BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · BİRİNCİ FASIL · Dördüncü Madde
Dördüncü Madde
Ateşin lambaya katılması ile ruhun bedene katılmasının bazı yönlerden
benzediğini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar şöyle demişlerdir: Hayvanî ruhun (ruh-ı
hayvanî) bedene olan bağlılığı ve bitişik olması, kandilin içindeki ışığın
fitile olan bağlılığı ve alâkası gibidir. Nitekim söz konusu ateşin fitille olan
alâkası(nı kesmek) bir nefes üfleme ile gayet kolay olduğu gibi, hayvanî
ruhun bedenle olan bağlantısının kesilmesi de, birkaç çekiştirme ile
râhatlıkla mümkün olmaktadır. Ve lambanın fitilini besleyen yağ bittiği
zaman ateşin oradan giderek söndüğü gibi, bedenin hayatiyetini sağlayan
tabiî rutûbet sona erdiğinde ruh ondan ayrılıp gider.
Bir yer ki, eğer orada ateş hava alıp yanmaya devam edebiliyorsa, orada
insan da teneffüs edebilir, ölmez. Ateşin söndüğü bir yerde, insan da nefes
alamaz, helâk olup gider. Bu sebepledir ki madenciler ve kazı çalışmaları
yapanlar herhangi bir mağaraya girmek isterlerse, öncelikle bir kandil yakıp
bunu uzun bir çubuğun ucuna asarlar ve onu öylece mağaranın içine doğru
uzatırlar. Eğer uzattıkları kandil sönmediyse, kendileri de bunun ardı sıra
yürürler. Şayet uzattıkları kandil sönerse, bu takdirde o mağaraya girmezler;
geri dönüp giderler. Nitekim yanmakta olan bir kandilin yağı biterse, fitilin
ucundaki ateş birkaç defa parlayıp (son bir gayretle) etrafa ışık verir. Ancak
bundan sonra söner. Bunun gibi, insanoğluna da ölüm anında bir güç gelir;
kuvveti ziyade olur ki buna “ölüm sıhhati” denir. Ve bundan sonra ruhu
bedenden ayrılıp gider.

