Marifetnâme · Haziran 27, 2026

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Beşinci Madde

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Beşinci Madde Beşinci Madde Bedenin değişiminin nasıl olduğunu ve ruhun bâkî oluşunu bildirir. Ey azîz! Bilinmelidir ki hikmet ehli şöyle demişlerdir: İnsan ruhunun değişken …

BİRİNCİ FEN · ÜÇÜNCÜ BÂB · ONUNCU FASIL · Beşinci Madde

Beşinci Madde

Bedenin değişiminin nasıl olduğunu ve ruhun bâkî oluşunu bildirir.

Ey azîz! Bilinmelidir ki hikmet ehli şöyle demişlerdir: İnsan ruhunun

değişken olmayıp bedenin değişken olmasının sebebi şudur ki ruh, ulvî

âlemden gelmiştir. [108/b] Ulvî âlemde ise oluş ve bozuluş olmadığından

onun bir parçası olan ruh da bir hal üzere kalmıştır. Bedenin parçaları ise bu

süflî âlemden alınmıştır. Süflî âlem ise oluş ve bozuluş mekânıdır. Çünkü

beden dört unsurdan yaratılmıştır. Bu sebeple insanın yaratılışı, oluş ve

bozuluş âleminin bir kısmı olarak bulunmuştur. Parçalar ise daima bütüne

dönmekte olup bütün de parçalarına meyleder ve ona akıp gider, diye

bilinmiştir.

Parçanın bütüne döndüğünün delili şudur ki insan, nihayetinde yaşlanarak

ruh âlemine döner. “Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz”

(Bakara, 2/156) âyeti hükmünü bulur. Bütünün parçasına meylederek akıp

gitmesinin delili ise daima ilâhî feyzin akl-ı kül vasıtasıyla mülk âlemine

inmesidir. Nitekim “Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah’a

mahsustur” (Fâtiha, 1/2) âyet-i kerîmesi buna âdil bir şahittir. Şu halde

bütün parçasına meyilli ve akıcı olduğu gibi parça da bütüne döner ve ona

meyleder. Parçanın bütüne döndüğünün bir delili, insanın aç ve susuz

olmasıdır. Çünkü bedenin parçalarının bütün tarafına dönüşü her an

olmaktadır. Her zaman bedene zafiyet ve noksanlık gelir. Yemeye ve

içmeye girişmek, bedenden noksanlaşanların yerine geçiş demektir. Yani

unsurlar tarafına giden bedenin parçalarının yerine gıdadan bedene yenisi

gelir ve yine beden ondan kuvvet bulur. Çünkü bedenin gıdası yine onun

aslı olan unsurlardan elde edilen bitki ve hayvandır. Öyleyse hakikatte

bedenlerimizin beş senelik parçaları tamamen bozularak anbean tedrîcen

bedenimizden dışarı çıkarak bütüne gider.

Mesela elli beş yaşımızda iken bedenlerimizde olan parçalar, elli

yaşımızda iken olan parçalarımızdan başkadır ki bunlar, bedenden giden

kısımların yerine gelerek, tedrîcen onların yerini doldurmuşlar ve şekillerini

almışlardır. Ancak bu halleri bilmeyenler bedeni ruh gibi bir hal üzere sabit

kalır, zannetmişlerdir. Bunun misali şöyledir ki bir kimse çölde bir çadır

dikse, çadırın direklerinin ve iplerinin hepsi siyah olsa, o kimse haftada bir

defa varıp bir siyah direği çıkarıp yerine beyaz bir direk çaksa, bir siyah ipi

çözüp yerine beyaz bir ip bağlasa, bu minval üzere tam bir sene siyah

direkler ve iplerin hepsini söküp yerlerine beyaz direkler çakıp ipler

bağlasa, bu değişimi bilmeyenlere o çadır, yine geçen senedeki dikildiği

üzere bütün parçalarıyla duruyor, görünür. Hâlbuki onun bütün direkleri ve

ipleri değişmiş ve başkalaşmıştır. Bu beyaz direkler ve ipler o siyah direkler

ve iplerin gayrısı olduğu gibi, insan bedeni de her an, zerre zerre, içten ve

dıştan değişip gidenlerin yerlerine yenileri besinlerden toplanıp gelerek, her

beş senede bir kere tamamen değişip dönüşmüş olur, diye bilinmiştir. İşte

parçanın bütüne, bütünün de parçaya meyli bu deliller ile ispat edilmiştir.

Hakikati yine de Allah teâlâ bilir.