KİTABIN MUKADDİMESİ · Üçüncü Madde
Üçüncü Madde
Arş-ı a’zamın [381] niceliğini ve onun muhterem taşıyıcılarını bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki tefsir ve hadis görüş birliği ile şunları
belirtmişlerdir:
Bütün âlemleri bir anda yoktan var etmeye gücü yettiği halde, Hak
teâlânın bu âlemi altı günde [382] yaratması, yani Pazar [383] günü başlayıp
âlemdeki bütün varlıkların yaratılışını Cuma günü tamamlamasının sebebi,
kullarına her işte sabır ve teennî ile davranmayı öğretmek ve anlatmaktır.
Nitekim O, azamet ve yüceliği ile şöyle buyurmuştur: “And olsun ki
gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve biz
yorgunluk da duymadık.” (Kaf, 51/38)
Hak Teâlâ kudretiyle arş-ı a’zamı yeşil cevherden yaratmıştır; o cevherin
nûr ve azameti tavsif edilip açıklanması mümkün değildir. Yüce arşın etrafı
kırmızı yâkuttan olup bütün yaratıkların sıfatları ve görünüşleri onda
resmedilip nakşolunmuştur. Kâbe’nin yeryüzündekilerin kıblesi olduğu
gibi, göklerin üstündeki arş-ı rahmân da meleklerin kıblesi kılınmıştır.
Arş-ı a’zamın yetmiş bin dili vardır ki bunlardan her biri başka bir lisanla
Hak teâlâyı tesbih ederek zikreder. Arş-ı a’zamın dört sütunu vardır; her biri
yerin derinliklerine kadar ulaşır. Arş-ı a’zam su üzerinde, su da rüzgar
üzerinde olduğu halde, Allah Teâlâ dört büyük melek yaratmıştır; hâlen
arşın taşıyıcıları onlardır. Kıyamet gününde bunlardan başka dört melek
daha yaratacak, böylelikle âlemlerin Rabbi olan Allah’ın arşının taşıyıcıları
o günde sekize çıkmış olacaktır.
Arşın dört taşıyıcısından her birinin dört yüzü vardır: Biri insan, biri
arslan, biri boğa ve biri de kartal [4/b] şeklinde tasvir olunmuştur. Bu
yüzlerden her biri, yeryüzünde kendi türünden olan yaratılmışlar için
Rezzâk olan Allah’tan rızık talep etmektedirler. Arşın taşıyıcıları devamlı
kıyam halinde ayakta durarak arş-ı a’zamı boyunları üzerine yüklenmiş
durumdadır. Ayakları yedi kat yerden aşağıdadır. Arş-ı a’zamın taşıyıcısı
olan bu melekler Allah’a manevî bakımdan yakın bulunan melekler
arasında, en saygın olanlarıdır. Bu taşıyıcı meleklerden birinin adı İsrâfîl’dir
ki arşın bir ayağı onun boynu üzerinde sağlam bir şekilde sarsılmaksızın
durmaktadır. Hak Teâlâ katında arşın taşıyıcıları arasında en azîz ve kerîm
olanı İsrâfîl’dir; Sûra üfleyecek olan melek budur. Kıyamete kadar levh-i
mahfûza bakar ve Sûra üflemek için hazır vaziyette bekler. Levh-i
mahfûzdan Cebrâil, Mîkâîl ve Azrâil -aleyhimüsselâmın- yapmaları
gereken işleri, durum ve faaliyetleri onlara bildirmek, haber vermek ve
iletmekle yetkilidir.
Arşın taşıyıcılarının her birinin dört tarafa yayılmış dört kanadı vardır.
Bunların bir yarısı buz, diğer yarısı ateştendir; böyle olmakla birlikte
birbirini ne söndürür ne de eritir. Ateş böceği gibi bu iki unsur birbiriyle
uyum içindedirler. Arşın taşıyıcılarının cüsseleri öyle büyüktür ki kulak
memeleriyle boyunları arası kuş uçuşuyla yedi yüz yıllık mesafedir. Bunlara
kerrûbiyyûn ( büyük melekler) de denmektedir. Dillerinden sürekli dökülen
ve virdleri haline gelen şu tesbihattır:
“Subhâne zi’l-mülki ve’l-melekûti. Subhâne zi’l-arşi ve’l-izzeti ve’l-
azameti ve’l-heybeti ve’l-kudreti ve’l-kibriyâi ve’l-ceberût. Subhâne’l-
meliki’l-ma’bûd, subhâne’l-meliki’l-mevcûd, subhâne’l-meliki’l-hayyillezî
lâ yenâmü velâ yemût. Sübbûhun kuddûsün rabbünâ ve rabbü’l-melâiketi
ve’r-rûh.” [384]

![Arş-ı a’zamın [381] niceliğini ve onun muhterem taşıyıcılarını bildirir](/wp-content/uploads/2026/06/marifetname.jpg)