İKİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ÜÇÜNCÜ FASIL · Yedinci Madde
Yedinci Madde
Ayak kemiklerini bildirir.
Ey azîz! Bilinmelidir ki anatomi bilginleri şöyle demişlerdir: Ayaklar
üzerinde durmak için âlet olarak yaratılmışlardır. Bu sebeple ön tarafa
doğru uzatılmıştır. Böylece üzerine basmaya ve ayakta durmaya yardımcı
olsunlar. İç tarafa doğru ortasından ince kılınmışlardır. Ta ki ayakta
dururken, ön tarafı ayağın yönünde olup yürüme sırasında yürüyen ayağın
öne doğru dayanmasıyla yürüyüş düzeni normal olsun. Dikenli yerlere ayak
bastığında tedbirli olup diken ona şiddetle batmasın. Merdiven gibi
basamaklı yerlere ayak tabanı kolay ve sağlam tutunup dışına çıkıp
gitmesin.
Ayağın birçok kemikten meydana gelmesinin nice faydaları olduğu
bilinmiştir. Bunlardan biri şudur ki: Ayak, bastığı şeyi gerektiğinde sağlam
tutarak sabit kalmaya gücü yeter.
Çünkü ayağın bastığı şeyi, el avucunun bir şeyi alıp tuttuğu gibi aldığı ve
tuttuğu kabul edilir. Diğer faydaları, daha önce açıklanan çok kemikli
organların faydalarıyla müşterek bilinmiştir. Bir ayağın kemik sayısı yirmi
altı olarak kabul edilmiştir. Ve bunlardan biri aşık kemiğidir ki topuk
mafsalı onunla tamam olur. Diğeri, ökçe kemiğidir ki ayakta duruşun temel
esasları onunla gerçekleşir. Diğeri üzengi kemiğidir [576] ki ayağın ortası
onunla yerden yükselir ve [benzer şekilde] yine onunla yere gelir. Ayak
bileğinin dört kemiği vardır. Ayak, onlarla tarak kemiğine bitişir. Biri azm-ı
nerdî kemiğidir ki altıgen şeklindedir. Bu kemik ayağın dış tarafından yana
yerleştirilmiştir. Böylece ayağın o tarafta yere basması kuvvetli olmuş
olsun. Beş kemik de tarak için yaratılmıştır.
İnsan ayağının topuk kemiği diğer hayvanların topuklarından daha fazla
küp şekline benzer şekilde yaratılmıştır. Ve ayağın hareketinde en faydalı
kemik, topuk kemiği kabul edilmiştir. Nitekim ayağın sabit durmasında
gerekli olan sistemin en lüzumlu parçası da yine topuk kabul edilmiştir.
Topuk önceden açıklanan iki bölgenin yuvarlak tarafları arasında
yerleştirilmiştir ki topuğu üst tarafından, tepesinden, [121/a] dışından ve
içinden kuşatıp sarmalamış olsunlar. Topuğun iki çıkıntısı baldır
kemiğindeki iki çukura girmişlerdir. Ve bu topuk kemiği, topuk ile ökçe
arasında bir vasıtadır ki onun sayesinde birbirlerine sağlamca bitişmişlerdir.
Topuk kemiği ikisi arasında sağlam bir mafsal olmuştur. Ancak topuk
kemiği ortada bulunup önünden üzengi kemiği bağlantı mafsalı ile ona
bağlı olmuştur.
Üzengi kemiğini arkadan ökçe kemiğine, ön tarafından ayak bileği
kemiklerinin ucuna ve üst tarafından topuk kemiğine bitiştirmiştir. Ökçe,
topuğun altında yerleştirilmiş olup ve kendisi sert olup arka tarafı yuvarlak
yaratılmıştır. Böylece afetlere dayanıklı olup sertçe çarpan şeyleri bir tarafa
atsın. Alt tarafı düz yaratılmıştır. Ta ki düz basması kolay olup bastığı şey
üzerinde rahatlıkla kalabilsin. Büyük yaratılmıştır. Ta ki bütün bedeni
taşımaya gücü yetsin. Şekli düz üçgen olup tedrîcen inceleşerek ayağın
ortasında, dış tarafa ulaştığında son bulsun. Böylece ayak çukuru
arkasından ortasına doğru tedrîcen gitmiş olsun.
Ayak bileği el bileğinin zıddı bulunmuştur. Çünkü ayak bileğinin
kemikleri bir sıra, elin kemikleri iki sıra bilinmiştir. Ayak bileğinin
kemikleri ondan daha azdır. Çünkü tutma ve hareket ihtiyacı elde daha
fazladır. Ayaktan istenilen ayakta durmak ve destek sağlamak olarak
bilinmiştir. Kemiklerin ve mafsalların çokluğu ayakta durmaya ve destek
sağlamaya zararlı olduğu gibi, hiç olmamaları da ayakta durmaya ve destek
sağlamaya yardım etmeyeceğinden, insan ayağı bu şekil üzere yaratılmıştır.
Ayak tarağı, beş kemikten meydana gelir. Ta ki her birine beş parmaktan
biri bitişerek bir sırada dizilsinler. Ayak parmakları el parmaklarından daha
kısa yaratılmıştır.
Çünkü ayaktan istenilen destek sağlamak, elden istenilen tutmak
bilinmiştir. Başparmak iki büyük boğumdan diğerleri ise üçer boğumdan
ibaret olarak yaratılmıştır. Böylece yürüme hareketi düzgün olup yürüyen
kimse salınarak yürüyebilsin. Şu halde, insanın beden binasının direkleri
olarak bahsedilen kemikler, simsimânîlerle birlikte toplam üç yüz kemiğe
ulaşır. Anlatılan düzen üzere bulunan muazzam yapılarında, akıl sahiplerine
muazzam ibretler vardır. Hayranlık uyandıran şekillerinde, Yüce Allah’ın
benzersiz ve kusursuz yaratıcılığını düşünen akıl sahipleri, hayretler içinde
kalırlar. Hayret ehli böyle bir sanatla bezenmiş insan binasından çok ibret
alıp sayısız manevî hazlar duyarlar. “Bütün bunları en güzel bir şekilde
yaratıp suret veren Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih ederiz” deyip
hayretlerini ifade ederler.
“Burada anlatılanları en güzel bir şekilde yaratıp sûret veren Allah’ı her
türlü noksanlıktan tenzih ederiz. O’nun şânı yücedir. Güçlü ve hikmet
sahibidir.”
[574] . Bu kemiğe azm-ı hâsse de denilir (os ileum). Türkçe “sekerden”
derler. Boş böğür demektir. (Şemseddîn-i İtâkî’nin Resimli Anatomi Kitabı,
s. 153.)
[575] . Türkçe uca kemiği ve oturak kemiğidir.
[576] . Zevrak: Kayık demektir.
İki kalça kemiğinin her biri dört kısma ayrılmıştır. Üst ve dış tarafta olanı,
hâzıra kemiği ve harkafa kemiği diye adlandırılmıştır. Ön taraftakileri kasık
kemiği (azm-ı âne) diye adlandırılmıştır. Arka taraftakilere verek kemiği
(azm-ı verek) denilmiştir. İçte ve aşağıda olanlarına budun kabı (hokka’l-
fahz) denilmiştir. Çünkü bunlarda iki kalça kemiğinin yuvarlak başlarının
gireceği çukurlar vardır. Pelvisin iç tarafına erkeklik uzvu (âlât-ı meni),
rahim, makat ve mesane gibi hassas organlar yerleştirilmiştir. İki bacağın
faydası, iki tanedir. Birisi, ayakta ve dik durmaya yarar. Bu iki ayakla
gerçekleştirilir. Diğeri yukarı çıkma, aşağı inme ve düz yerlerde hareket
etmektir. O hareketler bacaklar ve kalçalar vasıtasıyla yapılabilir. Eğer
ayağa bir zarar gelirse, ayakta durmak zor olur. (Ancak zarar bir desteği
gerektirecek kadar değilse) yürüme kolay gerçekleşir. Eğer baldır ve kalça
kaslarına bir zarar gelirse, ayakta durmak kolaydır, fakat yürüme zor olur.
. Bu kemiğe azm-ı hâsse de denilir (os ileum). Türkçe “sekerden” derler.
Boş böğür demektir. (Şemseddîn-i İtâkî’nin Resimli Anatomi Kitabı, s.
153.)
. Türkçe uca kemiği ve oturak kemiğidir.
. Zevrak: Kayık demektir.
Çünkü ayağın bastığı şeyi, el avucunun bir şeyi alıp tuttuğu gibi aldığı ve
tuttuğu kabul edilir. Diğer faydaları, daha önce açıklanan çok kemikli
organların faydalarıyla müşterek bilinmiştir. Bir ayağın kemik sayısı yirmi
altı olarak kabul edilmiştir. Ve bunlardan biri aşık kemiğidir ki topuk
mafsalı onunla tamam olur. Diğeri, ökçe kemiğidir ki ayakta duruşun temel
esasları onunla gerçekleşir. Diğeri üzengi kemiğidir ki ayağın ortası onunla
yerden yükselir ve [benzer şekilde] yine onunla yere gelir. Ayak bileğinin
dört kemiği vardır. Ayak, onlarla tarak kemiğine bitişir. Biri azm-ı nerdî
kemiğidir ki altıgen şeklindedir. Bu kemik ayağın dış tarafından yana
yerleştirilmiştir. Böylece ayağın o tarafta yere basması kuvvetli olmuş
olsun. Beş kemik de tarak için yaratılmıştır.
İki kalça kemiğinin her biri dört kısma ayrılmıştır. Üst ve dış tarafta olanı,
hâzıra kemiği ve harkafa kemiği diye adlandırılmıştır. Ön taraftakileri kasık
kemiği (azm-ı âne) diye adlandırılmıştır. Arka taraftakilere verek kemiği
(azm-ı verek) denilmiştir. İçte ve aşağıda olanlarına budun kabı (hokka’l-
fahz) denilmiştir. Çünkü bunlarda iki kalça kemiğinin yuvarlak başlarının
gireceği çukurlar vardır. Pelvisin iç tarafına erkeklik uzvu (âlât-ı meni),
rahim, makat ve mesane gibi hassas organlar yerleştirilmiştir. İki bacağın
faydası, iki tanedir. Birisi, ayakta ve dik durmaya yarar. Bu iki ayakla
gerçekleştirilir. Diğeri yukarı çıkma, aşağı inme ve düz yerlerde hareket
etmektir. O hareketler bacaklar ve kalçalar vasıtasıyla yapılabilir. Eğer
ayağa bir zarar gelirse, ayakta durmak zor olur. (Ancak zarar bir desteği
gerektirecek kadar değilse) yürüme kolay gerçekleşir. Eğer baldır ve kalça
kaslarına bir zarar gelirse, ayakta durmak kolaydır, fakat yürüme zor olur.
Vücut organlarının hareketlerinin nasıl olduğunu, kasların yapısını ve
kısımlarını, mukavemetlerini ve özelliklerini üç fasılla bildirir.

