Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · Birinci Madde

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · Birinci Madde Birinci Madde Ayın Allah’ın kudretiyle meydana gelen etkilerini bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar söz birliği ile şöyle demişlerdir: Her şeye gücü yeten …

BİRİNCİ FEN · İKİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · Birinci Madde

Birinci Madde

Ayın Allah’ın kudretiyle meydana gelen etkilerini bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki filozoflar söz birliği ile şöyle demişlerdir: Her

şeye gücü yeten kudret sahibi Allah’ın dilemesiyle yüksek cisimlerin,

derecelerine göre aşağı âleme ait cisimlere (ecsâm-ı süflî) çeşitli tesirleri

olmakla, güneşin en fazla etkisi sıcaklığından olduğu gibi, ayın en fazla

tesiri de rutûbetiyle olur.

Bu sebepledir ki Allah teâlâ kendi kudretiyle aya, nice özellikler

vermiştir. Bunlardan biri şudur ki ay deniz tarafından doğduğunda deniz

suyu, ayın tesiriyle med olur; kabarıp sahillere yükselir. Ve ay, denizde

öğlen vaktine (nısf-ı nehâr-ı bahr) gelince denizlerde meydana gelen

kabarma biter.

Ay öğlen vaktinden indiği vakit, denizlerin suyu cezr olur; sahillerden

çekilir. Tâ ki ay oradan deniz ufkuna ininceye kadar deniz suyunun

çekilmesi devam eder ve ay ufuktan indiği sırada söz konusu çekilme sona

erer. İşte böyle, deniz suyunun yükselmesi ve çekilmesi yukarıda anlatıldığı

üzere devam eder. Ayın özelliklerinden biri de şudur ki; ayın peyderpey

artışı (izdiyâd) zamanında yani, kamerî ayın ilk yarısında sıcaklık ve rutûbet

çok olur; damarlar kanla dolar. Kanın kabarması ile (damarları) dolan insan

ve hayvan bedenleri (ayın ikinci yarısındaki günlere nispetle) kuvvetli olur.

Ancak dolunaydan sonra yani, kamerî ayın ikinci yarısında kuruluk ve

soğukluk gâlip olur. Bedenler dört unsurun karışımı ile oluştuğu için,

soğukluk ve kuruluğun etkisiyle kanın coşkunluğu gün be gün azalır.

Dolayısı ile kamerî ayın ikinci yarısında büyüme ve gelişme (birinciye

nisbetle) az olur. İnsan ve hayvan bedenleri (ayın ilk yarısına nisbetle) zayıf

kalır.

Ayın özelliklerindedir ki, ayın ilk yarısında hasta olanların bedenleri

kuvvetli bulunup [55/a] çoğunun hastalığı bu günlerde def olur. Ayın ikinci

yarısında hastalananların bedenleri ise zayıf olacağından, hastalıkları

gittikçe artar. Ayın özelliklerindendir ki, ayın nûrunun arttığı günlerde, ruh

sahiplerinin beyin dokuları güçlü olur; zihnî melekeleri kuvvetle çalışır.

Ayın nûrunun azaldığı günlerde ise, söz konusu zihnî kuvvet ve yetenekler

azalır. Ayın özelliklerindendir ki, ayın aydınlık olduğu gecelerde insan açık

havada uzun süre otursa veya aya karşı uyusa, bedeninde bir gevşeme ve

tembellik meydana gelir; bunun etkisiyle baş ağrısına tutulur, nezle olur.

Ayın özelliklerindendir ki, ayın aydın olduğu gecelerde bir hayvanın eti

açık havada kalsa tez zamanda tadı bozulur ve kokusu değişir. Ayın

özelliklerindendir ki, ayın nûrunun arttığı günlerde nehirlerde ve

denizlerdeki balıklar gayet yağlı olup suyun yüzüne çıkarlar. Ayın nûrunun

azaldığı günlerde ise, balıklar zayıf olur ve suyun dibine dalarlar.

Ayın özelliklerindendir ki; ayın ilk yarısında yerde yaşayan her türlü

haşerât yeryüzüne akın ederler ve çoğalırlar. Yırtıcı hayvanlar ceset yemek

için gayet hırslı olurlar. Ayın ikinci yarısında ise, haşereler ve yırtıcı

hayvanlar bunun tam tersi yönde hareket ederler. Ayın özelliklerindendir ki,

ayın ilk yarısında dikilen ağaçlar fazla uzayıp gelişirler. İkinci yarısında

dikilenler ise ya zayıf kalırlar ya da kururlar. Ayın özelliklerindendir ki,

ayın ilk yarısında meyveler, çiçekler, otlar ve bütün bitkiler fazla büyür,

gelişir. Renkleri gayet canlı olur. Ayın özelliklerindendir ki, ayın ilk

yarısında kamış, keten ve benzeri bitkilerin kurusu üzerine ayın ışığı

vurursa, kısa sürede çürüyüp parçalanırlar. Halbuki ayın ikinci yarısında bu

durum daha az olur. Ayın özelliklerindendir ki, ay küresi sanki bir ayna gibi

yerküreye ve su küresine yönelik bulunduğu için, denizlerin ve karanın

adalarını ve sahillerini, gemileri, dalgaları, dağları, vâdileri, köyleri ve

şehirleri bütün renkleri ve şekilleriyle birlikte bize aksettirip gösterir. Öyle

ki gözlemciler bu aynada yeryüzünü tamamen seyrederler. Ancak bu berrak

ayna bizden çok uzakta bulunduğu için, söz konusu şekil ve yansımaların

birebir ayırt edilip tanınması mümkün olmaz; bilakis bu şekillerin

yansıması sebebiyle ayın yüzü üzüntülü bir sîmâ gibi bulanık ve kederli

görünür. İşte bu manzaraya aydaki lekeler denir.

Diğer gezegenlerin -daha önce saymış olduğumuz özelliklerinin- belirli

saatlerde canlı ve cansız varlıklara olan gizli tesirleri, Güneş ve ayın burada

açıkladığımız tesirlerine kıyas edilerek söylenmiştir. Halbuki âlemin büyük

küçük bütün parçalarına gerçek anlamda etki edenin (müessir-i hakiki)

ancak Allah teâlâ olduğu bilinmektedir. O sebeple burada sözünü ettiğimiz

felekler, yıldızlar, tabiatlar sanki birer dönme dolap, âlet ve hayaller

hükmündedir.

Şu halde, akıp giden bu oluş ve işleyişin içinde gizli mânânın inceliğini

düşünmek, Allah’ın kudretini tanımaya vesile olur. Bu muazzam işleyişin

küçük birer misalinin de insanda olduğunu görmeye bir kapı aralar

ümidiyle, yıldızların ve feleklerin durumlarına ait özet bilgileri

Mârifetnâme ’de bu kadar açıklamakla iktifâ edilmiştir.

Nazm

1-Hamd ol Allah’a ki yektâdır ol

Dahı dânâ vü tüvânâdır ol

2-O’na mahsus u müsellemdir hem

Mû-be-mû cümle umûr-ı âlem

3-Mutasarrıf O’dur eşyaya tamam

Ne havâs arada hergiz ne avâm

Günümüz Türkçesiyle

1-Hamd, bir ve benzersiz olan Allah’a mahsustur. O, yegane kudret

sahibidir, her şeyi hakkıyla bilendir

2-O’na aittir şüphesiz, teslim olmuştur hem de. Büyük küçük her şeyiyle,

cümle âlemin işleri.

3-Eşyaya tamamen O tasarruf eder. Ne ileri gelenler kalır arada, artık ne

de avâm!