BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · YEDİNCİ FASIL · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Âlemin meskûn bulunan dörtte birinin, hakîki yedi iklime bölündüğünü
bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki astronomi bilginleri şöyle demişlerdir. Meskûn
bulunan dörtte bir bölgeleri gece ve gündüz farkları bakımından muhtelif
bölümlere ayırmışlar ve bunlardan her birine bir iklim adını vermişlerdir.
Yerkürenin kuzey kısmını açıklayıp güney kısmının durumunu da ona
mukãyese ederek îzah etmişlerdir. Ve yeryüzünün tamamını altmış iklime
taksim etmişlerdir. Buna göre hakîki iklimlerin ayrımını bazen en uzun gün
ile, bazen de ayların sayısı ile belirleyip tesbit etmişlerdir. Çünkü ekvator
bölgesinde bulunanlara göre gece ve gündüz daima on ikişer saat
sürmektedir. Bundan sonra aşamalı olarak güney kutbuna ve kuzey kutbuna
doğru ekvatordan itibaren uzaklaştıkça gece ve gündüz farklılıkları
artmaktadır. Buna göre ekvatora paralel daireler bulunduğunu farz edip her
iki daire arasını bir iklim olarak kabul etmişlerdir. Şu şartla ki oradaki en
uzun gün, ekvator semtinde bulunan bitişiğinden yarım saat fazla olsun.
Yukarıda bahsi geçen taksimle bölgelerin tabiatları, yerleri ve aralarındaki
gece gündüz farklılıkları topluca tayin edilerek bilinmiş ve bir cetvele
kaydedilmiştir.
Çünkü
(bu
taksimât
esas
alınarak
yapılan
bir
sınıflandırmada) herhangi bir enlem dahilinde bulunan şehirler, tabiat ve yer
bakımından ortak değerleri paylaşmaları cihetiyle, iklim şartları bakımından
birbirine eşit olmuşlardır. Birinci iklimde üç dairenin varlığı farz
olunmuştur. Bunlardan biri iklim başlangıcı, diğeri iklim ortası ve üçüncüsü
de iklim sonudur. Geri kalan iklimlere gelince; bunların her birinde ikişer
dairenin varlığı farz olunmuştur ki bunlardan biri iklim ortası diğeri iklim
sonudur. Çünkü burada her iklimin nihayeti, bir sonrakinin başlangıç
noktası olarak belirlenmiştir.
Eski filozolar iklimlerin sayısını sadece yedi ile sınırlayıp ellinci
enlemden sonrası için iklim tasavvur etmemişlerdir. Ancak sonraki devir
bilginleri yedi iklimin gerisindeki yerlerin mâmur ve meskûn olduğunu
tesbit edip altmış altı buçuk enleme varıncaya kadar, yani burçlar kutbunun
dönüş noktasına varıncaya dek ilerlemişlerdir. En uzun güne yarım saat
ilâve ederek taksimâtı sürdürmüşler ve böylece yirmi dört iklim
bulmuşlardır. Bundan da en uzun güne birer ay ekleyerek, doksanıncı
derecede kutuplara gelinceye kadar taksimâta devam etmişlerdir. Böylece
hepsini otuz iklim olarak belirleyip tesbit etmişlerdir. Ancak ekvator
bölgelerinin pek çoğu denizlerle kaplı olduğundan, bilginlerin ekseriyetine
göre birinci iklimin başlangıcının, on iki buçuk derece enlem hizasından
itibaren olduğu kabul edilmiştir. O bölgenin en uzun günü de, takrîben on
iki buçuk saat olarak bulunmuştur. Şu halde en uzun günün bir çeyrek saat
arttığı yer bu iklimin ortasıdır. En uzun günün on üç saat olduğu yer ise,
birinci iklimin sonu, ikincinin başlangıcı demektir. Bu durumda her iklimde
en uzun gün, yarımşar saat ekleyerek ilerlediğimiz vakit yirmi dördüncü
iklime varıldığında, o noktada en uzun günün yirmi dört saat olduğu
görülmüş olur. İşte orası kuzey burçları kutbunun dönüş yeridir. Ancak
bahsi geçen iklimler birbirinden küçüktür. [83/b]
Çünkü birinci iklimin uzunluğu ve genişliği mesafesinden, iknici iklimin
genişliği ve uzunluğu mesafesi daima daha noksan ve daha kısadır. Bütün
iklimler bu tertip üzere gitmekte ve hepsi birbirinden daha dar ve daha
azdır. Bununla birlikte iklimlerin enlemi ekvatordan başlatılıp kutuplarda
(doksanıncı derecede) son bulmuştur.
En uzun iklimin Batı Okyanusu ’nda bulunan Hâlidât Adaları ’ndan
başlayıp Doğu Okyanusu ’nda sona erdiği kabul edilmiştir.

