır. Onun içinde Zühal (Satürn gezegenin) feleği vardır ki içinde

Zühal’den başka yıldız yoktur. Onun içinde Müşteri (Jüpiter gezegeni)

feleği vardır ki bu felek de sadece ona mahsustur. Onun altında Merih

(Mars gezegenin) feleği vardır ve onda sadece Merih vardır. Onun altında

Güneş feleği vardır ve o felekte bir tek o sultandır. Güneşin altında Zühre

(Venüs gezegeni) feleği vardır ve o da feleğinde tektir. Onun içinde

Utarit’in (Merkür gezegeni) feleği vardır ve o felekte tek yıldız kendisidir.

Onun da içinde Ay feleği vardır ve onda Ay’dan başka bir şey yoktur. Onun

bulunduğu feleğe dünya semâsı derler. Bu semânın aklına onuncu akıl ,

fa‘‘al akıl (the active intellect) ve feyyaz akıl derler ve onun nefsine, şekil

verici ve mutlak tabiat derler. Bunların birbiriyle uyum içinde

bulunmasından ay feleğinin altında dört esas unsur meydana gelir. Onlar

da; ateş, hava, su ve topraktır. Söz konusu unsurlar, burada saydığımız sıra

ile oluşmuşlardır. Dört unsurdan dahi dört keyfiyet/değişim meydana

gelmiştir: Sıcaklık, soğukluk, yaşlık ve kuruluk.

Unsurların birbiriyle uyum içinde olmasından üç bileşik meydana

gelmiştir. Bunlar; madenler, bitkiler ve canlılardır. Canlılar cinsinin en

şereflisi ve en mükemmel donanımlısı şüphesiz insanoğludur. Kâinâtın

ortaya çıkması, insanın yaratılmasıyla ile son bulmuştur. Varlık dairesi

onunla tamam olmuştur. Ve insan, cihandaki varlık ağacının en kıymetli

meyvesi olduğu için, bütün varlıklardan sonra yaratılmıştır. Sözün özü şu

ki; kâinâtın özü ancak insandır.