Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Allah’ın bilinip hissedildiği yerin insan kalbinin derinlikleri olduğunu hadis-i…

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Allah’ın bilinip hissedildiği yerin insan kalbinin derinlikleri olduğunu hadis-i şeriflerle anlatır. Ey azîz! Bilinmelidir ki Hazret-i Habîb-i Ekrem …

ÜÇÜNCÜ FEN · BİRİNCİ BAB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Allah’ın bilinip hissedildiği yerin insan kalbinin derinlikleri olduğunu

hadis-i şeriflerle anlatır.

Ey azîz! Bilinmelidir ki Hazret-i Habîb-i Ekrem (s.a.v.), Hak tealanın

şefkat ve merhameti sebebiyle kullarının kalplerine yakın olduğunu ve

onları gözetlediğini ümmetine müjde ile bildirmiştir. Nitekim hadis-i

şerifleriyle şöyle işaret buyurmuştur: “ Rabbimi sırf nûr buldum ve ben O’nu

müşâhade ettim. ” Ve buyurmuştur ki: “ Gözlerim uyur fakat kalbim uyumaz.

Yaratılmışların Rabbi olan Allah ile daimî huzur bulur.” Ve buyurmuştur ki:

“ Hak teala ile benim öyle bir vaktim olur ki o anda ne Allah’a yakın bir

meleğe (melek-i mukarreb) itibar edebilirim, ne de bir peygambere ilgi

gösterebilirim. Ancak O’nunla meşgul olurum.” Ve buyurmuştur ki;

“ Rabbimin huzurunda gecelerim. Yani gece O’nun huzurunda O’nunla

ünsiyet ederim. Kendisi bana yedirir, içirir.” Ve buyurmuştur ki: “ Beni

gören muhakkak ki Hakk’ı görmüştür. Benimle musafaha eden muhakkak

Hak teala ile musafaha etmiştir. Bu, Allah’ın elidir ki onların elleri

üstündedir. [202] ” Ve buyurmuştur ki; “ Hak teala Hz. Ömer’in lisanı üzere

konuşur.” Ve buyurmuştur ki; “Mü’minin kalbi, Allah’ın evidir.” Ve

buyurmuştur ki; “ Mü’minin kalbi, Allah’ın arşıdır.”

Ve buyurmuştur ki; “ Mü’minin kalbi, göklerden ve yeryüzünden daha

geniştir.” Ve buyurmuştur ki; “ Mü’minin tatlıdır (fürât), [194/b] mü’min

koruyucu ve gözetleyicidir (müheymin).” Ve buyurmuştur ki; “ Muhakkak ki

Allah teala mü’min kulunun kalbinde va’z ve nasihat eder. ” Ve buyurmuştur

ki; “ Muhakkak ki Allah teala mü’minlerin kalbine hayrı ilham eder. ” Ve

buyurmuştur ki; “ Ey benim ümmetim! Sizden, Rabbinizin kendisiyle

doğrudan konuşmadığı hiçbir kimse yoktur.” Nitekim Hak teala “Nefse

birtakım kãbiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin

ederim ki” (Şems, 91/8) âyetiyle bu konuşmayı haber vermiştir.

Ve buyurmuştur ki; “ Bir şey yapmak istediğinde kalbine danış .” Eğer

kalbin sana fetvâ verdiyse, yani doğru bulduysa o işi yap. Çünkü o işte

hayır olduğu için kalbin huzurlu olur. Bir işte şer varsa kalbin onda şüphe

duyar. İnsanlar sana onu yap deseler bile sen onu yapma. Ve buyurmuştur

ki; “ Hak teala her işte merhamet ve yumuşaklığı sever. Hüzünlü ve

merhametli olan kalbe muhabbetiyle nazar eder. ” Ve buyurmuştur ki;

“ Kullarının kalpleri yeryüzünde Hak tealanın sığınacağı yerlerdir. Allah

katında onların en sevimlisi, en hassas ve şefkatli olanıdır.” Ve

buyurmuştur ki; “ Muhakkak ki Allah teala sizin suretlerinize ve

güzelliklerinize bakmaz. Fakat kalplerinize ve niyetlerinize bakar.” Ve

buyurmuştur ki; “ Şefkatli bir anne çocuğunun yetişmesinde nasıl

davranırsa, âlemlerin Rabbi olan Allah teala kullarına ondan daha

merhametli davranır.” Ve buyurmuştur ki; “ Kalbinde gayb âleminin

hazineleri olmayan bir mü’min yoktur. Hak teala bir kuluna hayır murad

ettiğinde, onun için kalbinden bir kapı açıp ona nimetlerinin olağanüstü

güzelliklerini ve yüceliğinin ihtişamını gösterir.”

Ve buyurmuştur ki; “ Dört göze sahip olmayan bir mü’min yoktur. İki gözü

başındadır ki onlar ile görülebilen şeyleri görür. İki gözü kalbindedir ki

onlar ile gaybın işlerini görür. Hak teala bir kuluna hayır murad ederse

onun kalbinde olan basîret gözünü açar. ” Ve buyurmuştur ki; “ Kulların

kalpleri, Rahmân’ın iki parmağı arasındadır ki nasıl dilerse onları öyle

döndürür.” Ve buyurmuştur ki; “ Muhakkak ki Âdemoğullarının kalplerinin

hepsi Rahmân’ın parmakları arasında tek bir kalp gibidir ki her ne tarafa

isterse döndürür.” Ve buyurmuştur ki; “ Doğru kalp (kalb-i selîm) kendini

döndüreni görür.” Rasûlullah (s.a.v) şöyle dua etmiştir; “ Ey kalpleri evirip

çeviren Allah’ım! Kalplerimizi rahmetinle sana kulluk ve itaat üzere sâbit

eyle. Ey merhamet edenlerin en merhametlisi!”

Nazm

1-Çü kalbe nâzil olur pertev-i cemâl-i habîb

Görüne can gözüne bedr-i bâ-kemâl-i habîb

2-Ne iltifâtı kalur kâ’inât lezzetine

Anın ki, canda olur lezzeti visâl-i habîb

3-Ne i‘tibâr ider eşkâl içün hayâle o kim

Hemîşe dilde bulur, zevk-i vecd ü hâl-ı habîb

4-Ne iktizâ eder âb-ı hayât o âşıka kim

Müdâm kalbine dolmuş mey-i zülâl-i habîb

5-Bu dâm u dâneye meyl itmedi o bülbül-i cân

Ki oldu dilde giriftâr-ı zülf ü hâl-i habîb

6-İki cihânı getürmez hayâline aslâ

O dil ki, anda olur dem-be-dem hayâl-i habîb

7-İki cihanda bulunmaz, habîbe misl ü bedel

Eğerçi her dü-cihandır bize zılâl-i habîb

8-Nevâl-i sûreti neyler o mest-i rûhânî

Ki oldu cânı mahabbetle pür-nevâl-i habîb

9-Tulû‘ edince gönül maşrıkında ey Hakkı

Nücûmu mahv eder ol şems-i bî-zevâl-i habîb

Günümüz Türkçesiyle

1-Eğer ki yârin güzelliğinin ışığı kalbe dolarsa, Sevgili’nin dolunay gibi

yüzü, can gözüne görünür.

2-İçinde Sevgili’ye kavuşma hazzı bulunan, kâinât zevklerine niye iltifat

etsin ki?

3-Gönlünde Sevgili’nin aşkı bulunan, yüz güzelliğini hayale niye itibar

etsin ki?

4-Kalbi Sevgili’nin şarabı aşkıyla dolu olan âşık, âb-ı hayatı ne yapsın ki?

5-Sevgili’nin zülfüne ve benine vurulan âşık, akıllıca tuzağa meyl etmez.

6-Gönlünde daima Sevgili’nin hayali olan, iki cihanı aslâ hayaline

getirmez.

7-İki cihanda sevgilinin misli, bedeli bulunmaz. Gerçi her iki cihan da

bize, sevgilinin gölgesidir.

😯 rûhânî mest olan, sûret kısmetini neyler? Ki canı, sevgilinin bahşişi

muhabbet doldu.

9-Gönülden Sevgili’nin güneşi doğunca, ey Hakkı! O batmayan güneş,

yıldızları mahveder.