Marifetnâme · Haziran 27, 2026

Arş-ı a’zamın [381] niceliğini ve onun muhterem taşıyıcılarını bildirir

KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde Üçüncü Madde Arş-ı a’zamın [381] niceliğini ve onun muhterem taşıyıcılarını bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis görüş birliği ile şunları belirtmişlerdir: Bütün âlemleri …

KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde

Üçüncü Madde

Arş-ı a’zamın [381] niceliğini ve onun muhterem taşıyıcılarını bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis görüş birliği ile şunları

belirtmişlerdir:

Bütün âlemleri bir anda yoktan var etmeye gücü yettiği halde, Hak

teâlânın bu âlemi altı günde [382] yaratması, yani Pazar [383] günü başlayıp

âlemdeki bütün varlıkların yaratılışını Cuma günü tamamlamasının sebebi,

kullarına her işte sabır ve teennî ile davranmayı öğretmek ve anlatmaktır.

Nitekim O, azamet ve yüceliği ile şöyle buyurmuştur: “And olsun ki

gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve biz

yorgunluk da duymadık.” (Kaf, 51/38)

Hak Teâlâ kudretiyle arş-ı a’zamı yeşil cevherden yaratmıştır; o cevherin

nûr ve azameti tavsif edilip açıklanması mümkün değildir. Yüce arşın etrafı

kırmızı yâkuttan olup bütün yaratıkların sıfatları ve görünüşleri onda

resmedilip nakşolunmuştur. Kâbe’nin yeryüzündekilerin kıblesi olduğu

gibi, göklerin üstündeki arş-ı rahmân da meleklerin kıblesi kılınmıştır.

Arş-ı a’zamın yetmiş bin dili vardır ki bunlardan her biri başka bir lisanla

Hak teâlâyı tesbih ederek zikreder. Arş-ı a’zamın dört sütunu vardır; her biri

yerin derinliklerine kadar ulaşır. Arş-ı a’zam su üzerinde, su da rüzgar

üzerinde olduğu halde, Allah Teâlâ dört büyük melek yaratmıştır; hâlen

arşın taşıyıcıları onlardır. Kıyamet gününde bunlardan başka dört melek

daha yaratacak, böylelikle âlemlerin Rabbi olan Allah’ın arşının taşıyıcıları

o günde sekize çıkmış olacaktır.

Arşın dört taşıyıcısından her birinin dört yüzü vardır: Biri insan, biri

arslan, biri boğa ve biri de kartal [4/b] şeklinde tasvir olunmuştur. Bu

yüzlerden her biri, yeryüzünde kendi türünden olan yaratılmışlar için

Rezzâk olan Allah’tan rızık talep etmektedirler. Arşın taşıyıcıları devamlı

kıyam halinde ayakta durarak arş-ı a’zamı boyunları üzerine yüklenmiş

durumdadır. Ayakları yedi kat yerden aşağıdadır. Arş-ı a’zamın taşıyıcısı

olan bu melekler Allah’a manevî bakımdan yakın bulunan melekler

arasında, en saygın olanlarıdır. Bu taşıyıcı meleklerden birinin adı İsrâfîl’dir

ki arşın bir ayağı onun boynu üzerinde sağlam bir şekilde sarsılmaksızın

durmaktadır. Hak Teâlâ katında arşın taşıyıcıları arasında en azîz ve kerîm

olanı İsrâfîl’dir; Sûra üfleyecek olan melek budur. Kıyamete kadar levh-i

mahfûza bakar ve Sûra üflemek için hazır vaziyette bekler. Levh-i

mahfûzdan Cebrâil, Mîkâîl ve Azrâil -aleyhimüsselâmın- yapmaları

gereken işleri, durum ve faaliyetleri onlara bildirmek, haber vermek ve

iletmekle yetkilidir.

Arşın taşıyıcılarının her birinin dört tarafa yayılmış dört kanadı vardır.

Bunların bir yarısı buz, diğer yarısı ateştendir; böyle olmakla birlikte

birbirini ne söndürür ne de eritir. Ateş böceği gibi bu iki unsur birbiriyle

uyum içindedirler. Arşın taşıyıcılarının cüsseleri öyle büyüktür ki kulak

memeleriyle boyunları arası kuş uçuşuyla yedi yüz yıllık mesafedir. Bunlara

kerrûbiyyûn ( büyük melekler) de denmektedir. Dillerinden sürekli dökülen

ve virdleri haline gelen şu tesbihattır:

“Subhâne zi’l-mülki ve’l-melekûti. Subhâne zi’l-arşi ve’l-izzeti ve’l-

azameti ve’l-heybeti ve’l-kudreti ve’l-kibriyâi ve’l-ceberût. Subhâne’l-

meliki’l-ma’bûd, subhâne’l-meliki’l-mevcûd, subhâne’l-meliki’l-hayyillezî

lâ yenâmü velâ yemût. Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü’l-melâiketi

ve’r-rûh.” [384]